• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.53)
dead poets society - peter weir
50'lerin welton akademisi, ciddi, disiplinli ve akademik çevrelerde saygınlığı yüksek olan bir okuldur. okul yönetiminin muhafazakar ve ortodoks tavırları okulu öğrenciler için sıkıcı ve bunaltıcı bir hale getirmektedir. fakat yeni ingilizce öğretmeni john keating'in okula atanmasıyla çok şey değişecektir.
  1. carpe diem i dillere pelesenk eyleyen film.
  2. !---- spoiler ----!

    kapitalizm ahlakının gençlere sunduğu iyi ve doğrunun aslında bir çeşit köleleştirme olduğunu vurgulamaya çabalayan film. tüm öğrencilerin babası kariyerli güç sahibi kimseler, çocuklarının da doktor mühendis avukat vs olmasını arzuluyorlar(parayı basıyorlar haliyle)

    fakat ortada bir şiir mevzusu var, şiirin insanı etkilemesi, ruhuna hitap etmesi, sürekli iyi bir kariyer uğruna kırbaçlanan gençlerin şiir yoluyla bir hissiyat yakalaması kıvılcımı yakıyor.

    john keating-robin williams öğrencilerde bu ışığı yakan kişi oluyor. filmde ölü ozanlar derneğinin buluşma mekanının kızılderililerin son mağarası olması vurgusu, avrupadan amerikaya göçüp yerlileri öldüren vahşi kapitalizme gönderme yapıyor.

    sanat ışığını yakan öğrenci milleti carpe-diemi keşfediyor. fakat aileler de boş durmuyor, baskılamaya devam ediyor tiyatro yapmak isteyen bir öğrenci babasının gaddarlığı yüzünden yapamayınca intihar ediyor. olaylar gelişiyor hoca okuldan gönderiliyor.

    film yumruğu son sahne de indiriyor, çocuklar despot müdüre karşı gelip sıraların üzerine çıkıyorlar, insan gözyaşlarını tutamıyor bu sahnede.

    !---- spoiler ----!

    etkileyici, muhteşem göndermeleri olan bir film, tekrar bile izlenebilir.
    abi
  3. 'burada boru döşemiyoruz. şiirden söz ediyoruz...... şimdi o sayfayı yırtmanızı istiyorum.'

    'bir şey bildiğinizi sandığınız zaman ona farklı bir açıdan bakın.'

    o captain! my captain!
    yalan
  4. izlediğim günden beri carpe diem cümlesini duyduğum aklıma gelip beni hüzünlendiren film. öyle bir son hayal etmemiştim çünkü ben.
  5. edebiyat öğretmeni john keating rolündeki robin williams'ın sınıfta öğrencilere "şiir" hakkında şu cümleleri söylediği sahne aklıma bir mıh gibi saplı kalmış 1989 yapımı harika film:

    kim ne derse desin, dünyayı kelimeler ve fikirler değiştirebilir. bay pitts'in (öğrencilerden biri) gözlerinde garip bir bakış görüyorum. "19 yüzyıl edebiyatının işletme veya tıp fakültesiyle ne ilgisi var?" der gibi bakıyor. değil mi? olabilir. siz de ona katılıyor olabilirsiniz bay hopkins (diğer bir öğrenci). evet, "bay pritchard'ı çalışalım (edebiyatçı) kafiye ve vezin öğrenip başka emellere ulaşma peşinden koşalım" diye düşünüyor olabilirsiniz. size bir sır vereceğim, toplanın. toplanın! şiiri cici olduğu için değil insan ırkının birer mensubu olduğumuz için yazıp okuruz. ve insan ırkı, tutku doludur. tıp, hukuk, işletme, mühendislik... bunlar asil meşgalelerdir ve hayatı sürdürmek için gereklidir. ama şiir, güzellik, romantizm, aşk... bunlar, hayatı uğruna sürdürdüğümüz şeylerdir. whitman (şair) der ki: sürekli yinelenen sorularla yaşayan ben. sonsuz vefasızlık trenlerinde yaşayan ben. ahmaklarla dolu şehirlerde yaşayan ben. bunlardan hangisi daha iyi, ben mi yoksa hayat mı? cevap: senin burada olman. hayatın varoluşu ve kimlik. güçlü oyunun devam etmesi ve siz de bir dörtlüğüne katkıda bulunabilirsiniz. güçlü oyunun devam etmesi ve siz de bir dörtlüğüne katkıda bulunabilirsiniz. sizin dörtlüğünüz ne olurdu?
  6. dead poets society (ölü ozanlar derneği), peter weir yönetiminde 1989 yılında çekilmiş bir filmdir. en iyi özgün senaryo akademi ödülü'nü almıştır.