1. birbirilikleri bulunan metot ve kitap.
    bu birbiriliğin 13. yy'da da postmodern çağda da oluşumunun sebebi, 'anlamlandıran akıl'ın insan için her çağda hastalık olmasıdır.
    ibn arabi hakk'ı akıldan, derrida ise anlam'ı akıldan dışarılamak gerektiğini söylemiştir.
    arabi'nin akıl kelimesinin kökeni olarak arapçada, hayvanları bağlamak için kullanılan ip anlamına gelen 'ikal' kelimesini öne sürmesi ve ardından aklın en yetkin yönlendiricisi olan 'kelam'ın (yani dil'in) insanı allah'tan uzaklaştırdığını söylemesi.
    derrida'nın semiyotik bağlamdaki 'kurgu dışı bir şey yoktur' söylevi.
    v.s. bunların hepsi ian almond'un ' :tasavvuf ve yapısöküm` kitabında iki görüşün de analojileri derinliklerine inerek incelenmiştir.

    bu akıl'ı aradan çıkarma durumu belirttiğimiz gibi her devirde başka bir silüette görünür oluyor. taa o zamandan ibn arabi'nin de yaptığı gibi;
    wittgenstein, nietzsche,heidegger, freud, derrida ve benzerlerinin antropomorfizmin dinamiğindeki bu kıvılcımı takip etmesinin, hepsinin aynı çatı altında birleşmesinin sebebi nedir peki?

    bakıldığında, hepsinin tek sebebi '' deterministik 'gerçek' yanılsaması '' olduğu görülüyor. hakikat'in aranımında kendi'ci nedenselliklerle ilerlemek hakikat'i her daim dışarıdalıkta bırakacak. bu yüzden insanın kendisi aradan çekilmezse hakikat her daim ulaşılmaz kalacaktır. bu düşünürlerin yekünü işte bununla uğraşmışlar, her biri ya önceki metotları geliştirmiş veyahut başka bir metot üzere eğilmişlerdir.

    ' akıl sınırlamadır ve işi tek bir nitelikte sınırlar. halbuki hakikat, kendiliğinden sınırlanmaya direnir ' ibn arabi

    ben kafiye düşünüyorum oysa sevgilim bana
    vechimden başka bir şey düşünme diyor
    diyor ki ey benim kafiye düşünenim rahat ol
    benim yanımda en güzel kafiye sensin
    harf ne oluyor ki sen onu düşünesin
    nedir ki harf ? üzüm bağının çitten duvarı
    harfi, sesi, sözü artık birbirine vurup parçalayayım da
    seninle bu üçü olmaksızın konuşayım ibn arabi

    ' üzerine konuşulamayan hakkında susulmalı. ' wittgenstein - tractatus logico-philosophicus

    ' her kelam bir önyargıdır ' nietzsche - `der wanderer und sein schatten menschliches`

    ' anlam var olunca, göstergeden başka bir şey yoktur. ' derrida - `de la grammatologie`

    ' bir hastalığım var: dili görüyorum ' roland barthes - `par roland barthes`


    ' gramer açısından doğru cümleler kurmak normal birey için toplumsal yasalara
    herhangi bir boyun eğmenin önkoşuludur. dilin birliği kökensel olarak politiktir. ' deleuze ve guattari - `a thousand plateaus`

    ' dil sadece kendisinin imgesidir ' maurice blanchot - `l'espace littereire`

    ve daha bir sürü sıralanabilecek gelmiş geçmiş en önemli düşünürlerin kadim kavgası dil ve akılladır. bunları aşmak için çabalamayan her felsefi atılım gevezelikten öteye gidemeyecektir.
    hülasa, felsefe'yi artık salt bu çare arama uzamında sürdürmek sadece belli başlı kişilere değil herkese düşmeli. zirâ o diğer tevil götürmeyen 'varoluşçu' zırvaların hepsi bu uzamda düşünenlerce aşılmış tartışması bitmiştir.
    tek derdimiz akıl ve dil olmalı. ibn arabi'den şimdi'ye ve şimdi'den sonra'ya.her daim.