• youreads puanı (9.00)
  1. yüzük dörtlemesi kadar meşhur olamamış, wagner'in ender olarak laboratuvar kafasından çıktığı tatlış eserlerinden biri. evet efendim, wagner'in sürekli bir orkestral challenge kafası vardır beste yaparken. armoni hatası yapmadan olabildiğince fazla parti kullanmak, insanlara enstrüman muamelesi yapan alman stiline bir de dramatik vokal gerektiren makyajlar yapmak... biraz kendisinin, biraz icracıların sınırlarını görme çabası mı demeliyim buna bilmiyorum ama müzik yapmayı unutuyor zaman zaman mükemmeli arama yolculuğunda.

    işte bu yolculukta ara ara müzik yapmayı hatırladığı üç tane eser vardır bana kalırsa; tannhäuser, die meistersinger von nürnberg, lohengrin.

    nürnberg'in usta şarkıcıları; ne yüzük dörtlemesi gibi sırtını sayısız hikayeye esin kaynağı olmuş bir iskandinav efsanesine(evet, alman efsanelerinden falan değil o siegfriedler, sigmundlar aslen. bildiğimiz, yüzüklerin efendisi'nin de kopya çektiği bir efsaneden türetilmiş işte) sırtını dayıyor, ne de tristan und isolde gibi ingiliz dramalarından nemalanmış bir eserdir.

    diğer wagner eserlerine nazaran bile uzun kalan bu eserde wagner müzik namına ne yapabiliyorsa onu yapmış işte. adam akıyor bildiğin, akıyor ulan!

    bu yazın sonunda vakitsiz kaybettiğimiz tenor johan botha'nın sesinden ufak bir(aslında hiç ufak değil, helden tenor repertuarının en iddialı aryalarındandır) tadımlık* bırakayım şuraya.

    not: botha'dan paylaşma nedenim müzikalite ve biraz tribute kafası, yoksa max lorenz gibi, jon vickers gibi, lauritz melchior gibi çok büyük wagneryen tenorlar mevcut bu eserleri hak ettiği dolu vokalle söyleyebilen.