1. kaos için uygun zemindir. anarşist olsam ekonomik kriz çıkmasını bekler sonra harekete geçerdim. eppek yoksa vergi de yok.

    (bkz: krizi fırsata çevirmek)
    abi
  2. pek severim bu tartışmayı. devrimcilerin kuvvet biriktiremedikleri, planlı bir hazırlığa sahip olmadıkları koşullarda krizden gericilik çıkar. zılgıtı yiyen vatandaş anarşik olup ayaklanacak mı sanıyorsunuz? hayır, çaresiz kalacak açlıktan ölmemek için gene tarikatların cemaatlerin kucağına düşecek. ekonomik kriz kötüdür, toplumsal muhalefete katkısı olmaz.
    mutlu
  3. neresinden tutarsan tut bir yararı olmayan şeydir. düşün ki ekonomi bozuldu, dış borçlar arttı, içeride insanlar emeğinin karşılığını alamadı. sanıyor musun ki bu ülkenin insanı yunan halkı gibi isyan edecek. hayır! mutlu da yazmış. insanlar haklarını sendikalar yoluyla değil, tarikatlar, cemaatlar yoluyla isteyecek. üstüne bir de paran değer kaybedecek dış borcun hiç yoktan artacak. yurtdışında çocuğu okuyan adam çocuğuna para gönderemeyecek, tarlada çalışan traktöre benzin yetmeyecek. üstüne bir de ekonomik krizin sebebi olanlar %50 oy almaya devam edecek.

    ve ayrıca bir devrim için en uygun zamandır zannımca. parasını alamayan polis veya asker farketmez kimse ses etmez böyle bir şey olursa.
  4. beşinci kattaki evde temizlik yaparken kaldırılan halının altında ölü fare bulmaktır.
  5. türkiye ekonomisinin gidişatını ve türkiye halkının refahını borsa üzerinden anlayamaz, değerlendiremezsiniz; hatta aradaki korelasyon çoğu zaman negatiftir. aşağıdaki söyleşi ağustos 2008’de yapılmış olup, dünya ekonomisinin temel meselelerine/sorunlarına ilişkin olarak ana akım iktisatta pek rastlanmayan kimi değerli perspektifler sağlamaktadır. söz konusu görüşler global ekonomik kriz bağlamında 2008’den bu yana ehemmiyetini koruyan tespitler içeriyor. hakim sınıfların ve medyanın pompaladığı borsa/faiz/döviz gündemleri haricinde, uluslararası kaynak akımları/küresel dengesizlikler/dış açıklar/büyüme hızları/sermaye birikim rasyoları/aşırı finansallaşma gibi ekonominin asli konularına ilgi duyan arkadaşların dikkatine sunuyorum.
    http://www.neaydinonat.com/gunluk/?p=1049
    mutlu
  6. hali hazırda içinde olduğumuzdur.
  7. kimi siyasi partilerce sıyırıp geçti denilip show yapılsada bakış açısına göre içinde bulundugumuz durumdur.
  8. moddys türkiyenin notunu yatırım yapılabilir seviyesinin altına indirmiş. şimdi bunu da paralelciler yaptırmıştır. bokumuza batıyoruz hala bahane suçlu arıyoruz. suçlu ülkeyi yönetemeyenlerdir.
  9. sabahleyin bakkalda benim sigaradan kalmamış. o sırada başka sigaralardan sigara beğenmeye çalışıyorum. selahattin abi sigaracının parasını vermedik alamadık sigaraları boş kaldı raf buralar hep doluydu. bakma benim 2-3 bin lira alacağım var şu defterde. sonra fısıldayarak "kriz var kriz para dönmüyor" dedi yine fısıldayarak devam etti milletin maaşları gecikiyor, onlar alamayınca bana ödemiyor, ben de sigara alamıyorum" dedi. dedim abi mühim değil başka sigara alırız ne var 9'luk?

    bu arada hep 50 tl'lik benzin alan yurdum insanının bir türü de benim. marlboro 9'du marlboro içiyordum. sonra zam geldi kent 9'du kent içmeye başladım.sonra yine zam geldi kent swicht içtim. şimdi 9 liraya rothmans içiyorum. bu da bulunmuyor öyle her yerde.

