• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.67)
elle - paul verhoeven
michèle leblanc (isabelle huppert) başarılı bir oyun şirketinin başındadır. işindeki sert ve profesyonel tutumu özel hayatına da yansıtmaktadır. ancak evinde bulunduğu bir akşam, maskeli bir adam saldırı ve tecavüze uğrar. durumu polise haber verdiğinde onların da elinden birşey gelmediğini görür. ancak intikamını almaya kararlı olan michèle, saldırganı kendi yöntemleriyle aramaya başlar. evi ve hayatıyla ilgili bilgisi olan herkesten şüphelenmektedir. ancak bu tehlikeli oyun her an kontrolden çıkmaya müsaittir.(sinemalar)
  1. yönetmen paul verhoeven az sayıda filmi ile olumlu ve olumsuz yorumları üzerine çekebilmeyi başarmış (!), bence hakkında kesin yargılara varılması biraz güç, kelimenin tam anlamıyla sıra dışı bir yönetmen. şuraya yalnızca robocop, total recall, basic instinct ve showgirls yazmak yeterli olur sanırım.

    bu filmiyle de yaygara kopmuş biraz. filmi tecavüzün komedisi olarak gören ve verhoeven'i eleştiren geniş bir kitlenin yanı sıra, tam aksine alışkın olmadığımız bir tarzda işlenmiş bir kadın intikam filmi ya da erotik gerilim olarak da değerlendirenler var. filmle ve bu tartışmalarla ilgili güzel bir değerlendirme altyazı dergisinin kasım 2016 sayısında gülengül altıntaş tarafından kaleme alınmış. değerlendirmenin şu kısmı son derece doğru:

    "...michele'in önerilen kalıpların dışında arayıp kendi deneyimini bulma / yaratma ısrarı o kadar kuvvetli ki, film de kahramanına bir an dahi ihanet etmeyerek hiçbir 'tür' etiketini üzerinde tutmayıp atıyor. o kadın (elle) başka bir yönetmenin elinde saatli bomba gibi patlayabilecek bir hikaye. ama verhoeven'in usta yönetmenliği isabelle huppert'in muhteşem oyunculuğu ile birleşince izleyici için ne michele'in yaşadığının "gerçekliğini" sorgulamaya, ne de yargılamaya cüret edecek bir alan kalıyor. bir kadın tecavüzü böyle mi yaşar? michele yaşıyor ve michele için tecavüzün ne anlama geldiğine, michele dışında kimsenin karar vermeye hakkı yok"

    pantolon giyseymiş, evini iyi kilitleseymiş, acaba gerçekten tecavüz müymüş...sorularını hatırlattı değil mi?

    ayrıca (bkz: no lies - mitchell block)
    mesut
  2. son izlediğim 3 film (3 kadın filmi diyebiliriz) içinde en sert olanı buydu.

    (bkz: juileta - pedro almodovar)
    (bkz: ah-ga-ssi - chan-wook park)
    (bkz: elle - paulverhoeven)

    isabelle huppert benim pozitif elektrik alamadığım donuk bakışlı bir aktris. oyunculuğuna laf etmek ise haddime değil. filmi izlemeye başladığımda bir fransız filmi ile aynı karede ps4 görüntülerini göreceğimi açıkcası düşünmemiştim. yönetmenin total recall ve robocop filmlerini yöneten kişi olduğunu bilmiyordum. isabella huppert'i ise sadece pianist filmi ile tanımıştım, benim için bir juilette binoche etkisi yaratmasa da saygı duydum. yönetmen bilim kurgu'ların dışına çıkıp bir avrupa filmi çekmek istemiş ve bunu da başarmış. bunu başarabilmek için isabella huppert seçimi yerinde bir karar olmuş.

    elle için; fransız balkonu, fransız şarabı ve en önemlisi fransızca'nın insanı baymayan huzuru olsa da temposu yüksek sert bir film. isabella huppert için al bu filmi sırtla demişler, o da öyle bir sırtlamış ki "hani marjinal bizdik" çıkışı bile yapabilecek cesareti bulamadım. filmin konusu için tecavüze uğrayan bir kadın ekseninde gelişen olaylar dile geliyor. tecavüz hassas bir konu, hakkında yazarken bile iki kere düşünmek gerekir. ancak filmde o kadar hassas konular işleniyor ki tecavüz travması bile filmde arka planda yer alabiliyor.