• youreads puanı (9.63)
  1. turist ömer uzay yolunda'da rastladığım pink floyd şarkısı
  2. olası bir pompeii ziyareti sırasında kulaklıkla son ses dinlenesi bir pink floyd klasiği, live at pompeii versiyonunun bünyede lsd etkisi yapması mümkündür. üzerine ne söylenirse söylensin yetersiz kalacak şarkıdır. bu kutsal eserin sözleri ise şu şekildedir;

    overhead the albatross
    hangs motionless upon the air
    and deep beneath the rolling waves
    in labyrinths of coral caves
    an echo of a distant time
    comes willowing across the sand
    and everything is green and submarine.

    and no one called us to the land
    and no one knows the wheres or whys.
    something stirs and something tries
    starts to climb toward the light.

    strangers passing in the street
    by chance two separate glances meet
    and i am you and what i see is me.
    and do i take you by the hand
    and lead you through the land
    and help me understand
    the best i can.

    and no one called us to the land
    and no one crosses there alive.
    no one speaks and no one tries
    no one flies around the sun....

    almost everyday you fall
    upon my waking eyes,
    inviting and inciting me
    to rise.
    and through the window in the wall
    come streaming in on sunlight wings
    a million bright ambassadors of morning.

    and no one sings me lulabyes
    and no one makes me close my eyes
    so i throw the windows wide
    and call to you across the sky
  3. tarihin belli bir anına tanıklık etmek vardır ya. ama izlemek değil, bildiğin tüm duyularınla orada olmak. işte pompei kaydı böyle olan şarkıdır.
  4. likit hali liserjik; görsel hali aurora olan deneyim. (bkz: cosmic trip)
    lifer
  5. dinlemekten hiç bıkılmayacak şarkıların zirvesi. her seferinde çok başka düşüncelere atıp sonra oradan alıp zamanda yolculuk yaptırıyor.
    leia
  6. çığlıkların olduğu yerde her dinlediğimde ürperdiğim, daha sonra albatroz kuşunun sesi olduğunu öğrenince yerini daha çok hayranlığa bırakan, her dakikasında farklı bir renk gösteren efsanevi pink floyd şarkısı.
  7. ntv'de yayınlanan seven ages of rock belgeselinin reklam aralarından sonra jenerikte pompei kaydının bir bölümü görünürdü. karizmatik rick wright'ın tam da devreye girdiği an. o zaman dinleyeceğim müziğin nasıl olması gerektiğine karar vermeye çalışırken echoes ve bu görüntü çok etkili olmuştu.
    müziğin zirvesi belki de budur diye düşündürür.
  8. stüdyo kaydı 24 dakika civarında olduğundan, (tam bir gece-gündüze tekabül etmese de) 24 saat süren bir günlük dilimin 24 dakikaya indirgenmiş hali olarak dinlediğim pink floyd şaheseri. şarkı günün ilk ışıklarıyla başlar. sözler girer, gün devam eder. sonra günün bütün yorgunluğunu alan bir kısım çalınmaya başlar. ardından sis çöker, hava kararır, herkes evine çekilir ve hayvanların uğultusu başlar. bazen ürkütür, ürpertir. özellikle tam da gece vaktinde dinliyorsanız. kendinizi orada hissedersiniz. sonra hayvanların sesleri de kesilir. güneş huzmelerini tasvir eden sesler artık sabah olduğunu bildirir. güneş sayesinde parıl parıl parlayan ezgiler dinlersiniz, ve tekrar müzik durulur. hiç bitmeyecek bir döngüyü hatırlatır gibi tekrar sis çöker, hayvanların çığlıkları bir kere daha başlamadan her yer karanlığa gömülür, müzik sona erer.
  9. bir high hopes floyd'cusu olarak; çoğunluğa göre en iyi işleri olarak anılmasına rağmen bir türlü beğenemediğim parça.
  10. 25 dakikalık bir destan. bazen dinlerken kendimi öyle kaptırıyorum ki hikayedeki albatros olup uçasım geliyor.