1. zaman yolculuğu ile geçmişe gidip bekar dedemizi öldürürsek; babamız, dolayısıyla zaman yolcusu biz doğmayız. o halde geçmişe gidip dedemizi öldüremeyiz.

    fakat:
    "paralel evrenler teorisine göre dedesini öldüren kişi gelecekte var olmasa da dedesini öldürdüğü zaman diliminde yaşamını sürdürebilir, dedesini öldürdükten sonra evren dallanır ve dedesi başka bir evrende var olmaya devam eder. dedesini öldürür ve tekrar zaman yolculuğu yaparak günümüze gelirse babası hiç doğmamış olacaktır ama kendisi bunların dışında kalarak var olmayı sürdürecektir buna zamandan bir süreliğine ayrılma denilebilir, mutlak bir yaşam sonucu çıkar zaman yolculuğu yapan kişiye."(vikipedi)

    (bkz: predestination - peter spierig ve michael spierig)
    abi
  2. bilinen adıyla yazgı ya da dede paradoksu. bilmeyen aslında çok azdır bunu. bir zaman makinesiyle geçmişe gidip dedeniz henüz çocuk yaştayken onu öldürmeniz üzerine kuruludur. olayı paradoks yapan şu. geçmişe gidip dedenizi öldürürseniz babanız ya da anneniz hiçbir zaman doğmamış, dolayısıyla sizi de yapamamış olacaklar. bu durumda siz dünyaya gelmemiş olacağınız için dedenizi öldürecek kimse de olmayacak ve dedeniz evlenecek, onun çocuğu anne/babanız onun çocuğu da siz olacaksınız ve geçmişe gidip dedenizi öldüreceksiniz.

    içinden en çıkalamayan paradokslardan biri olmasının sebebi insanlığın henüz tam olarak belli bir zemine oturtamadığı zaman olgusu üzerinde dönmesi. ama geçen günlerde hakkında ilginç bir çözüm okudum. olayı paralel evrenlerle çözmeye yönelik bir çözüm. zamanda geriye gittiğinizde, gittiğiniz geçmiş sizin gerçek dedelerinizin yaşadığı geçmiş olmuyor, paralel bir geçmiş oluyor. dedenizi öldürme kararı verdiğinizde de zaman bölünüyor ve iki ayrı gelecek olmuş oluyor. yani bir evrende dedeniz hala yaşıyor ve kendinin paralel evrendeki bir halini öldürecek çocuğun anne ya da babasını dünyaya getiriyor.

    kimi kabul eder kimi etmez çözümü. benim açımdan güzel ve mantıklı. nesi mantıklı diyebilirsiniz elbette de burada paralel evrenlere inanıp inanmama söz konusu.

    ayrıca bu konu üzerine geçtiğimiz sene bir film yapılmıştı direkt predestination ismiyle. senaryosunda açıklar olmasına rağmen güzel bir filmdi. spoiler olmadan bahsetmek zor olduğundan bir şey demiyorum oturun izleyin.
    jimi
  3. robert a. heinlein tarafından yazılan ve gerçekten çok kısa bir öykü olan all you zombies öyküsünde anlatılır bu paradoks.predestination filmi de bu öyküden uyarlanmıştır.
    ister kısacık öyküyü okuyun, ister filmi izleyin sonunda "nasıl yani?" diyeceksiniz.
  4. hemen hemen herkesin bildiği bir paradokstur. zamanda yolculuk konusu geçince mutlaka değinilir buna da. predestination filminin de (zaten ingilizcesi predestination paradox'tur) ana konusudur.

    paradoksu özetleyecek olursam. eğer zamanda geriye gidip dedemizi öldürürsek ne olur sorusudur. dedemizi öldürdüğümüz için biz hiçbir zaman var olamayız. bu durumda zamanda yolculuk yapıp cinayeti gerçekleştiren kişi var olmadığı için dedemiz yaşamına devam eder. dedemiz yaşamına devam edince biz doğarız ve zamanda yolculuk yapıp dedemizi öldürürüz... içinden çıkılması imkansız gibi duran bir paradoks. ama konu zaman olunca imkansız diye bir şey pek mümkün değil gibi.

