1. bir tartışma esnasında karşı tarafın tezlerini çürütmek için tartışmaya ana unsur, muhatap kabul edilen jüri, birey ya da toplumun duygularını ve içinde bulundukları vaziyeti kullanarak kendi tarafına çekmeye yarayan, etik olmayan hitabet tekniği.

    ayrıca kişinin, bir konu üzerine konuşurken, ilgili konunun kendisine ya da savunduğu fikre zarar getireceğini düşündüğünde konuyu dağıtmak ve başka mecralara kaydırmak için inceden inceden yaptığı dolaylandırmalarla konuyu ağdalandırıp lüzumu bulunmayan detaylara ve ilgili konudan çok farklı alanlara kaydırmak sureti ile yaptığı ana konudan saptırarak uzaklaştırma çabası.
  2. kavramin köklerine bakildiginda, demagoglarin antik yunanda, halki, siyasi kararlarda aydinlatan, yol gösteren, saygideger konusmacilar olduklari görülmektedir(bkz. perikles).

    kavramin bugünkü anlami, daha cok negatiftir.
    bugün, demagoji, kitlenin duygularina, icgüdülerine, önyargilarina hitab ederek, onlari pohpohlayarak, hatta kiskirtma ve yalana basvurarak, belirli bir siyasal hedef icin, propaganda yapmaktir.

    gercekleri, abartmak yada fazla basitlestirmek, ulasmak istedigi hedefin, herkesin istedigi bir hedefmis gibi göstermek ve ulasilmak istenen hedefin, sadece kendisinin önerdigi yol ve sekille mümkün oldugunu iddia etmek, demagoglarin basvurduklari yöntemler arasindadir.
  3. kısaca laf ebeliği. tartışma zeminini kaydırmak, bahis mevzu konuyla ilgisiz fakat doğru ifadelerle dikkati dağıtma ve kafa karıştırmaya yönelik yöntemdir. tecrübelerime istinaden türkiye'de hemen herkes bu yöntemi kullanır fakat kullananların büyük çoğunluğu tartışmayı bilmediğinden böyle davranır. akıllıca kullanılan bir yöntem olduğu gibi cehaletin esareti de olabilir.
  4. insanların aklından ziyade duygularına hitap etme. zira duygular mantıklı karar vermemizi engeller.
    "duygular mantıklı kararlar vermemizi sağlayasaydı duygu olmazlardı"
    house md - doktor house