emmanuel levinas

Kimdir?

emmanuel levinas, 12 ocak 1906’da litvanya’da doğdu ve 25 aralık 1995’te paris’te öldü. fransız yahudi filozoflardan biri olarak yirminci yüzyıl felsefesinde önemli bir yer edindi, yahudi düşüncesini teolojik sınırlarının ötesinde felsefi-etik düşüncenin genişletilmesinde ve geliştirilmesinde işleterek gerçekleştirir bu işlemi; fenomenoloji sonrası yirminci yüzyıl felsefenin oluşumunu doğrudan belirlediğini söylemek yanlış olmaz bu yanıyla.
  1. felsefeyi şöyle tanımlar sonsuza tanıklık kitabında;

    ' felsefe varlık olarak varlığa özseldir. ruhta ya da insanda ortaya çı­kan varlık bilgisi(*:hakikat) varlığın kendisinin temel bir olayıdır. sanki rastlantı, varlığı merak eden ruhları gerçek hayatta kendiliğinden ortaya çıkarırmış gibi, felsefe varlığa dışardan eklenmez. felsefi olay, çokluğu, dolayısıyla da şiddeti ortadan kaldırıyormuşa benzer. şiddet aslında karşıtlığa, yani varlığın aynı ve başka olarak bölünmesine dayanır. '

    levinas'ın bahsettiği bu aynı ve başka'nın bölünümünü irdelemek elzemdir, levinas'ın ne söylemek istediğine kulak vermek için.
    bu aynı ve başka'nın dinamikleri hegel'de parlar. hegel'in bilinc'in ne'liğine dair açımlamaları, yani, bilinç ve nesne arasındaki ilişkilere dair söylemleri bu aynı ve başka'yı anlamamıza yardımcı olacaktır. hegel, bilinc'i sadece insana atfetmeyip nesneye de atfeder bilindiği üzere.
    bilen kişide, bilinen şey, hem bilen'in hem de bilinen'in yapılaşımından peydah olur.
    karşısındaki kayaya bakan bir insan kayayı kendisinde bilirken kaya'nın kaya'lığından azade olarak bilemez kendisinde 'yapılaşan' kaya bilgisini. bilinç denen şey de hegel'e göre işte buradadır; iki varlığın, varoluş kipinde olanının yani öznenin, diğer varlığı yani kayayı varlık'lığından, varoluşuna geçirirken arada olan biten varoluşsal tasımlamadır.

    lâkin hegel daha da ileriye gider açıklamalarında.

    verdiğimiz örnekle devam edersek, kayaya bakan insanda oluşan kaya bilgisinin oluşması, daha önceden bu insanda bir kaya bilgisinin oluşmuş olmasını zaruri kılar. bu önceden oluşmuş kaya bilgisi ile her gördüğü kaya'yı kaya'lığına konuşlandırır. pekala ya kaya, o kaya'ya çok benzeyen ama o kaya olmayan bir şey ise(*:o kaya değilse kaya olduğu da kesin değildir) ve bu, o kaya olmayan şey'e bakan insan onu ivedice o kaya'laştırırsa..
    işte hegel buna değinir. şöyle der;

    ' bilincin kendi üzerine uyguladığı ve bilgisini olduğu gibi nesnesini de etkileyen bu eytişimsel
    devim, bilinç için yeni gerçek nesne ondan kaynaklanıyor oldukça, sözcüğün tam anlamıyla deneyim denilen şeydir. bilinç bir şeyi bilir, bu nesne öz ya da 'kendinde'dir; böylece bu gerçeğin ikircimi ortaya çıkar. yeni nesne, o ilk nesne üzerine yapılan deneyimdir. '

    ve buradan levinas'ın bahsettiği aynı ve başka'nın şiddeti doğar, ve bu şiddet'ten de 'fark'.

    levinas'ın ve bilumum postmodern düşünürün felsefesi işte bu hegel'in daha fazla üzerine gitmediği-gidemediği fark üzerine irdelemelerdir. levinas'ın bu 'fark' üzerine taarruzunu tavzih edelim;

    arthur rimbaud'nun ünlü vecizesi üzerinden gidelim; ben, bir başkasıdır.

    ben, nasıl bir başkası olur? bahsettiğimiz 'fark'tan ötürü olur. her fark'ın yaşanışında özne başka'lığına yerleşikleşir. ilk bilme'yi gerçekleştiren değil, başka bir bilme'yi gerçekleştiren varoluşluluğu onu başka'laştırır. bu başka'laşım olmadan 'gelecek' oluşamaz. geleceğ'i fark'lar oluşturur. aksi halde bilincin momentik bilişinde o biliş ile saplanık kalınır momente.

    öte yandan 'fark' da her daim fark olamaz. onun tastamam fark olduğu da su götürürdür.
    çünkü özne bu farkı yaratırken başka'yı belli seviyede yine indirgememezlik yapamaz.
    ya da başka'nın bu indirgeyişe bile şekil vermiyor olduğu bilinemez.

    ' bir uçuruma uzun süre bakarsan, uçurum da senin içine bakar. '

    konuyla ilgili olmasa da tastamam açıkladı nietzsche'nin bu sözü, fark'ın da her daim fark olamayacağını. hal böyle iken, fark bile fark'lığında kesin değilken çözüm nedir?
    levinas'ca çözüm, araya alakalı olmayan sözüyle soktuğumuz nietzsche'nin bu defa epey alakalı 'bengidönüş' öğretisinden ilerler;

    ' hakikat, her upuygunluğun varsaydığı kökensel upuygunluktur. bilginin ben'i aslında, hem aynı'nm âlâsı, hem aynılaştırma olayının kendisi, hem de her başka’nm aynı'ya dönüştüğü potadır. felsefi simyanın felse­fe taşıdır. bu aynılaştırma benin özgürlüğünü kurar, çünkü ben karşısına çıkan her başkaya rağmen kendine döner ve böylece hiçbir başka onu sınırlandıramaz, engelleyemez. ' (*:sonsuza tanıklık - emmanuel levinas)

    hasılıkelâm levinas'ın çözümü de nietzsche'nin çözümüdür.
    bir kaya'yı kaya'laştırmaya çalışmadan kaya'nın varlıklığıyla, kendi varoluşunu varlıklığa törpüleyerek her yerde, her bulunuşta 'fark' olmak. her an'ının 'gelecek' olması ve şimdi'de birlikte erimesi. yönelimselliği hep kendine dönen bir 'yeltenmeyişin' devinimi olmak.