    geçtiğimiz günlerde bir çözümünü duydum ve gayet de mantıklı geldi (paralel evrenlere inananlar için tabii ki). çözüm şöyle: şu anda yaşadığımız evrene a evreni diyelim. zamanda yolculuk yaptığımızda gittiğimiz zaman dilimi a evrenine ait değil (x-y düzlemi gibi anlaşılmaması için x ve y kullanmadım). gittiğimiz zaman dilimi b paralel evrenine ait. oradaki dedemizi öldürürsek oradaki biz doğmamış olacak sadece. biz yine a evreninde doğabileceğiz. sadece dedemizin bir başka evrendeki halini öldürmüş olduk. teknik olarak kendi dedemiz bile değil aslında. saçma bulan olur kabul eden olur. herkesin kendi görüşü. şu anlık teknolojimizle test edemediğimiz için sadece fikir yürütebiliyoruz.

    edit: biberbey'in uyarısıyla buna benzer bir yorumu zaten yaptığımı fark ettim. bu yorumda olayı biraz daha açıklamışım ama sanırım :)
    jimi
  5. bu paradoksu duyunca nedense aklıma hep (bkz: predestination) gelmektedir.
  6. burada paradoks'tan bahsedilemez. geçmişe yolculuk imkansız olduğu için paradoks kelimesinin ruhuna aykırı bir paradoks olmuş.

    paradoksun kelime anlamı için wiki şunu söylüyor ;
    görünüşte doğru olan bir ifade veya ifadeler topluluğunun bir çelişki oluşturması veya sezgiye karşı bir sonuç oluşturmasıdır. çoğunlukla, çelişkili görünen sonuç veya sonuçların aslında çelişkili tarafları vardır.

    eğer dede paradoks'unu paradoks kabul edersek ki ben de size yeni paradokslar ile saçmalayabilirim.

    1-havada durdum şahitlerim var;
    şimdi eğer bir kişi havada durabiliyor ise ve eğer şahitlerinin de olduğunu söylüyor ise o şahitler nerede? şahidi yok ise havada nasıl durmuş? bu tam bir paradokstur.

    2-sen üç milyar yediyüz elli milyon parayı sen ne yaptın?
    bu da bir paradoks, bu parayı adam çekmişse bu parayı ne yapmıştır belli olmadığı için bu da tam bir paradokstur. bu para bu durumda hiç olmamıştır.

    paradoks için gerçek bir örnek verelim girit paradoksudur

    kendisi bir giritli olan epimenides ölümsüz bir ifadede bulunmuş,
    yalancı paradoksu veya giritli paradoksu olarak da anılmıştır.

    paradoks şuradan kaynaklanmaktadır:

    eğer "tüm giritliler yalancıdır" önermesini doğru kabul edersek, kendisi de giritli olan epimenides'in yalancı olması gerekir. eğer epimenides yalancıysa, tüm söyledikleri gibi, "tüm giritliler yalancıdır" önermesinin de yanlış olması gerekir. doğru söylediğine inanırsak yalan söylediğini anlıyoruz. önermenin hem doğru hem yanlış olduğu sonucu çıkar.
    eğer "tüm giritliler yalancıdır" önermesi yanlış kabul edersek, kendisi de giritli olan epimenides'in doğru söylüyor olması gerekir. şu halde, "tüm giritliler yalancıdır" önermesi doğru olmalıdır. yine çelişkili bir sonuç çıkar.
    bir önerme hem doğru hem yanlış olamaz.
  7. paradokslara baktığında tecrübe edemeyeceğimiz şeylerdir teması gereği. tüm paradokslar gibi bu da beyin jimnastiğinden öte değil. seviyoz çıkmazları.

    (hastasıyız)dede paradoksu.
    zaman dediğimiz şey var mı yok mu, kime göre, neye göre değişiyor veya değişmiyor mu, bana göre iki dakika sana göre şam' da kayısı mı ne? bunları bilirsek, hakkındaki paradokslara harcadığımız zaman bizi biraz üzecektir.

    solucan deliği paradoksu vardı.
    bu delik, geçmiş ile gelecek arasında aynı ortama açılan kapıdır. bir ucunda şimdiki haliniz, diğerinde ise gelecekteki haliniz. bu gelecek dediğimiz yer 1 dakıka sonrası olarak kabul edilir çoğunlukla.

    geçmişteki haliniz, silahı doldurur ve aynı ortamdaki diğer ucuna gider ve delikten baktığında 1 dakika önceki halinizin silahı doldurduğunu görür ve o anda elindeki silahla nişan alır ve ateş eder geçmişe...

