1. annenin kardeşi.

    dayım enteresan adamdır. çocukluğu mersinde,lise yılları istanbulda geçmiş. ben lise yıllarından sonrasını bilirim,hem gözlemimden hem babamın anlatmasıyla.

    ne tesadüftür ki,yine çamlıca'da hababam sınıfına benzer bir lisede okumuş,47 doğumlu olduğuna göre sanırım 61-63 arası falan olmalı. ağaçların içinde bir okulmuş öğretmenleri gelmeden camlardan sokaktan geçen simitçiye seslenir,okula! çağırır,adamcağız ev yerine sınıfa girince şok olurmuş.
    okulun köpeğini de okula yazdırmışlar , hıfzı havlaryan diye. yoklamada yerine imza atarlarmış,hoca sorarmış,hıfzı nerede,derlermiş "hasta hocam gelmedi" , "annesi hasta memlektine gitti" vs. tam hababam yani.
    sonra istanbul üniversitesini kazanmış,gazetecilik. yurt dışı da gördü,fransızcası da vardı hatırladığım kadarıyla.
    düğün fotoğraflarını görmüştüm,büyük papyonlar,high street tarzı colormatik gözlükler,janti adamdı. beyaz pantolonlar,ütülü kolalı gömlekler.

    içkiye verdi kendini sonra. 77-78'den sonra ( vermiş daha doğrusu. ben 90'lardan sonrasına şahitim tabii)

    bir kargo şirketi kurdu,izmir'e taşındı. bir ara konak'da restaurant falan da işletti yanlış hatırlamıyorsam.

    nissan sunny'si vardı,tanıdığım tek nissan'ı olan adamdı dayım

    babam anlatıyor, bir iş için gitmiş izmir'e,çok ısrar etmiş dayım,onlarda kalmış,bir gece uyanmış saat 03:00'mü ne,bi bakmış,dayı uyanık,rakı içiyor. ama sadece rakı. su yok,bir meze,fındık fıstık yok,hiç bir şey yok yani. sadece rakı.
    "abi" demiş bu böyle içilmez. "yapma" demiş.

    dayım yanlış evlilikden içki içerdi,ama çok içerdi.

    bir gün babamla urla'ya gitmişler,arabayı park etmişler,hemen deniz karşısına. bir koruluğun içinden geçerek hafif tepede yer alan bir restauranta gitmişler,oturmuşlar denize karşı,iki duble rakı söylemişler,dayım demiş ki "aşağıdaki mezarlıkdan yer aldım,şu koruluğun hemen yanında" (tam şarkılardaki gibi değil mi? beni ararsan ya meyhanedeyim ya da karşısındaki mezarlıkda)

    sanırım 95 yılıydı.

    dayım 98'de öldü. sirozdan.

    ona dair duyduğum son anı,annemin izmir'de onu son gördüğü ana dairdi. ege ünv tıp fakültesi hastanesinde yatıyordu,onu son gördüğünde annem, dayım sırtüstü yatıyormuş,ki sırtüstü yatmayı hiç sevmezdi,ciğerleri su toplamıştı sanırım,onun için sırt üstü yatırıyorlardı,son kez bakmış anneme "beni buradan götürün" der gibi.

    rahmetli anneannem huyumu falan çok benzetirdi dayıma çok hoşuma giderdi. sen de dayın gibi tutumlusun derdi,onun gibi boylu poslusun derdi.sen de sırtüstü yatamazsın derdi.

    anneannemin bilmediği bir şey vardı,benim de onun gibi derdimi sıkıntımı içime attığımı bilmezdi.

    dayı.annenin kardeşi.

    urla'da,denizin karşısında zeytinalanı mezarlığında,yerin bir metre seksen santim altında.

    doğum günün kutlu olsun.
  2. amcalar genelde sert, mesafeliyken dayilar hep sıcak ve samimi olmuştur.

    bence sebebi dayiyla annenin kardeş olması. yani mesela ablama gidiyorum kicimi devirip yatıyorum, bir yemek yapsana diyorum, çorapları sağa sola atıyorum falan. yani çocukluğumda nasilsam öyleyim. şimdi fark ettim de iğrenç de bir adammisim.

    birader yarın evlense evine gittigimde bu rahatlığı bulmam mümkün değil. bırak uzanmayi oturup kalkmaya bile dikkat etmek gerek. yani yenge ne kadar aileden de sayilsa bir mesafe oluyor. bu mesafe kişilerle iletişimi de etkiliyor, mesela ablamın oğluna "gel buraya çapkın pezevenk!" diyebilirim ama biraderin çocuğuna diyemem, yenge arıza çıkarabilir.

