1. temelleri lincoln'ün meşhur "halkın, halk tarafından, halk için yönetimi" ilkesiyle özetlenebilecek yönetim şekli.

    ideali doğrudandır. aksiyomları ve amacı etraflıca tahlil edilmeden tesis yoluna girilirse bugün halkların özgürlüğü için küresel çapta bir baş belasına dönüşen temsili, yani demagojik oligarşi haliyle baş başa kalırsınız.

    "istediğini gerçekleştirmek insanı mutlu kılar" kabulunden yola çıkarak optimum toplumsal tatmine ulaşmanın en direkt ve garantili yolu olduğu savunulur. kalkınma, refah ve uzun vadeli istikrar toplum ağırlıkla aydın ve uzmanlardan oluşmadıkça vaatlerinden değildir, zira demokrasilerin kıstası iyi, doğru, rasyonal ve yararlı olan değil popüler olandır. bu özelliğiyle kimilerince mob iktidarı olarak da isimlendirilmiştir.

    yıllar boyu aldığım kemalist eğitimin ve iflah olmaz elitist kişiliğimin sonucu olarak "halka rağmen, halk için" ve "halkın ne istediği değil, ne istemesi gerektiği mühimdir" gibi yaklaşımları kendime daha yakın buluyorum. ne yapacağım ben de bilmiyorum.
  2. demokrasi , bir yönetim biçimi değil, her bireyin içselleştirilmesi gereken bir yaşam biçimidir. demokrasi , sadece sandık fetişine indirgendiğinde ortaya milli iradeye * tapınmaya kadar giden bir hilkat garibesi ortaya çıkar. eğitim sistemine vurulan darbeler, hukukun ayaklar altına alınması, yolsuzluk, adam kayırma , rüşvet gibi bütün pislikler milli irade denilen bu halının altına süpürülür.

    demokrasi, sadece sandığa indirgenemez. iktidarların, kamuoyuna hesap verebilmesi ve hesap verdirilebilir olması sandıktan daha önemlidir.
    ee
  3. modern dünyada şöyle işler : erk sahibi güruh kitleleri cahillestirir, cahil halk milliyetcilik, din, gelenek görenek vb. şeyler ile sekillendirilir, sonra azınlığa tahakküm şeklinde kullanılan bir kelime oluverir. evet milli irade. evet amariganin oyunları .
  4. azınlığın çoğunluk tarafından sindirilmemesinin sigortası olması gereken sistem.
    421
  5. demo'nun halk anlamına gelişinin yanında, prova anlamında, aslı oluşturulmadan önce gerçekleştirilen bir ön hazırlık anlamına geldiğini de düşünürsek, demokrasinin pratikte bir türlü krasi* evresine geçemediğini de söyleyebiliriz. bu bakımdan demokrasi, kendisi hiç tecrübe edilemeyecek olan ama hep geliştirilme sürecinde kalan ütopya-vari bir kavram olarak karşımıza çıkabilir.

    bu fikre ilham niteliğindeki entry için (bkz: #54638)
  6. nitzsche'nin, hakkında şahsımı oldukça etkilemiş bir sözünün olduğu kavram.

    "cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi, hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. sadece seçim yaptığını zanneder. cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir!"
  7. avrupa ve amerikadan dünyanın diğer bölgelerine yapılan ihracatında önümüzdeki yıllarda bir miktar daha düşüş beklenmekte. ama yatırımcı yine de tetikte olmalı ırak'ta afganistan'da bir çok afrika ülkesinde olduğu gibi bu ihracat her an sizi bulabilir.
  8. anayasaları manas destanı kadar uzun ve yazılı olan toplumlarda iğreti duran idare tarzı. iş zaten özgürlükleri ve kısıtlamaları yazıyla belirleme noktasına gelmişse orada zaten demokrasi ideal olamaz. kime göre bu kısıtlamalar?
  9. özümsemeden yerleşmiyor ve kıymeti bilinmiyor.