• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
der nachtmahr - akiz
“umarım [izleyici olarak] kendinize şu soruları sorarsınız: bu film doğum hakkında mı? yoksa ölüm hakkında mı? böylelikle filmin özünde yatan fikre gerçekten yaklaşmış olursunuz.” akiz (yönetmen)

on yedi yaşındaki tina, berlinli bir genç kızın isteyebileceği her şeye sahiptir: çekicilik, cool arkadaşlar, her istediğinde onu şımartabilen bir aile... ama ona her gece musallat olan bir yaratıktan kendini kurtaramamak gibi ufak bir sorunu vardır. bir süre sonra iğrenmesini bastırıp yaratıkla yüzleşerek kendini keşfeder. arkadaşları ve ailesi onun bir anda delirmeye başladığını düşünse de tina kararlıdır. kelimeleri kifayetsiz bırakan der nachtmahr bizi son zamanların en berrak ve en ürkütücü büyüme hikayelerinden biriyle baş başa bırakıyor. film, düşsel görüntüleriyle bizi etkisi kolay kolay geçmeyecek sarsıcı bir yolculuğa çıkarıyor. akiz de bu filmiyle, bir sonraki filmi takip edilesi yönetmenler listesine üst sıralardan giriyor.

fragman: http://youtu.be/L63de-5m1uM
  1. 15. !f bağımsız film festivsli kapsamında tanıştığım akiz filmidir.
    filmin başlangıcında iki uyarı ile karşılaşılıyor, bu uyarılar aslında "uyarı" olmaktan daha çok akiz tarafından filmin içine sokulmanıza izin isteme gibi düşünülmeli. ilk uyarı keskin iniş çıkışlara sahip seslere yönelik. bu film yüksek sesle izlenmeli diyor akiz. ikinci uyarı ise berlin'in gece hayatı ve uyuşturucu kullanımını hissettirmeye yönelik yoğun görsel ve ışıkların kullanıldığını söylüyor. burada belirtmek gerekir ki bu ışık oyunlarından etkilenmek için bir rahatsızlığınızın olmasına gerek yok, hiçbir rahatsızlığı olmayan izleyiciyi bile "rahatsız edebiliyor".

    filmin türü: korku gerilim psikolojik diye uzatılabilecek bir liste söz konusu. birden fazla türün içinde kendine yer bulabiliyor. benim içinse film "tekinsiz".

    tina karakteri: orta sınıf bir aileye sahip amerikan filmlerinin güzel çekici popüler kızı. ancak ergenlikte olmasının etkilerini ve sıkıntılarını izliyorsunuz. sevgi ve ilgi aratışı aslında en temel nokta olarak karşımıza çıkıyor. bu sevgi ve ilgi açlığını gidermek adına uyuşturucu kullanan ama bir yerden sonra ilginin kendisi üzerine toplanmasına kafayı takan bir karakter. gittiği partide araba çarpıp ölen kız videosundan çok etkileniyor ve kendisini de öyle haysl ediyor mesela. burada akiz sanki gelecekte araba çarpılan kızın tina olduğu izlenimini verse de aslında filmin tamamı gibi bu da tinanın hayal dünyasının ve ilgi çekme merakının ürünü. arkadaşları tarafından kabullenilmek isterken içine düştüğü durum sebebiyle "freak" haline gelişine ve ergen genç gruplarının acımasızlıklarına da göndermeler var filmde.

    film boyunca tina tarafından görülen karakterin gerçekten var mı kurgu mu olduğunu düşündürtüyor akiz. bir baktığınızda yaratık ailesi tarafından görülebilirken bir baktığınızda aslında tinanın hayali olduğunu anlıyorsunuz.

    tinanın doktoru "eğer bir kurşun kalemi yeterince hızlı sallarsan kalemin esnediğini gördüğünü zannedersin. kurşun kaleme ancak dokunduğunda onun belli bir sertliğe sahip tahtadan yapıldığını anlarsın.” diyor ve tina dokunuyor. bu durumda da aslında algılarımızı sorgulamaya yönelik bir oyun var. dokunduğunu hayal etmek mümkün mü sorusunu sorduruyor akiz bize.

    filmde tinanın görüp durduğu yaratık e.t. ve fetus arası bir görüntüye sahip. doğum mu ölüm mü tartışmalarını aslında fetus imgesi ile de canlandırıyor film. bu yaratık aslında tinanın en yalın hali. insanların kendilerinde görmeye dayanamayacakları özellikere sahip bu da tinanın aslında kendinde olmasını istemediği özellikleri yaratığına attığı ve yaratığı bu yüzden oluşturduğunu düşündürtüyor. doymak bilmeyen açlığı tinanın aevilmeye aç karakterini gösterirken sürekli ilgi için sesler çıkartması da tinanın ilgi açlığını gösteriyor. yaratığa dokunduktan sonra midesi bulanan tina, aslında kendi ile tanışmasının şokunu yaşıyor. yaratığa karşı yaşadığı kabullenme süreci kendini kabullenme sürecinden başka bir şey değil. ancak bu süreçte hala onunla bir olmuyor o hala bir yaratık sadece onu severek bağlanıyor. yani kendisi olmadığı sürece tina için sorun yok.

    tina'nın yaşadığı bu durum benzeri mental hastalığa sahip bireylerin hayallerinde başka bir dünya yaratarak orada yaşamalarına benziyor. mesela "sana gül bahçesi vadetmedim" romanında ana karakter babasına ve yahudi olmasının verdiği ezilmeye dayanamayarak kendi dünyasını oluşturuyor ve orada yaşamaya başlıyorç tina için de aynı durum söz konusu.

    filmde muğlak hiçbir nokta olmasa da herkesin yorumuna bıraktığı noktalar mevxcut. izleyici tina ile birlikte tekinsiz sıkıntı ve bunaltı dolu bir duruma düşüyor.