1. hayatımda ilk defa tattigim bir his ama tam olarak ne olduğunu anlayamıyorum... acıma olmaz değil çünkü o çok güçlü ve bunu hissettiriyor... onun yanında kendimi çok güçlü hissediyorum... ama bu çok büyük bir sorumluluk gerektiriyor.. bunu yaşayan başka arkadaşlarım varmı acaba ?
  2. "güçlü ve bunu hissettiriyor" hayır. acıdığın, engelli olarak, gördüğün için böyle olmasını diliyorsun. içten içe yargılıyor, karşındakini 1/2 insan olarak görüyorsun.

    kartal tibet'in adını anımsamadığım bir filmi'ni hatırlıyorum. adam sakat, kadın aşık. olaylar gelişiyor ve bir yağız delikanlı kadına sahip oluyor.

    işin geyiği bir yana, engelli arkadaşın nasıl hissedeceğini birlikte ne kadar sosyal olabileceğinizi ve işler sarpa sardığında ne yapacağınızı planlamanız lazım. ortalama bir ayrılıkta insanın toparlanması çok sürmez fakat taraflardan birisi handikaplı ise, hayatına hiç girmemiş olmanız çok daha iyi olacaktır.

    ayrıca (bkz: devotism)

    tanım: herhangi birine duyulan aşktan fazlası değildir fakat azı olabilir.
  3. önce kafadaki engelleri atmak lazım. hayat normal insanlar için bile çok zor, bir de bir başkasının yükünü sırtlamaya hazır mısın? çok sevdim deyip 2 gün sonra ay ben çok sıkıldım. ayy beni yoruyorsun . benden daha iyisine layıksın diyen normal insanlar var. eğer yapamayacaksan umut verme ! ahını da alma ! zor bir seçim . allah kolaylık versin. yarın bizler de engelli olabiliriz hayat neleri getirir bilinmez. güzel olur ama yürekten sahip çıkarsan eğer.
  4. son zamanlarda çok fazla saçma başlık görüyorum burada.
    bu nasıl bir kafa arkadaş.
    siz aşık olabileceğiniz insanı seçebiliyor musunuz?
    hadi seçebildiniz, buna mı dikkat ediyorsunuz seçerken.
    gidin esra erol'da arayın kendinize evleneceğiniz insanı o zaman.
  5. insanın kendi kendisinden nefretinin fazla olduğuna işarettir. ama bence bu kötü bir şey değil, aşk her durumda insanın hayatını güzelleştirir.

    duygusuz ve acımasız bir çözümleme yapmak gerekirse kendi kendisinden fazlaca nefret eden kişi intihar etmek ile yaşamak arasında kalmış ve hayatını başka bir hayata adamayı bir çıkar yol olarak görmüştür. bunu eşi için yapmak çok güzel olacaktır ama kendi hayatını adayacağı kadar değerli bulacağı bir kişinin kendisini istememesinden çekiniyordur. burada da başkahramanımız mana olarak değerli, fiziki olarak kusurlu bir bireyi kendisine çözüm olarak görmüş olabilir. ki bu, hislerinin yoğun bir acıma duygusu mu yoksa gerçekten aşk mı olduğu ikilemini doğurur.bütün bunları, aslına bakarsanız hepimizin yaptığı gibi, kendimden yola çıkarak söylüyorum.

    öte yandan aşk zaten kendisini çok seven, şımarık bir insanda husule gelmez; en iyi ihtimalle kendisinin her insan kadar eşsiz olduğunu düşünen birinin hissedebileceği bir duygudur. ve aşık olabilmek her durumda güzeldir, yukarıdaki gibi psikanalizini yapmak veya yapabilmek çok da önemli değil. ama eyleminin ahlakiliğini gözetiyorsan bu önemli bence. evet bütün bunlara rağmen ben ona aşığım ve bütün hayatımı onunla geçirmek istiyorum diyebiliyorsan hislerini eyleme dökmelisin. ama bu aşkının aşık olmaktan çok acıma duygusunun abartılmış hali olduğunu düşünüyorsan bence eyleme geçmemelisin.
  6. tekerlekli sandalyede bir genç adam.
    bir genç kadın.
    bir okyanus gözlü kız çocuğu.*
    yedi mutlu sene.
    sıfır pişmanlık.
    arada tartışmalar.*
    hiç bir tartışmanın sebebi birinin engelli olması değil, tamamen görüş farklılıkları. yani bedenen sağlıklı çiftlerde yaşananlardan farklı değil!

    kadın; böyle bir hayatın içinde mutlu olacak yüreğe ve bilince sahip.
    erkek; normal herkes gibi. hatta bir çok kişiden fazlası bana kalırsa. aktif, sporcu, hayattan zevk alan bir adam.

    zorluklar olmadı mı sanıyorsunuz?
    deli olmayın! tabii ki de oldu.
    onlar birbirine tutunarak aştılar dünya kadar sorunu.

    zaten önemli olan şu birbirine tutunma meselesi değil mi? onu yapamıyorsan iki taraf bedenen sağlıklı olsa da yürütemezsiniz ki.
    mevlam karşındakini anlayamayacak hale sokmasın yeterki.
    her şey hallolur.*

    velhasıl benim gözümün önünde böyle mutlu bir aile tablosu var.
    bir başka mutlu hikaye neden olmasın.

    olamaz mı?
    olabilir*
  7. bu konu hakkında bir kitap var, senden önce ben diye. mutlaka okumanızı tavsiye ederim. filmi de çıkıyor hatta.
  8. insana aşık olmaktır. engelsiz bir insana aşık olmaktan farklı olmadığı gibi bir gün engelsiz olduğunu sanan bir insan da engelli olabilir.
  9. "hayat bir kutu çikolata gibidir, içinden ne çıkacağını asla bilemezsin."

    forrest gump
  10. konuşamayan insanlar nedense aşırı ilgimi çekiyor. hani böyle işaret diliyle konuşmaları ve senin onların sesini zihninde canlandırman falan çok hoş oluyor