• youreads puanı (9.65)
  1. turist ömer uzay yolunda'da rastladığım pink floyd şarkısı
  2. olası bir pompeii ziyareti sırasında kulaklıkla son ses dinlenesi bir pink floyd klasiği, live at pompeii versiyonunun bünyede lsd etkisi yapması mümkündür. üzerine ne söylenirse söylensin yetersiz kalacak şarkıdır. bu kutsal eserin sözleri ise şu şekildedir;

    overhead the albatross
    hangs motionless upon the air
    and deep beneath the rolling waves
    in labyrinths of coral caves
    an echo of a distant time
    comes willowing across the sand
    and everything is green and submarine.

    and no one called us to the land
    and no one knows the wheres or whys.
    something stirs and something tries
    starts to climb toward the light.

    strangers passing in the street
    by chance two separate glances meet
    and i am you and what i see is me.
    and do i take you by the hand
    and lead you through the land
    and help me understand
    the best i can.

    and no one called us to the land
    and no one crosses there alive.
    no one speaks and no one tries
    no one flies around the sun....

    almost everyday you fall
    upon my waking eyes,
    inviting and inciting me
    to rise.
    and through the window in the wall
    come streaming in on sunlight wings
    a million bright ambassadors of morning.

    and no one sings me lulabyes
    and no one makes me close my eyes
    so i throw the windows wide
    and call to you across the sky
  3. likit hali liserjik; görsel hali aurora olan deneyim. (bkz: cosmic trip)
    lifer
  4. dinlemekten hiç bıkılmayacak şarkıların zirvesi. her seferinde çok başka düşüncelere atıp sonra oradan alıp zamanda yolculuk yaptırıyor.
    leia
  5. çığlıkların olduğu yerde her dinlediğimde ürperdiğim, daha sonra albatroz kuşunun sesi olduğunu öğrenince yerini daha çok hayranlığa bırakan, her dakikasında farklı bir renk gösteren efsanevi pink floyd şarkısı.
  6. ntv'de yayınlanan seven ages of rock belgeselinin reklam aralarından sonra jenerikte pompei kaydının bir bölümü görünürdü. karizmatik rick wright'ın tam da devreye girdiği an. o zaman dinleyeceğim müziğin nasıl olması gerektiğine karar vermeye çalışırken echoes ve bu görüntü çok etkili olmuştu.
    müziğin zirvesi belki de budur diye düşündürür.
  7. bir high hopes floyd'cusu olarak; çoğunluğa göre en iyi işleri olarak anılmasına rağmen bir türlü beğenemediğim parça.
  8. 25 dakikalık bir destan. bazen dinlerken kendimi öyle kaptırıyorum ki hikayedeki albatros olup uçasım geliyor.
  9. insanı duygudan duyguya sürükleyen, david gilmour'un melodik anlayışıyla richard wright'ın sihirli parmaklarının birleştiği parça. tam hali sadece şarkıya odaklanabilinen anlarda dinlenmelidir, başka türlüsü zevk vermez.

    ayrıca bana göre pompeii'den sonraki en iyi performansı gdansk'ta bu ikili tarafından sergilenmiştir.
  10. şaşırtıcı bir biçimde hak ettiği değeri gören bir (*:pink floyd) şarkısı.
    (*:meddle) albümünün bir yüzü tamamen buna aittir.
    şarkı kısaca üç bölümdür.
    1-klavye sesleri ve giriş
    2-enstrumanların susuşu ve çığlıklar
    3-tekrar müziğin yükselmesi
    pink floyd'un zirvelerinden sadece bir tanesidir. diğerleri için:
    (bkz: shine on you crazy diamond)
    (bkz: interstellar overdrive)
    (bkz: high hopes)
    (bkz: the dark side of the moon) tüm albümü saydım. çünkü tdsotm bölünmeye müsait bir albüm değil.