1. hegelci idealizmin(diyalektik idealizm) karşısına koyulabilecek felsefi akım. "evrendeki her şey idealardan değil de maddelerden karşıtlıklar sayesinde var olmuştur." şekilnde özetlenebilir.
    abi
  2. eşkıya - yavuz turgul filminde cumali'nin silahla ağır yaralanmış bir şekilde eşkıya'ya 'korkuyorum eşkıya, şimdi ne olacak?' diye sorması üzerine eşkıya diyalektik materyalizmin özetini geçer:

    "korkma!
    sadece toprağa gideceksin;
    sonra toprak olacaksın,
    sonra sularla birlikte bir çiçeğin bedenine yürüyeceksin,
    oradan özüne ulaşacaksın,
    çiçeğin özüne bir arı konacak.
    belki
    belki o arı ben olacağım."
  3. doğayı ve toplumu düşünmenin ve yorumlamanın bir yöntemi olan diyalektik, her şeyin sürekli olarak bir değişim ve akış halinde olduğu tezinden hareket ederek, evrene bakmanın bir yolunu oluşturur. ama bundan ibaret değildir. diyalektik, değişim ve hareketin çelişki barındırdığını ve ancak çelişki yoluyla gerçekleşebileceğini açıklar. böylece, söz konusu olan, pürüzsüz, kopuşsuz bir ilerleme çizgisi yerine, yavaş, nicel değişimlerin yüksek bir ivme kazandığı, niceliğin niteliğe dönüştüğü, ani ve patlamalı dönemler tarafından kesintiye uğratılan bir çizgidir. diyalektik, çelişkinin mantığıdır.
    diyalektiğin yasaları hegel tarafından ayrıntılı biçimde geliştirilmiştir, ama onun yapıtlarında bu yasalar mistik ve idealist bir biçime bürünürler. diyalektiğe ilk kez bilimsel, yani materyalist bir temel sağlayan marx ve engels olmuştur.
  4. "benim diyalektik yöntemim, hegelci yöntemden yalnızca farklı değil, onun tam karşıtıdır da. hegel için insan beyninin yaşam-süreci, yani düşünme süreci —hegel bunu "fikir" ("idea") adı altında bağımsız bir özneye dönüştürür— gerçek dünyanın yaratıcısı ve mimarı olup, gerçek dünya, yalnızca "fikir"in dışsal ve görüngüsel (phenomenal) biçimidir. benim için ise tersine, fikir, maddi dünyanın insan aklında yansımasından ve düşünce biçimlerine dönüşmesinden başka bir şey değildir." (das kapital,almanca ikinci baskıya önsöz)
  5. çok bilindik kitapsal bilgilerin dışında bir şeyler yazmak gerekirse:
    herhangi bir insanın bilmeden ölmesini istemediğim düşünce yöntemi, olgu kavrayışı. insanların din ile kısıtlanmış dünyasını değiştirecek, kafasında şimşekler çakmasına sebep olacak bir düşüncenin bu kadar kitapsal kalması isyan ettirici. düşünün, bir adam çıkıp dünyadaki tüm olayların işleyiş yöntemini anlatıyor ve sen hayatına bu ilişkilerden bakmaya başlıyorsun. herşey değişik gözüküyor gözüne. ama senelerce bu yöntemi keşfedemiyorsun. böyle iş olur mu yahu?

    diyalektik materyalizmin dahi yetersiz kalabileceği bir çağda yaşıyoruz. ilişkiler artık daha karmaşık, daha fazla açıklanmaya ihtiyaç duyuyor. bilgiye ulaşmak son derece kolay ve onu yönlendirmek için elimizde bir çok kaynak var. ama sırf onu yönlendirirken kullanacağımız yöntem konusunda kaderci, şansa dayanan bir yaklaşımda bulunduğumuz için kaybetmeye devam ediyoruz.

    bu kabul edilebilir mi? edilmemeli, olmamalı.
  6. kıral'ın da dediği gibi filozoflar dünyayı yorumladı biz onu değiştireceğiz. e tabi bu istihareye yatarak olmuyor, maddeyi kavrayacaksınız.
  7. ilk olarak herakleitos'un ortaya attığı sav, öğreti. ona göre evren, karşıtlıklardan, zıtlıklardan meydana gelmiş bir bütündü. bütünün içinde iyinin ve kötünün yeri var. savaş olmasa barışın değeri, hastalık olmasa sağlığın değeri, kış gelmese yazın değeri bilinmeyecekti. haklı ve doğru bir savdır bu. iyilik, değeri bilindiği vakit iyilik olur. herakleitos: ''tanrı hem gece hem gündüzdür, hem kış, hem yazdır, hem savaş hem de barış, hem açlık hem de tokluktur'' demiştir. tanrı sözcüğünü kullanıyor fakat, mitlerdeki gibi bir ''tanrı'' değil filozofun kastettiği. tanrı, kendini tam da sürekli değişen ve karşıtlıklarla dolu olan doğada göstermektedir. doğanın kendisidir hatta.

    hatta ''tanrı'' kelimesi yerine çoğullukla 'akıl' anlamına gelen logos sözcüğünü kullanmıştır..