    işte bence bu yüzden dayilar daha rahat, sıcak biraz da yavsaktir. bir de her ailede muhakkak mirastan daha çok pay kapmaya çalışan, saçma sapan işlere girip batıran sonra da kardeşlerine borç takan bir amca ya da dayı vardır. sizde yoksa o kişi babanizdir.
  3. https://eksisozluk.com/annenin-payina-dusen-mirasi-hacilayan-dayi--4757435

    ekşi'de şu başlığı gördüm, yazasım geldi. zaten kendim de daha önceden bahsetmiştim dayılar biraz yavşak olur diye.

    neyse efendim, bizde 4 dayı vardı, en iyisi, en sevdiğim, en masum dayım 37 yaşında kalp krizinden rahmetli oldu. geriye kalan 3 dayının hepsi birbirinden yavşak.

    mesela bir tanesi balığa gidecek, yanına abisinin çocuklarını alıyor, ama ablalarının çocuklarını götürmüyor. üstelik de aşağı yukarı aynı yaşlardayız, deli gibi gitmek istiyoruz. ama yok kız çocuğunun çocuğu olmak bile kusur sayılıyor.

    yine mesela artık ergenlik dönemlerinde araba sürmeye heves edilmiştir, ehliyet yaşı yaklaşmaktadır. en küçük dayıma yalvarıyorum araba sürmeyi öğretsin diye. yaşım 16-17 hani çok küçük de değilim. gene öğretmiyor. türlü bahaneler... sonra aradan birkaç yıl geçiyor, o dayım abisinin 13 yaşındaki oğluna araba sürmeyi öğretiyor. bana satmak için söz verdiği külüstür arabasını yaşı yutmayan başka bir yeğenine hediye ediyor. tabii o da abisinin oğlu. he ben neden sürekli dayımlardan böyle beklenti içindeyim? çünkü peder biz küçükken vefat etti, baba tarafı da bunlardan beter olduğundan kaldık bir başımıza.

    miras meselesine gelecek olursak, 9 daire 3 dükkanlı bir apartman var, hepsi dedemin üstüne. dayımlar dedemin son senelerinde dedemden imza alıp malları üstlerine geçirmek için kırk takla attılar. dedem, allah rahmet, eylesin yapmadı bunu. bu sefer de tehditlere falan başladılar. direkt bize bir şey demeye cesaret edemediler, çünkü birader de ben de artık kazık kadar olduk ama küçük teyzeme yüklendiler. kocası kendi halinde çok mülayim bir adam. ona diş gösterdiler. yine de avuçlarını yaladılar.

    en son şu küçük dayım, sözde birilerine borç yapmış, 100.000 lira. yine sözde borçlularından kaçmak için ortadan kayboldu, yine sözde alacaklıları eve gelip dayıyı sormuş... anneannem yalvar yakar kızlarına gitti, para, bilezik ne varsa topladı. annem gibi parası olmayana da kredi çektirdi. hatta benden bile 50.000 lira istedi. nihayetinde 100.000 liraya yakın para borç harç bulundu ve dayıya teslim edildi.

    sonuç: dayı eve döndü, bir hafta sonra falan yine kayıplara karıştı. metresi mi falan da olabilirmiş. bir de son anda aklıma geldi, dayım, kardeşlerin ortak olduğu 3 tane de arsa satıp yemiş, değeri yine yüz binlerce lira. bizimkiler çok sonradan öğrendi.

    evet, böyle bir dayı olmamak için kendimi şimdiden yetiştirmeye çalışıyorum. ihale bizim biradere kalacak gibi. :d
  4. ya mafyadir ya da ankarada oturuyordur.
    seed
  5. eger sizin ailede böyle bir dayı yoksa o dayı sizsiniz.
  6. hangi ülke de yaşıyorsanız, o ülkenin başkentinde yaşayan bir adet " dayınız " varsa sırtınız yere gelmez. bu kişiyle illa ki kan bağınız olması gerekmez. sonuçta günümüzde her şey karşılıklı çıkar ilişkisine dayanmaktadır.

    herkes dayısıyla alakalı olumsuz şeyler yazmış. demek ki bizde bir anormallik var. bizde de amcalar çakal, dayılar koruyup kollar.