• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
Yazar arno gruen
demokrasi mücadelesi - arno gruen
"siddet, insan ruhunun en karanlik koselerinden biri. hem bireyin kendisine hem de cevresine zarar veren, sokulup atilmasi gerekirken yesertilen nefret tohumunun yol actigi bir insanlik lekesi.

sosyal psikolojinin en yetkin isimlerinden arno gruen'un son kitabi demokrasi mucadelesi, toplumsal siddetin kaynaklarini bireyler uzerinden inceleyen onemli bir calisma. dunya capinda yapilan cesitli arastirmalara dayanarak vardigi sonuclar, ozellikle milliyetcilik temelli siddetin nasil bir salgin oldugunu carpici bir bicimde ortaya koyuyor. demokrasi mucadelesi, her gun gazetelerde, haberlerde, sokaklarda karsimiza cikan siddetin, hatta bazen icimizde yukselen ofkenin kaynagina inebilmek, onu anlayabilmek icin mutlaka okunmasi gereken bir kitap."
  1. psikanalist arno gruen''in 2002 yilinda basilmis kitabidir. türkce cevirisi 2010 yilinda citlembik yayinlari'ndan cikmistir. orjinal adi der kampf um die demokratie'dir.

    gruen, kitabinda agirlikli olarak radikal sagcilarin karakteristik özelliklerini ve motivasyon kaynaklarini neonaziler üzerinden verdigi örneklerle inceliyor. yakin gelecekte türk siyasi tarihine psikolojik acidan isik tutabilecek derinlikte bu tarz kitaplar yazilacagini ümit ediyorum.

    kitabin `dürtü olarak nefret ve siddet- ideolojisizlik` isimli kismindan bize de tanidik gelecek bir kismi;

    "siddet, temelini itaat egiliminin olusturdugu tüm topluluklarda ickindir. eger sadece kendimizi sevmeyi ögrenmissek, eger itaatkarsak, o zaman itaati sorgulayanlara karsi duygudaslik gösteremeyiz. bu durumda, bir zamanlar bize de ait olmus olan itaatsizligi, farkina varmadan baskalarinda cezalandirir ve yok ederiz. kendimizi eski ic düsmanimizdan korumak icin ihtiyac duydugumuz dis düsmanin degisik yüzleri olabilir. güclünün yasalarina göre yetistirilmis olan, kendi yaralanmazligini sadece acimasiz bir rekabet mücadelesiyle saglayabilecegine inanan insanlar, yasamlari boyunca baskalari icin merhamet duyamayacak, insanlarla duygudaslik kuramayacaklardir. itaatle de agirlasan caresizligi kücümsenecek bir zayiflik olarak reddetmek gerektiginden, saldirganlik burada yikiciliga dönüsür...

    ... bu mekanizmanin icyüzünü görme zorlugunun nedeni, siddetin bu türünün toplum tarafindan onaylanmasidir. duygudasligin yitimi, soyutlamalarin insani duygu dünyasindan koparmasina yol acar. böylece kisi kendi kendisini insaniyetsizlik düzeyine indirger. kültürümüzde bütün bunlar cok olagan karsilandigindan -asiri sagin nefret dolu ideolojileri disinda da- giderek nasil insaniyetsizlestigimizi farketmeyiz dahi. yaptiklari soyutlamalarla soguk ve duygusuz görünen pek cok entellektüelin aksine sag radikal, duygusal ve dogal bir izlenim birakir, fakat duygu dünyasiyla bagi tek yanli ve patolojiktir: onun tanidigi tek duygu nefrettir. sevmeye yönelik duygularindan kopmustur. ne yazik ki bu durum, soyutlamalarin ruhsal duyarliligi körelterek duyarsizliga dönüstürdügü asiri sol icin de gecerlidir."
    kimse