1. "dil, modern öncesi bireyin açık olduğu imge ve duygu fırtınalarına ket vurarak, "dizginleyici bir etmen" olma ve yaşamı daha büyük bir denetime tabi kılma işlevini görür. bu anlamda dil, açıklığın ve doğayla ortaklığın hüküm sürdüğü bir yaşamdan, sembolik kültürün yükselişinden sonra ortaya çıkan tahakküme ve evcilleştirmeye yönelik bir yaşama geçişi temsil eder" john zerzan kitabından bir alıntı. ona göre dil ile düşündüğümüz için düşüncenin ilerlediğini varsaymak muhtemelen yanlıştır, çünkü bunu varsaymamız gerektiren kesin bir kanıt yok. dil becerisini kaybeden çoğu hastada gözlemlerin sonucu, dil becerisini kaybetmelerine rağmen mantıklı düşünüş yeteneklerini muhafaza ettikleri yönünde.

    insanın entelektüek yeteneği, dil olmadığında bile kendi başına yeterince güçlüdür diyor sevgili donald.
  2. lacan da "dil gelişimini tıpkı bilinçdışı gibi tamamlar." demiştir. bilinç dışı prensibi, algılayabildiği her şeyi algılandığı ancak dikkate değer şeylerin ön beyne aktarıldığı prensibini kabul eder.
    yani dil ile düşünce, düncenin ya da düncenin beyin ile bağlantı noktasının gerekli gördüğü kısımların dile aktarımı olduğunu söyleyebiliriz. üzerine düşünülesi ve dahi tartışılası bir konu.
    lsd