1. sahip olduğu kutsallar, ve ona bağlı olan ritüel ve inançlardan vazgeçip bunların yerini başka bir sistemle doldurma durumu.

    ama üzülerek görmekteyim ki, ülkenin dini açıdan otoritesi ve düzenleyicisi olma görevini üstlenen diyanet bu konuda pek bir şey bilmiyor. diyanetin varlığı ve yokluğu ayrı bir tartışma konusu ona hiç girmeyeceğim. fakat bugün okuduğum; antalyaya, turistlere islamın tanıtımı amaçlı 30 milyon liralık bir tesis yapılacağı haberiyle diyanet bu konuda hiç bir şey bilmediğini göstermiş oldu.

    eskiden benim de içinde bulunduğum, önemli bir müslüman kesim bu işi çok basit zannederler. (insan psikolojisine dair pek bir şey bilmedikleri için) ezanı duyup imana gelme hikayeleri çok sevilir bu kesim tarafından. hatta ben de eskiden, turistik camilere gittiğimde oradaki turistlerin ne kadar etkilendiğini düşünürdüm (dini açıdan). aklımda sadece kendi doğrum ve onların ne kadar haklı olduğu düşüncesinden başka bir şey olmadığı için; camilere ne kadar hayranlıkla baktıklarını düşünürdüm. hatta belki de müslüman olmak üzereydiler.

    bunun benzeri şekilde yine bu kesim, bir ateist veya başka bir dinden bir insanla konuştuklarında onları hemen müslüman yapabileceklerini zannederler. çünkü islam' ın doğruluğu kesin ve şüphe götürmezdir(onların zihninde) ve diğerleri olsa olsa bunu göremeyen insanlardır. hatta önemli islam kaynaklarının bazılarında; tebliğ yapılmamış bir kişinin sorumlu olmadığını ve cehenneme gitmeyeceğini; tebliğ yapıldığı andan itibaren eğer kabul etmezse bu sefer kafir olacağını iddia eder. bu da aynı düşünce mantığının bir ürünüdür.

    ama kendilerine şunu söylemek istiyorum. tamam kendi inancınızın doğru olduğuna inanıyorsunuz ve bunu başkalarına da kabul ettirmek istiyorsunuz eyvallah.
    ama siz o inanca sahip olmak için bebeklikten itibaren yıllarca, o doktrinin bombardımanına tutuldunuz ve öyle müslüman oldunuz bunu da unutmayın.
    ha öyle turistlere islamın ne kadar şeker bir din olduğunu anlatayım da müslüman olsunlar diye bir şey yok. bunu yapmanın en önemli yolu örneklik yaratmaktır. (tıpkı islam' ın yayıldığı ilk dönemlerdeki gibi)
    ha belki arayışta olan ve zihni açıdan farklı konumda bulunan bazılarını kazanabilirsiniz. fakat sandığınız gibi bir durum yok. o yüzden 30 milyon lira harcamaya da hiç gerek yok. o parayı sen ülkedeki entellüktelite, sanat yahut başka insanı faaliyetlere harca inan daha fazla katkısı olur.
  2. dinini anlamamis/yanlis anlamis insanlarin, giristikleri eylem. absürt..
  3. din değiştirmek ya da bir kurumdan diğerine geçmek hemi de tanrı tek iken...
  4. size din default olarak gelmez. aileniz sonradan yükler. aklınız başınıza gelince update etmek de silmek de değiştirmek de sizin tasarrufunuzdadır. bunda sorun yok. sorun, silahla, kılıçla katliamlarla ve baskı ile kitlelerin din değiştirmeye zorlamış olmalarındadır. her egemen din kılıçla yayılmıştır.
  5. geçiş süresinin uzunluğu insanı ateist yapabilir.
  6. tebdil-i mekanda ferahlık vardır derler; gerçi sezen abla o konuda öyle değil diyor :

