1. bilal'e anlatır gibi...

    dolar neden türk lirası karşısında çok fazla değer kazandı ve de kazanmaya devam ediyor...
    2013 yılına kadar amerikan merkez bankası ( fed ) bir karar aldı piyasalarını canlandırmak için. dedi ki doları fazladan basacağım ama sizde bunu elinizde tutmayacaksiniz değerli halkım ve yatirimcilarim.. koskoca merkez bankası da salak değildi ya bunun için önlem almak zorunda kaldı. . ne yaptı faizleri düşürdü, aslında halkına ve yatirimcilarina dedi ki oğlum salak salak hareketler yapıp canlı parayı hesapta tutmayın, para parayı çeker yani iş yapin, teknolojinize yatirim yapin, dişariya açilin bir miktar... bu durum karşısında türkiye cumhuriyeti dolara aç olan bir ülke olarak dedi ki abd'li yatırımcılara kardeşlerim gelin, benim ülkem cennet.. bak sana şu kadar faiz veririm, borsa da şu kadar değerli şirketlerim var.. ee tabi aç gözlü elinde dolar bulunduran irili ufaklı bir sürü yatırımcı geldi ülkemize... buraya kadar ne güzel değil mi.. ülkemize dolar giriyor, yatırımcılar para sokuyor ülkemize.. yani artık elimizde yabancı para olacak, paramız değer kazanacak.. ha işte zurnanın zırt dediği yere geliyoruz... mantikli olan, akli çalişan bir ülke ne yapardı bu durum karşısında. . " gelecek vadeden, kendini geliştirmesine yardımcı olacak her türlü şeye yatırım yapardı.. aslında kısaca ileride her ihtimale karşı ülkeden çıkacak olan sermayeye karşı, bir plan yapardı.. bu da orta ve uzun vadede gelecek getiren, para getiren şeylere yatırım yapmaktan geçiyor.. yani " teknoloji " teknolojiyi sadece iphone yahut bilgisayar ile sinirlandirmayin.. uçak teknolojisi, araba teknolojisi, yenilenen enerji vs gibi şeyler. . ama bizim çok ama çok bilen değerli büyük yöneticilerimiz ne yaptı?? sadece kendi ülkesinde para edecek beton yığınlarına ve bunları yapan müteahhit şirket sahiplerine oluk oluk bu dolarları yatırım yaptılar. . oysa ne gerek vardı değil mi, ileride başka ülkelere satabilecegin bir yatırım yapmaya.. bizim halkimizda sandı ki, betonlasan şehirler gelismemizi sağlıyor, ülkemizde sıcak para çok fazla dönüyor.. sonra 2013 yılında fed yani amerika merkez bankası dedi ki halkına ve yatirimcilarina " lan oğlum yeter bu kadar para bastığım, kendi bütçem bile milyar dolarları aştı.. balon oluşup patlayabilir " yani artık cebine milyon dolarlar koymayacagim, faizleri de artiriyorum gel ülkene artık. . abd'li yatırımcı da dedi ki; " sıkıldım, oynamıyorum artık verin topumu ben gideceğim " yani " ulan ne yapacağım ben bu ülke de, hem daha fazla faizi kendi ülkem veriyor, dolarlarımi alıp gidiyorum, kendinize iyi bakın " bizimkiler de aldılar iki ellerinin arasına başlarını kara kara düşündüler ulan biz sanmıştık ki ekonominin bu kadar iyi olmasının sebebi bizdik, ekonomi politikalarımızdı, kazın ayağı öyle değilmiş " sonra işte efendim balon olan ekonomimiz büyükçe bir yara aldı... fetö ve fetö adı altında tüm muhalefet cepheye yapılan, gerek haklı, gerekse haksız olan tüm müdaheleler diğer yabancı yatırımcılarını tedirgin etmeye başladı.. bir bir kaçıyorlar.. haklılar mı? evet sonuna kadar haklılar.. ufak bir örnekle, sen bir ev almak istiyorsun, iki ev var önünde. . birisi güzel korunuyor, mahallesi elit diğer ev ise, çok kötü bir mahalle de.. ve ikinci ev muhit olarak çok kötü bir yerde.. elbette güvenilir, elit bir mahalle de ki evi almak istersin.. bunun karşısında değerli yöneticilerimiz de kendilerini aklamak için yok dış mihraklar, yok bunlar türkiye'nin gelişmesini istemiyorlar falan filan.. eğer ki buraya kadar okuduysan teşekkür ederim.. ben bir aşçı olarak, mesleğimle, egitimimle hiç alakali olmayan bir konu hakkında bu bilgiye sahibim.. bir daha düşün kardeşim lütfen!
  2. "çünkü endüstriyel gücü olmayan bir üçüncü dünya ülkesiyiz" şeklinde özetlenmiş bir cevap verilebilecek bir soru.

    hala "ülkemizde çok güzel gelişmeler oluyor, diğer ülkeler bizi kıskanıyor" şeklinde mastürbasyon yapanlar çoğunlukta olduğu için bazen bu gerçeği görmekte zorlanıyoruz ama meksika'dan çok da farkımız yok aslında. belki meksika bile bizden daha iyi durumdadır bilemedim...
  3. saçma salaklar bir ekonomi politikası yüzünden. ramizdayigayet güzel açıklamış ancak bir örnek vermek istiyorum.

    çok yakından tanıdığım 2 şirket sahibi var. akşam yemeğe gittik onlarla. birisi 2011 yılında müteahhitliğe başlayıp, bulunduğu ortama göre kaliteli evler yapıp satarak para kazanmaya başlamış, daha sonra da üniversite çevresinde 2+1 1+1 evler yaparak köşeyi dönmüş.

    diğeri de 2008 2009 döneminde enerji sektöründe iyi para var diyip önce rüzgar güllerinin dikilmesinden biraz para biriktirip, baya bir borca girerek kendi rüzgar güllerini dikmeye başlıyor.

    ve dün oturup konuştuğumuzda parayı nasıl harcadıklarını gördüm. müteahhit abim eline geçen paranın çok büyük bir kısmıyla yeni inşaatlar yapıyor, enerjiyle oynayan abimiz ise kendisine elektrik santralleri alıyor, rüzgar gülü, jeneratör fabrikaları kurup ihraç ediyor.

    nedense müteahhit abi diyor ki bizim ülkenin insanının parası bitti, eskisi gibi yüksek fiyatlara ev almıyor, hatta hiç almıyor,yaptığım inşaattaki evi ancak 1 yılda satabiliyorum.

    diğer abimse bundan 3 ay sonrasında üretimine başlanacak sipariş aldığını, şu anda istese kendine bile fabrikadan bir şey çıkaramayacağını söylüyor.

    aralarındaki fark şu, birisi bir mal üretiyor. parasını uluslararası bankalardan alıyor, ürettiği malı tüm dünyaya pazarlıyor. diğeri ise ülkede olan paranın bir kısmını kendi cebine sokmak istiyor. tabi ülkeden para çıkınca kendisine de bir şey kalmıyor.

    türk ekonomisinin de sıkıntısı bu şu anda. ülkede dışarıya mal satan az miktarda şirket kaldı. ancak parayı telefon, araba veya gezi amaçlı tüketen, yaptığı binaya kullanacağı malzemeyi dışarıdan getiren dünya kadar adam var.