1. duygular "insanın zayıf yönünün simgesi" olarak görülmeye başlandı. bu yanlış düşünceden ötürü duygu kadınlara, güç erkeklere yakıştırıldı. e böyle bir dayatmanın ve görünmeyen kalıplaşmış kavramın altında erkek kendini daha güçlü hissetmek zorunda kaldı.

    erkek duygularını bastırdı, kendini içine kapadı. bu yönünü sakladı. erkek adam ağlar mı? erkek adam aşk acısı çeker mi? erkek adam şöyle, erkek adam böyle. bu tarz ifadelerle zorla taşlaştırılmaya çalışıldı.

    acı da çeker, ağlar da, hüzünlenir de, güçsüz de hisseder, sonuçta insan. ama yerleşmiş bazı kavramlar erkeği bu şekilde manipüle etti.
  2. kokuşmuş bir zihniyetin ve eril mi eril bir geleneğin, belki de erkeklerin aleyhine olan tek yorumudur. ancak ilginçtir ki güçlü hissetmek 'zorunda' bırakıldığını öne süren cins, bu boyunduruktan zevk almakta ve gücüne güç katarken bir yandan ağlamayı istemektedir.

    ve yine bu tezatlık, belki de bahsi geçen kavramların birbiriyle ilgili olmayışındandır.
  3. abi