1. sırrı süreyya önder 'in anlattığı bir fıkra vardı:
    bir türk, kürt ve ermeni bir türk'ün bahçesine dalmışlar erik çalacaklar. bahçe sahibi bunları yakalamış. türk ile kürt'ü ayırmış, ermeni'ye "müslüman bile değilsin, ne cesaretle benim bahçemi soyarsın!" demiş ve bir güzel "hışırdatmış" adamı.
    sonra kürt'e gelmiş, "utan kendinden bir türk'ün bahçesine nasıl girersin!" diyerek onu da hışırdatmış.
    türk de bekliyor, sıra ona gelmiş, "ulan terbiyesiz bir de türk olacaksın, benim bahçemi soyarsın!" diyerek onu da hışırdatmış. hepsini dışarı atınca, biz niye dayak yedik durumunu sorgulamışlar. kürt demiş ki, "en başta ermeni'yi dövdürtmeyecektik."

    ermeni'yi dövmezsek bütün sorunlar çözülür...
  2. turklerin olu hallerini sevdikleri*, hatta canli bulduklarinda bile sirf sevebilmek icin(!) oldurdukleri halk.
  3. anne ve babamın köklerinde ermenilik olmasına rağmen bunu toplumun ermenilere olan tutumu yüzünden sürekli inkar ediyor ve kabul etmiyorlar. bilmiyorum ben kabul ediyorum ve iyi ki köklerimde ermenilik de var diyorum. çeşitlilik iyidir. şöyle ki saf ırk diye bir kavramın olduğuna inanmıyorum. etkileşim olduğu sürece bunun mümkün olması imkansız gibi.
  4. yakında türk dil kurumu'na "birini kötülerken halk arasında kullanılan sıfat." diye geçmesi muhtemeldir. ne acizce ama.

    bir milleti sevin ya da sevmeyin, nefret edin ya da etmeyin ama asla onların da insan olduğunu ve insani değerlerinin olduğunu unutmayın. bu nefret her iki tarafta da arttıkça bir 20 yıl sonrasını düşünemiyorum. türkiye'de yaşayan ve kendi halinde olan ermeni köyleri var, böyle dedikçe nasıl gönül rahatlığıyla kalabilir ki bu insanlar?

    ayrıca bu son günlerde osmanlı ocakları'nın yapmış olduğu "fethullah gülen ermeni'dir." iddiası da var. velhasıl, adı osmanlı ocakları olan teşkilat üyelerinin osmanlı'daki millet sistemine bakıp bilgi edinmelerini öneririm. adınız osmanlı eyvallah, ama yaptıklarınız?

    belki şu belgesel iyi gelir.
  5. ne yazık ki bir dönem ülkemizde yaşanan ırkçılık olayları yüzünden, kimi ermeniler gerçek kimliklerini gizlemek, ad ve soyadlarını değiştirmek zorunda kalmışlardır. hatta bunların içinde çok yakından tanıdığımız ünlü isimler de vardır ki bir tanesi de *'tır. hatta bununla ilgili hüzünlü ve durumun vahametini de açıklayan gerçek bir hikaye de vardır.

    şöyle ki: ayhan ışık erken yaşta vefat ettiğinde onu oğlu gibi seven * gazeteye ayhan ışık'ın ölümünden duyduğu derin üzüntüyü ifade eden bir vefat ilanı verir. ilanın altına da aralarındaki manevi bağdan ötürü "amcan nubar terziyan" yazdırır. ermeni asıllı ayhan ışık'ın aile üyeleri ise, bir dönem ayyuka çıkan ırkçılık olayları yüzünden ermeni olduklarını gizlemek için asıl soyadları olan "ışıyan" yerine "ışık" ı kullanmaktadırlar. dolayısıyla aile, ermeni asıllı olduğunu hiç gizlememiş olan yeşilçam'ın o tatlı, tonton dedesi "nubar terziyan" ile aralarında bir akrabalık bağı olduğunun düşünülmesini istemez ve gazeteye "önemli bir düzeltme" başlığıyla "ayhan ışık'ın nubar terziyan ile arasında herhangi bir akrabalık bağı olmadığına dair" bir ilan verir.

    bu hikaye ilk okuduğumda beni çok üzmüştü. insanları bu duruma düşürmek, bu acıları yaşatmak, kimliklerini gizlemek zorunda bırakmak, sebep olan ve olmayan herkes adına büyük bir utançtır, olmalıdır. daha da üzücü ve utanç verici olan ise geçen onca zamana rağmen hala bir arpa boyu yol alamamış, "ermeni" sözcüğünü "hakaret" amaçlı kullanıyor olmamızdır.