• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (10.00)
Yazar yaşar kemal
demirciler çarşısı cinayeti-akçasazın ağaları 1 - yaşar kemal
akçasazın ağaları tarihte, zamanla, düzenle hesaplaşmanın hikayesidir. ağalar çökerken yanıbaşında yeni bir tarih yazılır, değişim kaçınılmazdır. güçlüler dövüşürken doğa da ses verir.

demirciler çarşısı cinayeti birbirini yok etmek için tüm hünerlerini, olanaklarını, güçlerini, bundan da öte akıllarını, nefretlerini ve kinlerini kullanan iki derebeyinin ayakları altında ezilen toprağın, toprağın insanlarının ve yeşerttiği doğanın büyük efsanesidir. lanet, çıktığı bağrı vuracaktır.

"yaşar kemal sadece mitterrand'ın kalbindeki sevgili halk ozanı değil. yaşar kemal edebiyatın bir devi."
- andre clavel, nouvelles litteraires, fransa

"demirciler çarşısı cinayeti birbirlerini yok etme amacıyla tüm hünerlerini kullanan iki karşıt grup arasında kalan ülkenin kaderi üzerine dev lanet okumayı konu ediyor."
- alain bosquet, fransa

"eski rapsodilerin epik esinini, gücünü, doğa aşkının usta bir lirizmiyle iç içe sokarak, yaşar kemal, bize büyüleyici kişilikler çiziyor ve bizi kapıp götüren bu destandan ayrılmak çok güç oluyor."
- bulletin critique du livre français, fransa

"dramatik devinim öylesine canlı bir şekilde anlatılmış ki insan toroslar'ın eteklerinde kimi zaman bir kovboy filmi kimi zaman da bir shakespeare trajedisi izlediği kanısına kapılıyor."
-christian guidicelli, fransa
  1. "o iyi insanlar, o güzel atlara bindiler çekip gittiler." sözünün geçtiği yaşar kemal romanıdır. insanın yeni sözler, yeni deyişler öğrenebileceği bir dev roman. anadolu'nun gelmiş geçmiş en güçlü kalemlerinden yaşar kemal'in ustalığını gösterdiği ve çukurova'yı anlattığı bir başka kitabı.
  2. "bindiler de çektiler gittiler,o iyi insanlar,o dünya güzeli atlara.o yiğitler,o her birisi kaplan örneği şahinler,o ceren gibi atlara bindiler de başlarını aldılar gittiler. bir daha, bir daha hiç gelmeyecekler. hiç, hiç, hiç! demirin tuncuna, insanın piçine kaldık"
  3. yaşar kemal'in (bkz: ince memed) 'de olduğu gibi, o muhteşem destansı üslubuyla çukurova coğrafyasını ve tabiatını, biri yıkılırken diğeri doğan ağalık düzenini ve bu bağlamda insanların erdemleri ile istekleri arasındaki savruluşunu anlattığı harika romanıdır.

    en sevdiğim kısmı yeni yetme beylerin eleştirildiği -bugün dahi geçerli olduğunu düşündüğüm-
    "usta ne yapar yapar, bu maymun, bu insanlıktan çıkmış, yeryüzünü gökyüzünü pis, sümük gibi, katı çimentoya boğan, renksiz, kişiliksiz, kasabalar yaratan, kanlı, donuk, ölü kasabalar doğuran, öykünücü, hiçbir insanca yönü kalmamış, duymayan, düşünmeyen, ağlamasını, gülmesini unutmuş, coşmayan türkü söylemeyen, okumayan, yazmayan, türkü dinlemeyen, ıslık bile çalmayan, sünepe, sadece kendi olmaktan başka, kökü olmaktan başka bir şey olmaya çalışan, kendinin, çocuklarının olmayan her şeyden iğrenen kasaba ileri gelenlerinin, yeni yetme, görgüsüz, kasaba belediye başkanlarının elinden ne yapar yapar, ağızlarından girer burunlarından çıkar, kalıbımı basarım ki, hiç olmazsa bir sokağı masrafını cebinden yaparak, iri çakıl taşlarıyla süt beyaz, benekli nakışlamayı becerirdi.
    ne çırakları kalmış bu güzelim elli ustanın, ne kendisi... işte bu kasabalar şimdi bu sebepten ölü. kokuyor. sürüngen, çimento, katı. maymun. hünersiz." pasajıdır.
    kalba