    "nereye gitsem yanımda götürüyorum çilelerimi
    valizimde taşıyorum keşkelerimi bilelerimi"
    mesut
  7. çetrefilli bir konu olmasına rağmen çözümü için kurulacak mantık o kadar da bulanık değil bence. ideolojini, gömleğini değiştirirsin çünkü bunlara zaten mantığınla ulaşmışsındır ama dine sorgusuz sualsiz inanırsın*. çok fazla mantık aramaya uğraşmaz olduğu gibi kabul edersin. eğer tanrıya, onun yeryüzüne gönderdiği elçiye ve kutsal kitabına inanıyorsan, "imanlı" bir bireysindir. zaman içinde inandığın bu tabularını gözden geçirmeye başladığın anki mantığın, seni başka bir dine savurması hemen olmaz*. aslında en önemli kısım neden böyle bir değişime ihtiyaç duyduğun ve bu süre zarfındaki düşünce silsilesindeki mantıksızlıklardan arınmaktır.

    mensubu olduğun din, kafandaki soru işaretlerini giderecek tatminkar cevaplar veremiyorsa, dinlerin yeryüzündeki rolü üzerine kafa yormuşsan, biraz da kuşkucu ve sorgulayıcı bir yapıya sahipsen, yani işin özüne indiysen herhangi bir popülist işe bulaşmadan, inandığın dinin elma veya armut olması çok bir şeyi değiştirmez. elma armuttan daha lezzetli gibi tamamen öznel yargılara dayanıp, elmayı armuta tercih edersin. eğer bu süreç içinde elma veya armut ikisine de ihtiyaç duymayacak kıvama gelirsen, inananlar tarafından açlıktan öleceğin zannedilir ya da daha kötüsü, tanrısız ahlak olamayacağını düşündükleri için "ahlaksız" olarak nitelendirilirsin. halbuki, tanrı öldüyse her şey mubah değil, aksine daha berraktır.
  8. islamiyet için kelime-i şehadet'in ve kelime-i tevhid'in yeterli olduğu durumdur.

    hristiyanlık için ise bir papaz'ın adminliğini yaptığını düşündüğüm bir site yardım etmektedir..

    yöntem biraz garip tabii.. ama ilgilenenini buraya alalım.

    şarap işi zevkli de gerisini bilemedim.. sonuçta kutsal mutsal, it öldüren olsa ne fark eder..

    fakat şarap için de inanıyormuş gibi yapamayacağım yani değerli admin.
  9. sanıldığının aksine epey yaygın bir durumdur. deminden beri istatistikleri inceliyordum ama istediğim verilere bir türlü ulaşamadım. en kalabalık dinlerin mensupları arasında dahi yılda 400.000 gibi bir inançlı transferi yaşanıyor. hristiyandan müslümana ve tam tersi. keza bu iki dinden de çok fazla ateiste geçiş söz konusu. son yüzyıldaki gelişim ve değişim göz önüne alındığında da 2050 yılında müslüman nüfusu hristiyan nüfusuna epey yaklaşmış olacak. tek etken olmasa da müslümanlardaki doğum oranlarının yüksekliği de hatırı sayılır bir katkı sağlamaktadır. buna rağmen son yüzyılda en fazla değişimi ateizm ve agnostizm gördü. agnostikler 200 kat büyürken, ateistler 600 kat büyüdü. ileride islam çok büyüse dahi bu sefer karşısında ciddi bir ateist nüfusu yer alıyor olacak ve bunların büyük bir oranı eskiden müslüman insanlardan oluşacak.

    rakamlar ve gelecek tahminlerini bir yana bırakırsak yapılmasının her halükarda normal olduğunu düşünüyorum. var oluşunuzu açıkladığını bir dinin (diğer tüm dinlerde olduğu gibi) hatalarını gördüğünüzde elbette doğrunun ve gerçeğin peşine düşmelisiniz. seçimleri doğru veya yanlış mühim değil, hakikatin peşinde insanlar bunlar ve saygıyı hak ediyorlar. tabii zorlama yöntemlere maruz kalanlar bu anlattığımın dışında yer alıyor.