1. cahil kişilerin, kendisinden daha fazla bilgi sahibi olan kişilerden daha fazla şey bildiklerini sanmaları sonucu ortaya çıkan durumdur. psikolog justin kruger ve david dunning tarafından tanımlanmış. dilimizde de cahil cesareti ve cahil cüretkar olur, kendini alim sanır gibi tanımları vardır.
    güzel ülkemde bu durumdan muzdarip ne kadar çok insan vardır. işin kötüsü bu du durumun farkında olmadıkları için de iyileşme şansları yoktur.
    her gün, her an, her yerdedirler. askerde size emir veren komutanınızdan, apartman yöneticisine, arabasına bindiğiniz taksi şoföründen, teleizyonda survivor'da izlediğiniz eski türkücüye, sürekli ulusa seslenen yöneticiye...

    bertrand rusell ise bu durumu çok güzel belirtmiş. unutmamak lazım.

    "dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır."
  2. hayatımın baş mürşidi.
  3. en belirgin örneğini sınav sonrası öğrencilerin yorumlarında görürsünüz. zayıf öğrenciler sınavının çok iyi geçtiğini en az 60-70 alacağını söyler fakat daha altında bir puan alır. iyi öğrenciler ise sınavın iyi geçmediğini söyler ama en yüksek puanları alırlar.
  4. justin kruger ve david dunning tarafından tanımlanmıştır.kısaca aptallar aptal olduğunu bilmezken ,akıllılar ise daima zekalarından şüphe eder.örnek olarak bilim adamlarına ,onların uzman olduğu konularda bile posta koyan siyasiler verilebilir.
  5. 1999'da ortaya çıkmış, 2000'de nobel ödülünü kazanmıştır.

    edit: nobel değil, ig nobel denilen nobel!in bir parodisini almıştır. bilgi için rui pasteur'a teşekkürler.
  6. diğer adıyla dunning-kruger sendromu, cornell üniversitesi'nin iki psikoloğu justin kruger ve david dunning’in tanımladığı bir algılamada yanlılık eğilimidir.

    superiorite illüzyonu da denilen ülkemizde de oldukça yaygın görülen ve bu yüzden eski zamanlardan beri dilimize yerleşmiş cahil cesareti, haddini bilmemek şeklinde bolca kullanılan bu sendrom 1999 yılında ortaya atılmış ve dunning ve kruger’in tarihe geçmelerini sağlamıştır.
    yalnız 2000 yılında da psikoloji dalında en anlamsız, saçma anlaşılabilecek ve yeniden üretilmeyecek, üretilmemesi gereken bilimsel çalışmalara verilen harvard üniversitesi ig nobel ödülünü kazandırmıştır.

    bu varsayıma göre:

    *niteliksiz insanlar, nitelikleri abartma eğilimindedir.
    *niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görmekten acizdirler.
    *niteliksiz insanlar, ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.
    *eğer nitelikleri belli bir eğitim ile artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerini farkına varmaya başlarlar.

    sonuç olarak insanlar, bir konu hakkında ne kadar az biliyorsa, o konu hakkındaki az olan bilgisi aslında ne kadar az bilgi sahibi olduğunu fark etmesini engellediği gibi, sanki konuyla ilgili her şeyi biliyormuşçasına bir özgüven kazandırmaktadır.

    dunning ve kruger cornell üniversitesinde yaptıkları bir deneyle de bulgularını doğrulamış oldular:

    45 öğrenci ile yapılan bu deneyde öğrencilere çeşitli sorular sorularak bilgi dereceleri ölçülmüştür. nasıl geçtiği sorulduğunda soruları az bilen kişiler, soruları tamamına yakın bileceklerini iddia etmişlerdir. soruların büyük bir kısmını bilen kişiler ise daha az soru cevapladıklarını söylemişlerdir. test sonuçları ortaya çıktığında az bildiklerini söyleyen kişiler testin % 90 ını bilmiş, daha fazla soru yaptıklarını iddia edenler ise sadece % 10 oranında doğru yanıtta bulunmuşlardır. çarpıcı sonuç alçakgönüllü davrananlar soruların % 90 ını bilmiştir.

    bu durumda gerçek hayatta da cahil kişilerin her zaman (özgüvenleri yüksek olduğu için) yetenekli ve bilgili insanların (alçakgönüllü davranmalarından dolayı) önüne geçmeleri kaçınılmaz oluyor. işin garibi meslek hayatında bunun kendi başarıları olduğunu sanan bu kişiler, bulundukları pozisyonu zaten hak ettiklerini düşünerek bu durumdan hiç rahatsızlık da duymazlar.

    "ikimiz de gerçekten iyi ve güzel bir şey bilmesek de; ben yine ondan daha iyi bir durumdayım; çünkü o hiçbir şey bilmediği halde bildiğini zannediyor. ben bilmiyorum fakat bildiğimi de düşünmüyorum. demek ki ondan biraz daha bilgiliyim, çünkü bilmediklerimi bildiğimi düşünmüyorum."

    "ah atinalılar, bilin ki, bu araştırmalarımdan sonra anladım ki, kendilerini bilgin sananlar aslında en bilgisizlerdir."

    -sokrates'in savunması, platon

    "cehalet, genellikle bilgi sahibi olmaktan daha çok özgüvene sebep olur."

    charles darwin


    zor bir meslekte öne geçmek hırsla kendinize inanmayı gerektirir. bu nedenledir ki kabiliyeti vasat ama iç enerjisi yüksek olan bazı insanlar, çok daha üstün kabiliyete sahip insanlardan bunca daha ileri giderler."

    sophia loren
  7. üniversitede bizzat tecrübe ettiğim sendrom.

    termodinamik. derslere düzgün gitmiyorum; ilk iki derse gitmişim, dönemin kalanında ise belki iki derse daha. konuya bir türlü adapte olamadım. final zamanı geldi. arkadaşlarla derslere düzgün gidenlerden fotokopi çekiyoruz, tüyolar alıyoruz. sınava bir gün kaldı, daha çalışmaya başlamamışım; termodinamik ilmi hakkında bir fikrim yok. e tabi konular yetişmedi. baya alengirli olan entropi konusuna sabah şöyle bir göz gezdirdim, sınava gittim. dört soru vardı. sınav çıkışında herkes birbirine soruyor, nasıl geçti, şu soruyu nasıl yaptın, vs. bende mutlu bir tebessüm var, gayet memnunum performansımdan. gerine gerine geziniyorum etrafta. kolaydı abi. birisi üsteliyor neresi kolaydı diye. anlatıyorum: "abi çok kolaydı, bi kere entropi'den soru sormadı hoca" "nası sormadı abi, son iki soru entropi ile çözülüyordu!" "hade ya!?"

    bu anı yer etti bende. termodinamik dersinden kalmış olmam çok önemli olduğu için değil, ileri seviye cehaletin insanı cehaletini fark edemeyecek kadar nasıl körleştirdiğine ilişkin güçlü bir kişisel deneyim olarak. yıl 2000. dunning-kruger sendromunun literatüre geçtiği seneyle aynı sene imiş.
  8. bu etkiye maruz kalmış bir toplumumuz vardır.