1. insanların bazen sadece dolmuş beklediği nokta değildir. bir nod noktasıdır aynı zamanda. bütün dolmuşların buradan geçmesi sebebiyle genel olarak kalabalıktır. çevrede telsiz ile sağa sola yürüyüp dolmuşların zamanlarını tutan bir adam vardır. buluşma noktasıdır bazen

    bazen de değildir.

    bir durak var! mezarlığın hemen yanında. en son orada ayrıldık. dolmuşa binişi gözümün önüne belirir hâla. fotoğrafını çeksem kare kare ancak bu kadar net hatırlarım.. sonra yurtdışına çıktım. aylar sonra döndüğümde bir gün mezarlığın orada, durağın hemen karşı kaldırımından yürüyordum. yolun hemen karşısında durağı görür görmez durdum. durak, yanındaki mezarlık duvarından ayrılmış. durak dediysek altına sığınabileceğin bir durak değil. bir d harfi var yalnızca. yanındaki çöp ve akşam pilavcıların kullandığı zincirlenmiş seyyar tezgah. durağın önünden mavi dolmuşlar durup durup kalkıyor.. sonra istemsizce duraktaki bir çifte takılıdım. ne hareket edebiliyordum ne de bir ses duyuyordum. önümden vızır vızır arabalar çevremde konuşan insanlar. birkaç saniyeliğine de olsa aynı uzamda değildim. gördüm. hala çok güzeldi. kendisinden daha uzun, bana benzeyen biri vardı yanında. yine gülüyordu. hiç üzgünken görmemiştim zaten onu. siktiğimin kaderinde üzülmek bana yazılmış sadece. siktir! sarıldılar. uzun uzun sarılı kaldılar. çocuk kömür gibi saçlarını kokladı. bir adım geriye attı. elini de tutuyor muydu? siktir! dolmuş yanaştı. kız dolmuşa doğru iki adım attı. bi anda arkaya dönüp el salladı. zavallı göründü gözüme, durup bakakaldı çocuk. dolmuş gitti.. hala izliyordum. aynı anda arkamı dönüp yürümeye devam ettim. içim paramparça ve kokusu burnumdan içime işlemiş şekilde. kayıp bir zamanın seyyahıydım bir an. kırılmış parçalanmış o anı yeniden hissettim. belki bilirsiniz o durağı. musevi mezarlığı var hani. bornovada. bir durak var! ben o durağın amına koyayım.