• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.40)
der siebente kontinent - michael haneke
son derece normal ve sessiz görünmelerine rağmen derinlerinde büyük patlamalar yaşayan georg ve anna çifti, hayatlarında kayda değer hiçbir zevki tadamamakta, tamamıyla kayıtsız bir şekilde yaşamlarını sürdürmektedirler. bu durumdan en çok nasibini alan birey ise çocukları evi olur. evi, ebeveynlerinin ilgisizliğinin cezası olarak kör taklidi yapmaya başlar. bu durumu gören georg ve anna, hayatlarının anlamsızlığını fark ederler. monoton yaşamlarına son vermeye karar verip evlerine kapanırlar. bu süreçte yapacakları şey ise tüm anılarını yok edip yeni bir hayata kavuşmaya çalışmaktadır.
  1. insana kendi hayatını, hayattan beklentilerini sorgulatan bir film.
    sıradan hayatı seçmek ya da seçmemek, işte bütün mesele bu!
  2. depresyondayken veya aşırı mutsuzken/boşlukta hissederken izlenmemesi gereken film. zira insana intiharı düşündürüyor. birkaç gün etkisinde kalmanız muhtemel.
  3. spoiler...
    insanın ciğerini siken filmlerden...öncelikle kadın oyuncu bana pelin batu kızımızı biraz hatırlatır gibi olunca filmi izlerken pelin batuyla olası hayal alemlerinde flört etme teşebbüslerim hortlıycakkene, karşımdaki filmin bi meselesi olduğu ve bana yedinci kıtayı sunacağı umudumla, kendimi toparlayıp daha bi tikkatli izlemeye başladım...filmin neredeyse tümü,yakın plan ve sabit kamera...gerçekten de haneke karşısında insanın kendine çeki düzen vermesi lazım,zira gelişmiş ülke çekirdek ailemizin yaşadığı yabancılaşma eksenli varoluşsal problemi öyle pan-tilt yaparak neyin anlatmak, istenilen havayı yaratmaktan fersah fersah uzak kalacaktı(denizler altında yirmibin fersah gidesim geldi birden)..bu yanıyla üniversitelerimizin iletişim fakültelerinin sinema tv bölümlerindeki gelecek vaadetme hayalindeki arkideşler hocalarının verdiği clos up ödevleri için son derece faideli bir kaynakla karşı karşıyalar...konuya gelince;filmin bi mesaj verip vermediği nazarımda çok belirgin değil,ama açıkçası evin tarumar edilmeye başlandığı ve bu yıkıcılığın dozunun giderek arttığı sahneler ben de tek kelimeyle şunu uyandırdı:devrim...şaka yapmıyorum,son derece sarsıcı ve etkileyici bir tavır alıştır hanekenin o aileye yaptırdığı.içinde bulunulan dünyaya bundan daha kontrast nasıl tavır alınabilir,bilemedim(avusturalya kumsalını yalayan biteviye dalgaları da bu kontrast içinde değerlendiriyorum)...öte yandan,finalin o şekilde sonuçlanması işin rengini bi parça değiştiriyor.bu durumda devrim-karşıdevrim izleğinden mi yürüyeyim yoksa devrimin de aşılması olarak mı yorumlayayım bu durumu,henüz karar veremedim.madem haneke cevap vermiyor,benim de yanıt hakkım tasarrufumdadır. evde yok edilmeyen üç araç var;kapı zili,duvara monte edilen telefon ve televziyon.ilk ikisinin sesi bi şekilde kesiliyor ama televizyon kalıyor .ve herşey bittiğinde de televizyon hala açık.daha iyi bi final hayal edemiyorum.mutlaka izlenesi...
    (izledikten sonra sıcağı sıcağına bi kenara çiziktirmiştim bu satırları...şimdi izlesem muhtemelen başka şeyler de söylerim ve yine mutlaka izlenesi diyerek bitiririm söyleyeceklerimi;mutlaka izlenesi)
  4. gerçekle yüzleşmek ya da yüzleşmenin yaratacağı ağır travmayı yaşamak için haneke sinemasını izlemek yeterli sanırım.

    gerçekler sarsıcıdır ve herkes gerçeği kabullenecek kadar cesur değildir. gerçekten cesur olanlar ise bu dünyanın farkında olanları ve kazananlarıdır aslında. her şey oradan göründüğü gibi değildir çoğu zaman. ve haneke'nin ilk filmi "yedinci kıta" tam da bu gerçekle yüzleştiren depresif bir film. "neyin ne kadar farkındayız?" sorusunun yanıtını haneke'nin sert üslubuyla izleyiciye sunan ve her sahnede aydınlanma yaşatan ama bu sırada psikolojik zaaflarımızla kedinin fareyle oynadığı gibi oynayan bir başyapıttır. ikinci kez izlemek istememe rağmen başarabilir miyim bilmiyorum. filmin sonunu tahmin etmeye başladığımdan sonrası ise benim için biraz zorlayıcıydı çünkü yaşananları hiç yadırgamadım.

    !---- spoiler ----!

    en çok "çocuklarının geleceği" için karar vermek zorunda kaldıkları bölümden etkilendim. bir ebeveynin hayatı boyunca alacağı daha zor bir karar olabileceğini sanmıyorum. :(

    !---- spoiler ----!

    özetle travmatik, izlemesi güç ve konusu gerçek bir hikayeye dayanan haneke eseridir. ayrıca * (ya da *) üçlemesinin de ilk filmidir.

    üçlemenin (vergletscherungs trilogie) diğer iki filmi de "71 fragmente einer chronologie des zufalls" ve "benny's video"dur.