1. güneş sistemi'nde güneş'e en yakın üçüncü gezegendir. güneş sistemi'ndeki en yoğun ve beşinci büyük gezegendir. yaşamın olduğu bilinen tek gezegendir.

    dünya'nın yaşı doğrudan doğruya kayaçların yaşıyla ölçülemez. çünkü bilinen en yaşlı kayaçlar bile bugün artık yeryüzünde var olmayan daha yaşlı kayaçlardan oluşmuştur. bugüne kadar saptanabilen en yaşlı kayaçlar grönland'ın batısında bulunmuştur ve 4,1 milyar yaşındadır.

    yerin içi, diğer gezegenler gibi, kimyasal olarak tabakalardan oluşur. yerin silikattan oluşmuş bir kabuğu, yüksek viskoziteli bir mantosu, akışkan bir dış çekirdeği ve katı halde bir iç çekirdeği vardır. (http://tr.wikipedia.org)
  2. milyonlarca yıldır iyi-kötü sayısızca şeye sahne olmasına rağmen, halen koca evren içinde ufacık bir nokta olmaktan öteye gidememiş ve gidemeyecek olan, gaz ve toz bulutundan gelip aynı anda acıya ve mutluluğa evrilmiş gezegendir.
  3. şu noktaya tekrar bakın. orası evimiz. o biziz. sevdiğiniz ve tanıdığınız, adını duyduğunuz, yaşayan ve ölmüş olan herkes onun üzerinde bulunuyor. tüm neşemizin ve kederimizin toplamı, binlerce birbirini yalanlayan din, ideoloji ve iktisat öğretisi; insanlık tarihi boyunca yaşayan her avcı ve toplayıcı, her kahraman ve korkak, her medeniyet kurucusu ve yıkıcısı, her kral ve çiftçi, her aşık çift, her anne ve baba, umut dolu çocuk, mucit, kâşif, ahlak hocası, yoz siyasetçi, her süperstar, her "yüce önder", her aziz ve günahkâr onun üzerinde - bir günışığı huzmesinin üzerinde asılı duran o toz zerresinde.
    evrenin sonsuzluğu karşısında dünya çok küçük bir sahne. bütün o generaller ve imparatorlar tarafından akıtılan kan nehirlerini düşünün, kazandıkları zaferle bir toz tanesinin bir anlık efendisi oldular. o zerrenin bir köşesinde oturanların başka bir köşesinden gelen ve kendilerine benzeyen başkaları tarafından uğradığı bitmez tükenmez eziyetleri düşünün, ne çok yanılgıya düştüler, birbirlerini öldürmek için ne kadar hevesliydiler, birbirlerinden ne kadar çok nefret ediyorlardı.

    böbürlenmelerimiz, kendimize atfettiğimiz önem, evrende ayrıcalıklı bir konumumuz olduğu hakkındaki hezeyanımız, hepsi bu soluk ışık noktası tarafından yıkılıyor. gezegenimiz, onu saran uzayın karanlığı içinde yalnız bir toz zerresi. bu muazzam boşluk içindeki kaybolmuşluğumuzda, bizi bizden kurtarmak için yardım etmeye gelecek kimse yok.

    dünya, üzerinde hayat barındırdığını bildiğimiz tek gezegen. en azından yakın gelecekte, gidebileceğimiz başka yer yok. ziyaret edebiliriz, ama henüz yerleşemeyiz. beğenin veya beğenmeyin, şu anda dünya sığınabileceğimiz tek yer.

    gökbilimin mütevazılaştırıcı ve kişilik kazandıran bir deneyim olduğu söylenir. belki de insanın kibrinin ne kadar aptalca olduğunu bundan daha iyi gösteren bir fotoğraf yoktur. bence, birbirimize daha iyi davranma sorumluluğumuzu vurguluyor, ve bu mavi noktaya, biricik yuvamıza.

    carl sagan 1994
  4. zgrkk
  5. evimiz.
  6. hangi başlığa gideceğimi bulamadığım için buraya yazmak istiyorum. dünyayı düşünmek beni bir gün çıldırtacak. muhtemelen benim gerizekalılığım ama dünya nasıl bu hale gelmiş lan? burada dünyanın oluşumundan falan bahsetmiyorum. biri büyük patlama der, birisi de allah yarattı der. ben de birisine eyvallah der geçerim.

    tamam da tekrar soruyorum, dünya nasıl bu hale gelmiş? mesela hile, entrika, toplum baskısı, iktidar hevesi, sanat, felsefe... din konusuna girmiyorum bile. şimdi bunları düşünmeye çalışınca marşı basmayan şahin gibi hissediyorum kendimi. sonrada vurduruyorum.* yani en baştan düşünmeye başlıyorum, belki devamı gelir diye.

    1. ilk insan artık dünyada.
    2. ilk gün içerisinde yemek yemesi gerektiğini falan keşfetmiştir herhalde.
    3. vakit böyle geçerken, çoluk çocuk gelmiştir.
    4. işler biraz daha rayına oturmuştur. belki topluca avlanıp birlikte yemek falan yemeye başlamışlardır. kendilerine göre bir barınakları falan vardır.
    5. bir de hep anlatılan habil-kabil meselesi var. e hadi tamam ilk cinayette işlendi.
    6. (tıkandığım yer)

    buradan sonra nasıl şeyler yaşandı da dünya şuanki halini aldı? bunun tek sebebi işsizlik ve akıl sahibi olmamız mı? derdini sikeyim diyenlere hak veriyorum ama öylesine paylaşmak istedim.
  7. başlık "laleliden dunyaya dogru giden bir tramvaydayiz" dizelerini hatırlatmıştır bana.
  8. güneş'ten yaklaşık 149 milyon km, diğer bir deyişle 8.5 ışık dakikası uzaklıkta, bilinen evrenin içerisinde yaşama ev sahipliği yapan ve bu özelliği ile bilinen tek gezegendir. 4.5 milyar yıl yaşında olduğu tahmin edilmektedir. eksen yörüngesi yaklaşık 24 saat, güneş yörüngesi ise yaklaşık 366 gündür.

    eksen yörüngesinin neden olduğu merkezkaç etkisinden dolayı kutuplardan basık ve ekvator bölgesinden şişkin bir yapıya sahiptir. bu özelliği, atmosferin ve okyanusların yüzeyde dengeli bir şekilde dağılmasını sağlar. sahip olduğu doğal uydusu ay sayesinde 23°27'lık bir eksen sapmasına sahiptir. bu sapma sayesinde de dört mevsime ev sahipliği yapar.

    diğer gezegenler gibi dünya da ilk oluşum aşaması ve sonrasında meteorlardan ve kuyruklu yıldızlardan çok fazla dayak yemiştir.(*:meteor çarpması) yaşamın, bu çarpan göktaşlarından gelen su ve organik maddelerle başladığına ve gezegenin, zaman içerisinde yüzeyinin yaşama elverişli hale gelmesiyle yaşamın olgunlaştığına inanılmaktadır.

    manyetosfer adı verilen ve güneş'in radyoaktif etkilerini sektiren bir katmanı olup, bu katmanı ile yaşama elverişli bir ortama sahiptir.
  9. dunyanin en kirli seyi. her yeri toz toprak.