1. 18 yaşından küçük olmasına rağmen bir askeri öldürdüğü iddiasıyla idam edilen yurtsever devrimci gençlik derneği üyesi.

    (bkz: son bakış - ceylan ertem)
  2. kenan evren öldü ancak erdal eren her zaman yaşayacak. zalimler hep ölür,zalimin zulmüne uğrayan hep yaşar...o hep 17 yaşında kalacak...yaşasaydı abimiz olacaktı yaşatmadılar kardeşimiz olarak kaldı...
  3. liselere giris sinavina ankara yapi meslek lisesinde girmistim. bana ayrilan siranin uzerine kazilmis bir yazi o yaslarda beni cok etkilemisti.

    okudukta ne bok olduk

    neyse sinava girdik iyi bir okul kazandik ordan universite, yukseklisans derken kendimi hayatin akisina biraktim. sonradan ogrendim ki o okul erdal eren'in okuluymus. ben buyudum o hep 17 yasinda kaldi. okudukta ne bok olduk diyorum hep kendime erdal'i dusunuyorum. belki de onun sirasiydi yada o siniftan gecmisti o guzel insan.

    gec kalmista olsam dogum gunun kutlu olsun.
  4. saian'a suç'u, sezen aksu'ya son bakışı, teoman'a on yedi ve iki çocuk'u söyletmiş. yaşı küçükse de hatırası büyüktür.
    bozuk
  5. büyü
    büyü de baban sana,
    büyü de
    acılar alacak
    büyü de baban sana
    büyü de
    yokluklar alacak
    büyü de baban sana büyü de
    bitmez işsizlikler, açlıklar alacak,
    büyü de
    büyü de baban sana,
    baskılar, işkenceler alacak
    kelepçeler, gözaltılar, zındanlar alacak
    büyü de
    büyüyüp de on yedine geldiğinde,
    büyü de baban sana
    idamlar alacak…

    gülten akın

    13 aralık 1980
    unutmayacağız.
  6. ben hep on yedi yaşındayım
    her ayak sesinde ürperirim
    demir kapının her açılışında
    göğsümün kafesine sığmaz yüreğim
    her türlüsünü tattım
    acıların, ayrılıkların
    her şeye biraz alıştım
    bir seni beklerken
    kendimi yenemedim.

    enver karagöz

    ali asker'in yorumuyla boğazı düğümleyen bir ağıt.
    https://youtu.be/3UqXyBh7Img

    (bkz: çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?)

    ne demişti aziz nesin?

    "öyle bir ölsem
    öyle bir ölsem ki çocuklar
    size hiç ölüm kalmasa."

    ve şükrü erbaş'ın dizeleri de geriye söz bırakmıyor;

    "büyüklerin bunca uzun yaşadığı bir ülkede
    bir onur dersi midir çocukların ölümü?"

    toprağın güzel olsun çocuk...
  7. bakınız çok enteresan,

    günümüzde, kenan evren'i sevgi ve saygıyla anan yok iken, üstelik kendi döneminde halkın %92'sinin alkışlarını, övgülerini almasına rağmen, onun astırdığı bu çocuğu (hukuk düzenince 18 yaşını doldurmayan herkes çocuktur) toplumun radikalleşmeyen-kutuplara koloni kurmayan ayı cinsleri haricinde herkes üzünçle anar... toplum vicdanının keşkesidir bu çocuk. o dönemde ise hain idi, devletin yanlış politikalarının neticesinde yaşam hakkı elinden alınan bir birey-bir vatandaş-bir çocuk idi... düşünceleri, eylemleri hukuk düzenine aykırı idiyse bile böyle bir cezalandırmayı kanaatimce hak etmiyordu. hemen ekleyeyim, idam kanaatimce insanlık suçudur.

    ünlü bir söz var, kızılderili atasözü olduğu iddia edilen, "... kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir" diye... suyun akışına, zamanın getirilerine hiçbir beşer karşı koyamaz ve olacakları engelleyemez. tarihsel gerçeklikler nedensellik ilkesi gereğince tekerrür edebilir tekerrür etmese de benzer sebepler benzer sonuçları doğurur. diyalektik bir bütündür, rüzgar eken fırtına biçer, ki biçmiştir, biçecektir de...

    bundan çok değil, 20-30 sene sonra -kişiler için uzun bir süre belki ancak tarih için bir göz açıp kapama süresi bile değil- tüm ihtişamıyla hükümranlık kuranların, halkın çıkarlarına aykırı davrananların, totaliter bir rejim inşa etmeye çalışanların, insan haklarına saygı duymayanların, hukuku ayaklar altına alanların da kenan evren ile benzer bir sonu, benzer bir kaderi yaşamayacağını söylemek tarih bilimiyle ve diyalektik ile çelişir, illiyet rabıtasına aykırı düşer. bugün de halkın çoğunluğunun mutlak desteğini arkasına alanlar, o günkü ihtişamlı iktidarlar gibi gün gelir nefretle anılır...

    ama o günkü gibi zulüm görenler, sürülenler, fişlenenler, öldürülenler, bir mücadelenin içine girip de mücadeleleri uğruna can verenler erdal eren gibi kahraman olarak anılır, hiç değilse sempati duyulur, en azından toplum vicdanının keşkesi olarak kalırlar...

    ölmez sağ kalırsak, bu mecra da faaliyetlerine devam etme olanağı bulursa tarih bize bu savımın ne derece doğruluk payına sahip olduğunu gösterecektir.
  8. tdkp'li onurlu devrimci. faşist cuntanın hedefi olup asılsız kanıtlanamayan bir suçlama ile yıldırım hızıyla yargılanıp idama mahkum edilmiştir. asıl amaç yaşı daha 17 olun bu devrimci çocuğu asıp geride kalanlara göz dağı vermekti ama erdal'ın idam kararı sırasında ve sonrasında hatta sehpaya giderken bile takındığı komünist duruş hepsine ders oldu.
    onlar için geleceğine dair ümit taşıyan her genç, sömürünün olmadığı bir dünya için mücadele veren her genç büyük bir tehlikedir. nitekim erdal eren, bu mücadelede bir neferdi asla geri dönmedi ya da fikir değiştirmedi. onu asanlar unutulmuşken kendisi hala yüreklerde ve eylemlerde yaşıyor.

    büyüklerin bunca
    uzun yaşadığı
    bir ülkede,
    bir onur dersi midir
    çocukların ölümü?
    şükrü erbaş
  9. bir söz bitişi gibi son buldu sevişler
    bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terkedişler
    bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terkedişler

    bir an duruşu gibi, ömrün gidişi gibi
    veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler
    veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler

    aman aman yandım aman
    kurşun gibi izler
    son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda

    aman aman acı yüzler
    kurşun gibi izler
    son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
  10. ankara adı kara
    bu yara başka yara
    on yedi yaşındaydı
    kıyılır mı erdal'a

    #162389