1. "bütün menfaatlerini mülevves bir tahtın, çürümüş, çökmüş ayaklarına sarılmakta gören...", "idrakten mahrum, vicdandan mahrum, birtakım insanlar...", "ahmakça teklifat...", "sefil... adi bir mahluk... alçak...", "aciz, adi, his ve idrakten mahrum...", ''padişah ve halife olan vahdettin, soysuzlaşmış, kendini ve yalnız tahtını koruyabileceğini düşlediği alçakça önlemler araştırmakta".
    "hakimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye müzakereyle, münakaşa ile verilemez. hakimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. osmanoğulları zorla türk milletinin hakimiyet ve saltanatına vaziülyed olmuşlardı. bu tasallutlarını altı asırdan beri idame eylemişlerdir. şimdi de, türk milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hakimiyet ve saltanatını isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor. bu bir emrivakidir. mevzubahis olan, millete saltanatını, hakimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. mesele zaten emrivaki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. bu behemehal olacaktır. burada içtima edenler meclis ve herkes meseleyi tabiî görürse, fikrimce muvafık olur. aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir."

    "kayıtsız, şartsız tabiriyle belirtilen egemenliği, milletin üzerinde tutmak demek bu egemenliğin bir zerresini, sıfatı, ismi ne olursa olsun, hiçbir makama vermemek, verdirmemek demektir."

    (bkz: kamal atatürk)

    toplumda hiçbir kimse, hiçbir zümre, hiçbir sınıf ya da grup, doğrudan üstün emretme gücüne sahip olamaz.
  2. ilerde çocuklarımıza, torunlarımıza bir zamanlar yönetim şeklimiz böyleydi diyeceğimiz cümle. sonra bir kasımpaşa'lı çıktı ve her şeyi elimizden aldı sesinizi çıkaramadık da diyeceğiz. şimdiden eskilerde kalmış gibi hissediyorum ilerde sadece iç çekerek hatırlayacağımız mazi olacak ne acı.
  3. hakimiyet bilâ kayd-u şart milletindir.