1. son 1 aydır uyguladığım eylem hafiflediğimi hissettim açıkcası.
  2. alışınca bir süre sonra isteseniz de yiyemiyorsunuz.
    faydalı bir davranıştır.
    ramel
  3. ekmeksiz diyet olmaz. bir diyetisyen olarak buna inanırım.

    tahıllar ana karbonhidrat kaynağımız bu yüzden iyi tahıl kaynakları (tam buğday, tam tahıl, çavdar vb) seçildiğinde ve tüketimi sınırlı tutulduğunda diyette oldukça faydalıdır.

    (iyi tahıl kaynakları dedim ya; ben ekmek yemiyorum dedikten hemen sonra pilav kaşıklayanlar aslında daha zarar veriyor kendine. )

    diyetteki tahıllar neler peki?
    -çorbalar (tercihen mercimek, ezogelin gibi bol lifli çorbalar enerji değeri olarak bu gruba girer)
    - pilav, bulgur, makarna (bu gruptaki lifsiz olan makarna ve pirinçten mümkün oldukça uzak durmak gerekir, içlerinde en sağlıklısı bulgurdur)
    - kahvaltılık gevrekler, (krakerler, galeta/grissiniler porsiyonu kontrol etmek şartıyla yenilebilir.)
    - ve baştacı ekmek (tam taqhıl, tam buğday çavdar çeşitleri beyaz ekmeğe göre oldukça sağlıklıdır.)

    ek: sağlıklı ekmek türlerinin -porsiyon kontrolüyle- diyabette kan şekeri düzenlenmesnde ve kalp damar sağlığında kolesterolün düşürülmesinde büyük etkisi vardır.
    ayrıca bu ekmek türleri beyaz ekmeğe göre daha doyurucudur, beyaz ekmek daha büyük porsiyonda yenildiğinde bile doyurmazken bu ekmeklerin bir iki dilimi yetebilmektedir.

    not düşmek isterim: piyasadaki "kepekli ekmek"lerin çoğunun ana maddesi beyaz un, içine yalnızca kepek katılıyor. bu yüzden etkisi oldukça düşük. beyaz ekmeğe eş tutulabilir.

    sonuca bağlayayım; üstte oldukça vurguladığım gibi, tüketimi sınırlandırıldığı (abartılmadığı) takdirde yenilmesi gereken, doyurucu, iyi tahıl kaynağıdır ekmek.

    slogan gibi dilimdedir: ekmeksiz diyet olmaz.
  4. bandıra bandıra yemeğe alışkın bir milletiniz, yemeğin salçalısını sevmekten oluyor hep bunlar. zira ekmek tüketimimiz israfla birlikte hadlerin çok çok üzerinde. tamamen yememekten ziyade ne yediğimi ve ne kadar yediğimi bilerek tüketmeyi seviyorum ben. esmer ekmekler tercihim, elimde olsa da kendim yapsam fakat ne mümkün. bunun dışında kahvaltı da "evet" ama öğlen ve akşam yemeklerinde "hayır !!" olarak bir düzene girme derdindeyim şu sıra. bununla birlikte ekmek yemeyeyim ama pilavdı, makarnaydı ne varsa silip süpüreyim gibi bir düşüncem olmuyor. pirinci oldum olası ağır buldum ve tercih etmiyorum. bulgur, gerek incesiyle gerek pilavlık olanıyla daha cezbedici gelmiştir bana hep..

    ekmek yemekten kaçmak adına, yediğimiz yemeklerin çok sulu olamaması belki gayret adına bir girişim olabilir. zamanla zaten alışkanlığa dönüşüyor.
  5. ekmek, besleyiciliğinden ziyade doyuruculuğu için tercih ediliyor genelde. tercih de demeyelim aslında, ekmek yeme alışkanlığı mecburiyetten kazanılmış bir alışkanlık olsa gerek. tamamen ekonomik. ekmeksiz yiyebileceğim pek az yemek vardır, "ekmeksiz doyulmaz" alışkanlığından ötürü. pilavı bile ekmekle yiyen biriyim. sahi ya, ekmek olmadan nasıl doyarım ki? 3-4 porsiyon pilav ya da makarna gerekir herhalde, yarım somun ekmeğin karşılığında. en sevdiğim de vakfıkebir ekmeğinden sonra beyaz ekmek.
    tam tahıldır, kepektir, bunları yiyemiyorum. sevmiyorum, tahta gibi geliyor tadı.

    ekmeksiz doymayan bir insan olarak neden çin ali gibi olduğumun da yanıtı henüz keşfedilmiş değil bu arada.
    bu vesileyle aç gezdiği halde sürekli kilo alan dombili arkadaşlarımdan da özür diliyorum. ne yapalım, bu modeller böyle. :)
  6. (bkz: yemek yememek)

    ekmek yemeden sulu olan hiçbir yemeği yemekten keyif almıyorum. yalnız özendirmeyeyim, ben epey kiloluyum çünkü.