    şimdi!
    insan sonuca odaklı yapısı gereği genelde şu soruyu soruyor: 1 dakika önceki halini öldürürse ne olur?
    bu soru merminin delikten geçip, geçmişe ulaşacağını varsayarak soruluyor belli. ama şu var ki; mermi o delikten geçecek mi? ya da sen 1 dk sonrasına gidebilecek misin? zaman göreceli ise geçmişteki sen, deliğin aynı ortamdaki diğer ucuna yürüyebilecek misin? silahı doldurabilecek misin? bu sorulara cevap verecek algıya bile sahip değiliz.

    soru sormak, cevaplayabilmekten çok daha geniş bir zekaya sahip olmayı gerektirmez mi?.

    aklıma geldi, nereden geldiyse.

    ...
    ..
    baş ağrısı
    ne başı?
    kuş başı
    ne kuşu?
    muhabbet kuşu,
    ne muhabbeti?
    geyik muhabbeti.
    ne geyiği?
    dağ geyiği.
    ne dağı?
    ağrı dağı.
    ne ağrısı?
    baş ağrısı.
    ne başı?
    kuş başı
    ne kuşu?
    ...
    ..
  8. paralel evren ile ilişki kurup paradoksu çözmek mantıklı gibi. ancak gelgelelim;

    şimdi paralel evren dediğimiz olay; aynı anda yaşanan ve aynı veya farklı yaşayışlara sahip bir çok zaman dilimini kapsıyor.
    sayısını bilmiyoruz ama eğer paralel evrene inanıyorsak bunun yalnızca 1 tane olmadığına da inanıyoruz.

    şimdi ben a evreni 2017'sinde geçmişe gittiğimde, atıyorum b evreni 1950'sine gidip dedeyi öldüreyim. ne oldu? banim a evrenimdeki dedemin yaşantısına zeval gelmedi, dolayısıyla geçmişe gidip gelmemin hiç kimseye bir faydası ya da zararı olmadı.

    ...mı acaba?
    ya o garibim b evrenindeki ben? hatırlarsanız a evreni 2017'sinde b evrenindeki ben de 2017'deydi. (paralel ya, o bakımdan.)
    biz gittik adamın dedesini öldürdük.
    b evreninde artık ben yokum. dolayısıyla b evrenindeki ben'in dedesi de yok.
    o zaman benim için b evreni diye bir şey yok. (en azından benim için.)

    diyeceksin ki "sen olmasan da paralel evrenler devam eder, sen yoksun diye yok olmazlar."
    tamam.
    o halde başka bir evrende ben hiç doğmamış olabilirim. dedem de doğmamış olabilir. sen nasıl gittin belki 1 belki binlerce evren arasında tam da benim evrenimle - geçmişe dönme anına kadar- aynı olan evreni denk getirdin?

    yoksa paralel evrenler, biz geçmişe gidip bir değişiklik yaptığımızda mı ortaya çıkıyor?
    a evreninden kalk, geçmişe git. geçmişte dedeni öldür. hoop, zaman kırılması. a evreninde 2017 yılına kadar zaten gelmişiz. o halde zaman kırılması ile dedeyi öldürdüğün an bir b evreni yaratmış oluyorsun. dedesiz hikayeler orada devreye girip b evreni yaşamına devam ediyor.

    geçmişten günümüze dönüyoruz; dede paradoksu hâlâ ortada. neden? ben 2017'deysem dedem ölmemiş demektir.

    falan filan.

    eklemeden geçemeyeceğim;
    hem neden öldürüyorsunuz ki dedenizi? hiç mi güzel insanlara rast gelmediniz: (bkz: dedeye sahip çıkalım)
  9. paralel evren teorisi dede paradoksunun cozumu degildir sadece baska bir paradoks yaratir. dedenin oldugu zamanda yeni bir paralel evren devam eder ama dedeyi olduren kisinin hangi evrene donecegi paradoksa girer. zaman makinesi ile zamanlar arasi yolculuk yapiliyorsa boyutlar arasi gecis olmayacaktir ve hic varolmamis bir zamana yolculuk yapip yapamayacagi ikilemde kalir.

    kafalar yaniyor tabi.