1. son zamanlarda çok fazla saçma başlık görüyorum burada.
    bu nasıl bir kafa arkadaş.
    siz aşık olabileceğiniz insanı seçebiliyor musunuz?
    hadi seçebildiniz, buna mı dikkat ediyorsunuz seçerken.
    gidin esra erol'da arayın kendinize evleneceğiniz insanı o zaman.
  2. insanın kendi kendisinden nefretinin fazla olduğuna işarettir. ama bence bu kötü bir şey değil, aşk her durumda insanın hayatını güzelleştirir.

    duygusuz ve acımasız bir çözümleme yapmak gerekirse kendi kendisinden fazlaca nefret eden kişi intihar etmek ile yaşamak arasında kalmış ve hayatını başka bir hayata adamayı bir çıkar yol olarak görmüştür. bunu eşi için yapmak çok güzel olacaktır ama kendi hayatını adayacağı kadar değerli bulacağı bir kişinin kendisini istememesinden çekiniyordur. burada da başkahramanımız mana olarak değerli, fiziki olarak kusurlu bir bireyi kendisine çözüm olarak görmüş olabilir. ki bu, hislerinin yoğun bir acıma duygusu mu yoksa gerçekten aşk mı olduğu ikilemini doğurur.bütün bunları, aslına bakarsanız hepimizin yaptığı gibi, kendimden yola çıkarak söylüyorum.

    öte yandan aşk zaten kendisini çok seven, şımarık bir insanda husule gelmez; en iyi ihtimalle kendisinin her insan kadar eşsiz olduğunu düşünen birinin hissedebileceği bir duygudur. ve aşık olabilmek her durumda güzeldir, yukarıdaki gibi psikanalizini yapmak veya yapabilmek çok da önemli değil. ama eyleminin ahlakiliğini gözetiyorsan bu önemli bence. evet bütün bunlara rağmen ben ona aşığım ve bütün hayatımı onunla geçirmek istiyorum diyebiliyorsan hislerini eyleme dökmelisin. ama bu aşkının aşık olmaktan çok acıma duygusunun abartılmış hali olduğunu düşünüyorsan bence eyleme geçmemelisin.
  3. tekerlekli sandalyede bir genç adam.
    bir genç kadın.
    bir okyanus gözlü kız çocuğu.*
    yedi mutlu sene.
    sıfır pişmanlık.
    arada tartışmalar.*
    hiç bir tartışmanın sebebi birinin engelli olması değil, tamamen görüş farklılıkları. yani bedenen sağlıklı çiftlerde yaşananlardan farklı değil!

    kadın; böyle bir hayatın içinde mutlu olacak yüreğe ve bilince sahip.
    erkek; normal herkes gibi. hatta bir çok kişiden fazlası bana kalırsa. aktif, sporcu, hayattan zevk alan bir adam.

    zorluklar olmadı mı sanıyorsunuz?
    deli olmayın! tabii ki de oldu.
    onlar birbirine tutunarak aştılar dünya kadar sorunu.

    zaten önemli olan şu birbirine tutunma meselesi değil mi? onu yapamıyorsan iki taraf bedenen sağlıklı olsa da yürütemezsiniz ki.
    mevlam karşındakini anlayamayacak hale sokmasın yeterki.
    her şey hallolur.*

    velhasıl benim gözümün önünde böyle mutlu bir aile tablosu var.
    bir başka mutlu hikaye neden olmasın.

    olamaz mı?
    olabilir*
  4. bu konu hakkında bir kitap var, senden önce ben diye. mutlaka okumanızı tavsiye ederim. filmi de çıkıyor hatta.
  5. insana aşık olmaktır. engelsiz bir insana aşık olmaktan farklı olmadığı gibi bir gün engelsiz olduğunu sanan bir insan da engelli olabilir.
  6. "hayat bir kutu çikolata gibidir, içinden ne çıkacağını asla bilemezsin."

    forrest gump
  7. konuşamayan insanlar nedense aşırı ilgimi çekiyor. hani böyle işaret diliyle konuşmaları ve senin onların sesini zihninde canlandırman falan çok hoş oluyor
  8. engelli olma durumu ile alakalı yargılarınızdan da kaynaklanıyor olabilir. acımasızca olduğunun farkındayım ama engelli insanların geride bırakıldığı göçebe toplumlardan, engelli insanların aşağılandığı toplumlardan engelli insanlara kim olduğunu gözetmeksizin sempati duyan toplumlara dönüştük. bu harika bir şey. ama dediğim gibi bu naifliğinizden kaynaklı "engeli kaldırma aşkı" da olabilir.

    umarım öyle değildir -ki olsa bile güzel bir şey- ve mutlu olursunuz.
  9. Aşkın engel tanımadığının göstergesidir.

    Seviyorsan, beklentisiz ve tam bir deli cesaretiyle balıklama atla. şu şiirden ilham alarak.