• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
emperyalizm hegemonya imparatorluk - mehmet akif okur
emperyalizm, hegemonya, imparatorluk, uluslararası politik ekonomi literatürünün en önemli başlıklarını, irak'ın abd tarafından işgalini merkeze alarak tartışıyor. kitapta bu üç kavram, önce sırtlarında taşıdıkları zamandışılık zırhlarından gramscigil/coxgil tarihselciliğin nezaretinde sıyrılıyorlar. ardından da braudel'i hatırlayarak bir buçuk asrı aşan uzun vade boyunca ardışık dünya düzenlerinin başlıca karakteristiklerini özetliyorlar. bu yolculuk sırasında batı yayılmacılığının kolonyalist ve emperyalist evreleri, marksist ve liberal geleneklerin eleştirisi etrafında inceleniyor. daha rafine iktidar mekanizmalarının mercek altına yatırıldığı hegemonya ve imparatorlukla ilgili kısımlarda da, kuruluş döneminden başlayarak amerikan hâkimiyet mantığının temel kodları ve içine düştüğü kriz üzerinde duruluyor. yapılan tüm değerlendirmelerin ışığında, fikirler ve çıkarların işgal kararında nasıl buluştuğu sorusu ise son bölümde cevaplanıyor. burada yalnızca avrupa'nın özgürlük arayışı, batı dışı dünyanın yükselişi ve ulusaşırılaşmadan oluşan dinamikler demetiyle "emperyal eylem" arasındaki bağlantı sorgulanmıyor. söz konusu sistemik çerçeveyi anlamlandıran tarihsel bloğun ana bileşenleri de tahlil ediliyor. hristiyan sağı, hristiyan siyonistler ve yeni muhafazakârlar gibi grupların oluşum ve koalisyon kurma süreçleri, kendi alt zamanlarına odaklanılarak anlatılıyor. ***(idefix)***
  1. emperyalizm sürecinin hızlanması 19.yy. sonu ve 20.yy. başında görülmektedir. bu süreçte yaşanan savaşların sebebi prekapitalist sosyal yapılardı. ardından sebep üçüncü dünyaya karşı batı’nın kurtarıcı rolü oldu. zaman oku üzerinde ilerlerken dekolonizasyon süreci yaşansa da bağımlılık okulu teorileri ışığında görüyoruz ki emperyalizm sadece şekil değiştirdi. 60-70’lerde bir kısım teorisyenler bitti gibi görseler de karşıt görüşlüler emperyalizmin ekonomik alanda devam ettiği görüşüne sahiptiler.

    kapitalizmin güç merkezleri değişirken gidilen yolun sonu ise hegemonyaydı. 80’lere gelindiğinde ise yeni bir soru ortaya çıktı. küreselleşme yeni emperyalizm çağı mı olacak, yoksa imparatorluk mu ?
    yalan