1. diyarbakır'da kurulan cezaevi. 12 eylül 1980 askeri darbesinden sonra yaşanan işkenceler ile ön plana çıktı. the times gazetesine göre "dünyanın en kötü şöhretli 10 cezaevi" arasında yer almaktadır.

    hani derler ya beterin beteri vardır diye işte bu zindan, bu sözde cezaevi ama özde işkencehane o beterin beteridir. 12 eylül darbesinin vücut bulmuş halidir. bu zindanlar acıdır, kandır, zulümdür, işkencedir, elektriktir, falakadır kısaca insan hayatını hiçe sayan canilerin zevk yuvasıdır.

    1981-1989 yılları arasında işkenceye maruz kalan 34 kişi öldü, yüzlerce kişi sakat kaldı. bu kişilerden 25'i aldığı ağır darbeler sonucu, 5'i açlık direnişi sonucu yaşamını yitirdi. tutuklulardan 5'inin kendini asarak, 4'ünün kendini yakarak intihar ettiği cezaevindeki işkenceci görevlilerden hiçbiri ceza almadı.

    bu rakamlar bilinenler tabi ki hala zindanların etrafından insan kemikleri çıkıyor. işkencede öldürülen insanları o halde oraya buraya gömdükleri ortaya çıkıyor. bir mahkum düşünün tırnakları sökülüyor. bir mahkum düşünün mazgallarının içinden dışkı yediriliyor. bir mahkum düşünün işkencede konuşmuyor diye parmakları kesiliyor. işte böyle bir yerdir diyarbakır cezaevi.
    insanlara ölmeden cehennemi yaşatmıştır.

    uyarı: bundan sonrasını mideniz kaldırmaya bilir ama yapılan şerefsizlikleri bilmeniz açısından okumaya devam edin derim.
    yapılan bazı işkenceler;
    * copu ısırtıp, tekmeyle vurdular ve sonra ağzımdan dişlerimi copla birlikte çıkardılar. ağzımı bir yanından yırttılar.

    * bana cop sokmaya çalıştılar, çok direndim, kafamı duvarlara vurdum. benden vazgeçtiler. ama arkadaşlarımdan 200-250 insana cop soktular.

    * tıraş kremini, kalın çizgiler şeklinde yüzümüze sürdüler, sonra upuzun ince bir ip getirerek, “tren yapacağız” dediler. herkesin cinsel organına ip bağladıktan sonra “koş” dediler. koşuyoruz ama, en ufak bir şekilde geride kalmak herkesi gerdiriyordu ve aynı zamanda hep birlikte oturup hep birlikte kalkmak zorundaydık.

    * duvarın dibinde, kanalizasyonun kapağını kaldırdılar, bir avuç dışkı alıp ağzıma attım. kıpırdamak yok, temizlemek yok, tükürmek yok. sonra bıraktı, içeri girdim. elazığlı arkadaş... allah razı olsun, bazı dişlerimi iple çekti. çünkü temizleyemedim dişlerimi.

    * cezaevi doktoru biz veremlilerin balgamlarını alır, yemeklere karıştırır ve o gün bütün koğuşlara dağıttırırdı. araştırılırsa görülür cezaevinde ne kadar çok veremli olduğu.
    http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?atype=haberyazdir&articleid=1048196


    işte o aşağılık işkencelerden bazıları bunlar. sakın ha bunlar yaşanmadı olmadı diye düşünmeyin bunlar yaşananların 10'da 1'i bile değildir. ve o dönemde bu cezaevinden işkenceye rağmen sağ çıkanlar ya intihar etmiştir ya da hayatına kabuslar görerek sosyal yaşama alışmadan rahatsız olarak geçirmiştir.

    bu duruma katkı veren bu işkencelerde emeği geçen istisnasız en küçük kademeden en büyük kademesine kadar her sorumlunun insanlığına sıçayım. adi, köpekler.