    ekonomik kriz çığırtkanlığı yapmak da istemiyorum tabi ama 2017'de durgunluk oluşur gibi görünüyor. sebebi de belli türkiye ekonomisi tüketim üzerine kurulu ve şu an herkes altın aldım dolar aldım havasında. bu bakış açısı herkesi tutumlu olmaya davet ediyor. çünkü milyonlarca borç içinde olan ve kenarda parası olmayan insanlar bir anda ulan milletin parası varmış demeye başladı. çünkü adamın cebinde 250 tl var bulmuş bi yerden maaştan artmış hemen koşmuş dolar almış. sonra da diyor ki dolara yatırdım parayı. kaç para olduğunu söylemiyor tabi. komşusu da diyor ki lan bu tıfılda para mı varmış da dolar almış. vay ben ne ettim bunca yıl. şimdi herkes yatırım yaptığını duyurma merakında. çünkü akıllı görünmek istiyorlar. etkilenmemiş karlı çıkmış olmak ve mutlu mutlu devam etmek istiyorlar. tamamen sosyalpsikoloji konusu.

    devlet krize girmez, kamu borcunu öder. çünkü 2001'de akıllanan türkiye sosyal devleti bir kenara koyup tiranlığa doğru yol aldı. türkiye'de hiçbir zaman resmi olarak kriz açıklanmayacak. çünkü devlet kendini halktan ayrıştırmış durumda. halk krize girecek devlet değil. borcunu ödeyemeyecek, mülkünü satacak. tasarruf edip zaten kötü beslenirken az ve kötü beslenmeye başlayacak. tatil yapmayacak, telefon almayacak, aracını yenilemeyecek vs. özel sektör durgunluğa girecek ama onlar da batmayacak çünkü stoklamış durumdalar. makasın açılması zaten bunu gerektiriyor. önemsiz kişiler fakir yaşayacak %20'lik zengin kesim kardan zarar edecek, kriz var deyip maaşa zam yapmayıp sosyal haklarda kesintiye gidecek, devlet krizi fırsat bilip temel ihtiyaçlara zam üstüne zam yapacak.

    ekonominin batıp batmayacağına da halk karar verecek. ya uslanacak lüks talebini bırakıp sosyal haklarını talep edecek ya da sürünecek. sen eşşek olursan semer vuran çok olur noktasındayız. biz semerimize sıkı sıkı bağlandığımız sürece kriz falan olmaz.

    ne yapmalı? bir kere türkiye'de birçok insan lüks yaşadığını kabul etmeli. nedir bu lüks? beslenme ya da kültürel-sanatsal anlamda bir lüks değil. enerji ve teknoloji anlamında bir lüks. beslenme biçimimiz ve entelektüel durumumuz felaket yerlerde. mesela doğalgaz ve elektrik bağımlılığı, büyük televizyon, dokunmatik telefon, araba bağımlılığı gibi birçok lüks teknoloji ve enerji ürününe bağımlı haldeyiz. ve biz bunları üretemediğimiz için pahalı temin ediyoruz. buna para harcarken kötü evlerde yaşıyor, fabrikasyon besleniyor, kötü giyiniyor, entelektüel faaliyetlere vakit ve nakit ayırmıyoruz. türkiye'de kriz ancak vatandaş tiyatroya, konsere gidip, sağlıklı beslenirse, yürüyüş yapar, kaliteli müzik dinlerse, kitap okuyup resim çizerse, bir enstrüman çalmaya uğraşırsa, dost meclisinde felsefe tartışması yaparsa, doğa koşullarıyla efendi gibi sobasıyla, kazağıyla, örme çorabıyla mücadele ederse çıkar. bu da yakın tarihte pek mümkün görünmüyor. balık istifi işe giden, hastane kuyruğunda perişan olan, köpekten bile daha kötü beslenen, giyinmesini, konuşmasını, düşünmesini bilmeyen ama iki rüzgar esti diye kombiyi fulleyen, hem evinde hem cebinde hem işinde internet kullanan, fatura ödemekten zevk duyan, krediyle kredi ödeyemeye bayılan bir çoğunluğun olduğu yerde kriz olmaz, teğet bile geçmez.
    abi
  10. esnaf mutsuz(gözlemlediğim kadarıyla), sanayici mutsuz(ailem işin içinde özellikle otomotiv parça sanayisinin içindeyiz), çiftçi mutsuz(televizyonlardan gördüğümüz kadarıyla şikayetçi, özellikle süt fiyatlarına), öğrenci mutsuz(ben bir öğrenciğim hiç ağzımı açtırmayın), işçi mutsuz(kişi başına düşen kredi ve kredi kartı borcu rakamları, asgari ücrete olan tepkileri birer gösterge olarak kabul ediyorum). e peki birader, kim mutlu? kimler ekonomik kriz olmadığını iddia edebilecek konumda? artan vergi oranları sizlere bir şeyler ifade etmiyor mu?