• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.62)
Yazar albert camus
düşüş - albert camus
'albert camus'un 1956 yılında yayımladığı 'düşüş' modern insanın, kendi bencillik ve çaresizliklerini adım adım görmek zorunda kalışının ve çelişkilerinin romanıdır. öyle ki yazar girişe; "size hizmetlerimi sunabilir miyim, bayım, canınızı sıkmadan?" diyerek başlar.bu giriş cümlesinin 'canınızı sıkmadan' kısmı dahi kahramanın yalnızlığının tezahürüdür.

romanın anafikri:

insanları çok iyi gözlemleyen albert camus bu eserinde de bolca gözlemlerine yer vermiştir. kahramanın kendisi olduğu konusunda edebiyat çevresinden birçok isim hemfikirdir. zekice burjuvaziyi ve onun yaptırdıklarını ele alır bu eserinde. çok fazla sorgulama yapar. aslında gördüklerini yazar gibidir ama görünenin altındaki çelişki ve yapmacıklığı her cümlede keskin bir biçimde gösterir. kahraman yalnızdır aslında. köprüden atlayan kızı engelleyememenin hüznü üzerinde neredeyse hiç durmaz. ama bu düşüncesizliğini öyle bir yere koyar ki aslında hayatının hiçbir döneminde o anı unutmadığını vurgulamak ister gibidir.

"ey genç kız kendini yine suya at da her ikimizi kurtarma şansına bir kez daha ereyim. bir kez daha, ha, amma ihtiyatsızlık!"
  1. okuması zevkli bir kitap. soluksuz monologlar ile bir süre sonra kendinizle konuştuğunuz hissine kapılıyorsunuz.
    queen
  2. zihnimdekilerin derlenmis hali. hatta benim kullanma kilavuzum olarak yazilmis olabilir. hatta bi ara ciddi ciddi reenkarnasyona ve bi onceki hayatimda camus olduguma inandim. o kadar hakim oldugum duygulardi ki zaman zaman okumaktan sikildim. ve hatta bitirmemis bile olabilirim. arada acip acip bakarim ama hala, aynaya bakar gibi.
  3. dostu hapse atılan bir adamdan söz ettiler bana, adam her akşam evinde yerde yatıyormuş, sevdiği kişiden esirgenen bir rahatlıktan yararlanmamak için. kim, aziz bayım, kim yatar yerde bizim için? ben yatabilirim mi diye soruyorsunuz? dinleyin, yatabilmek isterdim, yatarım da. evet, hepimiz yatabileceğiz bir gün, bu da kurtuluş olacak. ama kolay değil bu, çünkü dostluk dikkatsizdir ya da en azından güçsüzdür, istediğini yapamaz. belki de yeterince istemez mi bunu? belki de yaşamı yeterince sevmiyor muyuz? duygularımızı yalnız ölümün uyandırdığına dikkat ettiniz mi? bizden yeni ayrılmış dostlarımızı ne kadar severiz, değil mi? ağızları toprakla dolup hiç konuşmaz olmuş hocalarımıza ne kadar hayranızdır! saygı o zaman çok doğal olarak gelir, belki de tüm yaşamları boyunca bizden bekledikleri o saygı.
  4. her cümlesi farklı bir konunun analizidir.cümlelerin altını çizmeye kalkışmayın tüm kitabı kırmızı bir kalemle yazma fikrine kapılabilirsiniz.bir benzetmesi var ki beni benden alır: "bu kadın yürek basınını o denli iyi okumuştu ki, sınıfsız toplumun kurulacağını bildiren bir aydının güven ve inancıyla söz ediyordu aşktan."
    bu bir başucu kitabıdır en azından benim için öyle tekrar tekrar okuyacağım.
  5. "...yargıdan kaçmak zor olduğundan, doğasını hem sevdirmek, hem bağışlatmak nazik iş olduğundan, hepsi de zengin olmaya çalışırlar. niçin? bunu merak ettiniz mi hiç? güç kazanmak için elbette. ama özellikle şunun için: zenginlik insanı hemen verilecek yargıdan bağışık tutar, sizi metrodaki kalabalıktan ayırıp nikel kaplanmış bir arabaya kapatır... zenginlik, aziz dostum, henüz aklanma değildir, ama her zaman hoş karşılanması gereken ertelemedir..."

    insanların önyargılarını anlatan, dürüstlüğün ne denli saçma olabileceğini yüzünüze vuran kısa bir düşüş.

    bu düşüş, fazla derin baylar. dibe doğru ilerledikçe gerçekler parlıyor, gözleriniz acıyor. canınızı sıkmadan bunları nasıl anlatabilirim?
    bilemiyorum doğrusu.
  6. "bir adam tanıdım, kafasız bir kadına yaşamının yirmi yılını verdi. her şeyi feda etti ona; dostlarını, emeğini, dürüstlüğünü bile... ama bir akşam, kadını hiç sevmemiş olduğunu anladı. canı sıkılıyordu, hepsi bu. insanların çoğu gibi canı sıkılıyordu."

    şimdi kitap ne diyor dostlar: "ama bir akşam, kadını hiç sevmemiş olduğunu anladı."

    "selvi boylum al yazmalım" filmi ne diyor:

    "sevgi neydi? sevgi iyilikti, dostluktu, sevgi emekti
    durursam bir daha kurtulamam
    ziyanı yok, gülüşü yeter bize
    yüreğim kaydıysa günah mı?
    çamura saplansam yardıma gelir misin?
    elini tuttum sıcacıktı, yüreği elindeymiş gibi
    elinden tutuversem benimle gelir mi?
    seninim işte, alıp götürsene beni
    elveda asya, elveda selvi boylum al yazmalım, elveda
    bitmemiş türküm benim."

    hasılı adam emek vermemiş canlar, adam bize yalan söylemiş, sevmemiş:) bizim "adam" dediğimiz adam hedef odaklı yaşamış. hedefe yürünen yolda çekilen çileyi yok sayıp, sonuca dalmış. bana kalırsa sonucun ne olacağını düşünüp miskinlik etmektense, çabalamak, tırmalamak ve hayata karşı merakımızı muhafaza etmektir aslolan. hade eyvallah;)
  7. albert camus'nun egzistansiyalizmini en iyi anlatan eseridir. düşünsel edebiyatın da zirvelerinden biri olan bu kısacık ve öz kitap aynı zamanda modern dönemin samimi bir eleştirisini de bünyesinde barındırır.
  8. albert camus'nün kendi farkındalığına ulaşan bir avukatın iç yolculuğunun öyküsü. şaşırtıcı itiraf ve gerçekçi tespitlerle dolu muazzam bir "düşüş".

    "herkes her ne pahasına olursa olsun, masum olmak dileğinde, hatta bunun için tüm insan soyunu ve tanrıyı suçlamak gerekse bile."