• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.67)
du levande - roy andersson
çeşitli sıradan gündelik olayları bir araya getiren siz, yaşayanlar, yaşarken yaşadığımızın farkında olup olmadığımızı, hayatımızla mı yoksa karşılaştığımız gündelik sıkıntılar mı daha alakadar olduğumuzu sorgulatan gerçekçi ve eleştirel bir gözlem. filmin sahneleri insan hayatının mozaikleri gibi işlev görürken, farklı insanların hayatlarından küçük parçalar, toplum içinde nasıl hareket ettiğimizin örneklerine dönüşüyor. kimseyle tanışmak için yeterince zamanımız yok, acele içindeyiz, ama filmin yönetmeni roy andersson’un çarpıldığı bir izlanda atasözünde dendiği gibi, insan insanın neşesidir: peki öyleyse bize kalan zamanı nasıl kullanıyoruz?
  1. 10 ödüllü 2007 yapımı isveç filmi.

    isveçli yönetmen roy andersson’un yaşayanlar üçlemesi olarak adlandırdığı
    1-sanger fran andra vaningen (2000)
    2-du levande (2007)
    3-en duva satt pa en gren och funderade patillvaron (2014)
    filmlerinden oluşan üçlemenin ikinci filmi.

    hayatlardan kesitler, insan manzaraları, metaforlar, yaşamın absürtlükleri.

    isveç halkının durağanlığı üzerinden aslında insan hayatının monoton, sıkıcı ve durağanlığına değinirken, renkli, eğlenceli ve hareketli hayatın ancak rüyalarda görülebileceğini usulca veriyor.

    ve bunu çok güzel dekor ve kostümle sabit bir noktaya dakikalarca bakan, mükemmel fotografik kamera açılarıyla resmediyor.

    ince ve naif bir mizah duygusuna sahip bir kara komedi.

    yüksek estetik, yavaşlık ve kedere sahip bir film.

    insana rahatsız bir huzur veriyor.

    az ve öz diyalogları da cabası.

    !---- spoiler ----!

    bir psikiyatrist:

    ‘’ben bir psikiyatristim. 27 senedir bu işi yapıyorum. tamamen tükendim. yıllarım yaşadıkları hayattan tatmin olmayan, eğlenmek isteyen ve benden bu konuda onlara yardımcı olmamı isteyen hastaları dinleyerek geçti. şu kadarını söyleyeyim. bu insanı yıpratan bir şey. benim hayatım da pek eğlenceli sayılmaz sonuçta. insanlar çok şey ister. onca yılın ardından vardığım sonuç budur. mutlu olmak isterler. ve aynı zamanda benmerkezci, bencil… ve pintidirler.

    aslında dürüst olmak isterdim. çoğunun tam anlamıyla değersiz olduğunu söylemek isterdim. değersiz bir insanı mutlu etmek için saatlerini terapide harcamak. hiç anlamı yok. bunu başaramazsın. ben de bunu yapmaya son verdin. artık sadece ilaç reçetesi yazıyorum. ne kadar kuvvetli olursa o kadar iyi! bu iş böyle yürür.’’

    karin:

    ‘’bu hayat denen işkenceye, varoluşa ayık nasıl katlanılabilir ki?’’

    dindar bir kadının aniden kalabalığın içinde ağzından dökülen duası:

    ‘’tanrım lütfen onları affet! sadece kendini düşünenleri affet! aç gözlü ve bayağı olanları affet! aldatan ve dolandıranları veya zavallı maaşlar ödeyerek zenginleşenleri affet! aşağılayanları ve hakaret edenleri affet! işkence yapan ve öldürenleri affet! gerçekleri halkından saklayan hükümetleri affet! kalpsizler ve acımasızları, sağduyusuz davrananları affet! masumu mahkum eden mahkemeleri affet! halkı yanlış yönlendiren gazete ve televizyonları affet! yüce tanrım affet onları affet onları!’’

    !---- spoiler ----!