ernest hemingway

Kimdir?

oak park, illinois'de doğdu. hemingway, beş çocuklu ailesinin iki erkek çocuğundan birisiydi. adını, babası ve de amcasının adlarından almıştı. çocukluğunda eski bir müzisyen olan annesinden müzik dersleri aldı. ilk makalelerini lise yıllarında okul gazetesi olan trapeze’de yayınladı. yazılarında daha çok ring lardner etkisi gözlemleniyordu. 1917 yılında liseyi bitirdi. lisenin ardından ailesinin isteğinin tersine üniversiteye gitmek yerine kansas city star adlı gazetede muhabir olarak göreve başladı. hemingway'in liseden mezun olduğu bu yıllarda avrupa’da i. dünya savaşı başlamıştı. abd o yıllarda savaş konusunda tarafsız kalsa da daha sonra nisan 1917 de savaşa girmesinin ardından hemingway de orduya katılmak için başvurdu. fakat hemingway sol gözündeki bozukluktan dolayı orduya alınamadı. ardından 1917 sonlarına doğru kızılhaç’ın da gönüllü aldığını duyduğunda ilk başvuranlar arasındaydı. ocak 1918’de hemingway'in başvurusu kabul edildi ve ambulans şoförü olarak göreve alındı. kızılhaç'ta çalışmaya başlar başlamaz gazetedeki işinden ayrıldı. gazetede kaldığı kısa zaman içerisinde birçok yöntem ve de teknik öğrendi. daha sonraki yıllarda o günleri "gazetecilik yıllarında öğrendiğim kurallar en güzelleri idi ve de tüm yazarlık hayatım boyunca onları unutamadım" şeklinde hatırlayacaktı. avrupa'da ilk olarak vardığı şehir paris oldu. orduda bir süre normal bir görevli olarak çalışmasının ardından ambulans şoförlüğüne geçti. 8 haziran 1918 de birkaç adım ilerisinde patlayan bir avusturya topu yüzünden ağır şekilde yaralandı. yardım etmeye çalıştığı italyanlardan bir tanesi ölürken diğeri bacaklarını kaybetti. aynı olay esnasında başka yaralı bir italyan askerini cepheye taşımaya çalışırken bacaklarından yaralandı. yaşananların ardından italyan gazetelerinde kahraman olarak ilan edilip, italyan hükümeti tarafından gümüş onur madalyası ile ödüllendirildi. hemingway bu olayı bir mektubunda arkadaşına şu şekilde anlatıyordu: "bazen savaşta ön saflarda büyük bir gürültü duyarsın, ben de aynı gürültüyü duydum; ardından ruhumun sanki bir mendilin cepten çekilişi gibi benden çekildiğini hissettim. son olarak ise ruhumun bir bütün halinde tekrar bedenime döndüğünü fark ettim ve de o andan itibaren benim için ölüm yoktu." hemingway bu olayların ardından milan’da bir hastanede tedavisini tamamlarken hemşire agnes von kurawsky ile tanıştı. bu da onun ölümsüz eserlerinden olan "silahlara veda" (a farewell to arms) adlı eserini yazmasını sağladı. tekrar abd'ye dönen yazar ailesinin iş bulması için yaptığı baskılara rağmen sakatlığından dolayı ordunun verdiği parayla bir yıl kadar işsiz olarak yaşadı. daha sonra 1921 yılında eşi hadley richardson ile tanıştı ve evlendi. aynı yıl içerisinde chicago'ya göçtü. toronto'da bulunan daily star adlı gazetede yazmaya başladı. gazetede iş bulduktan sonra ilk iş olarak paris’e taşındı. paris yıllarında birçok yazarla tanıştı. kendisine yavaş yavaş da olsa bir isim yapmaya çalıştı ama 1923 yılında eşinin hamile olduğunu fark edince çocuklarının kuzey amerika'da doğması için amerika’ya döndüler. 1924 yılında ilk çocukları doğdu. hemingway ailesi 1924’te tekrar paris’e döndü. 1925-1929 yılına kadar olan dönemde hemingway kendi yazarlık yıllarının en güzel örneklerini verdi. bu yıllarda hiç tanınmayan bir yazarken birden bire dünyanın en ünlü yazarları arasında girdi. ilk basılan romanı olan "güneş de doğar" adlı kitabı bu yıllarda basıldı. "güneş de doğar" adlı eserinde savaş yorgunu bir askerin anılarını anlatan hemingway 1929 yılında basılan "silahlara veda" adlı eseri ile çok büyük yol kaydetti. "silahlara veda"’da yaralı bir askerin savaşta bir hemşireye duyduğu aşkı dile getiriyordu. hemingway böylelikle savaşında anlamsızlığına değinmeyi amaçlıyordu. 1931'de avrupa anılarından olan ispanya yıllarına dair "öğleden sonra ölüm" adlı kitabını yazdı. afrika’da yaptığı turla ilgili yazılarını ise afrika’nın yeşil tepeleri adlı kitabında topladı. 1940 yılında ise en başarılı eserlerinden olan "çanlar kimin için çalıyor" adlı eserini yazdı ve mesleğinde artık zirveye ulaştı. 1942’de amerikan deniz kuvvetleri’ne girdi. 1944’te fransa çıkartmasına katıldı ve de paris’in kurtuluşuna şahit oldu. 1950'de çok da başarılı olmayan "irmaktan öteye ve ağaçların içine" adlı eserlerini yazdı. 1952’de gerçek başyapıtı olan "yaşlı adam ve deniz" adlı eserini yazdı. bu kitapta insanın yaşama nasıl bağlanması gerektiği ve de aslında insan yaşamında her şeyin boş olduğuna dair olan fikirlerini belirtti. 1953’te aynı eseri ile pulitzer ödülünü aldı. 1954’te ise nobel edebiyat ödülü'ne layık görüldü. hemingway tutkulu bir yaşamın ardından 1961 yılında ketchum/idaho’da kendini av tüfeği ile vurarak yaşamına son verdi. fidel castro ile kurduğu dostluk ve castro'nun kişiliği onu çok etkilemiştir. fidel castro hemingway'in ölümünün ardından, başkent havana'da adına bir anıt yaptırmıştır.
  1. başlığının hemen altında dursun öyküsü: "bebek patikleri. hiç giyilmemiş. satılık." üzerine uzunca yazacağım daha sonra.
  2. dostu gianfranco ivancich’e yazdığı mektubunda emektar kedisi uncle willie’den ve ayrılış hikayelerinden bahsediyor. bu zorundalık oldukça ürpertici, her zorundalık ürpertici...

    **

    “sevgili gianfranco;

    tam sana yazmayı bitirmiş mektubu zarfa yerleştiriyordum ki, mary aşağı indi ve “willie’nin başına korkunç bir şey gelmiş” dedi. hemen dışarı çıktım ve yerde willie’yi gördüm: her iki sağ ayağı birden kırılmıştı; birisi kalçasından, diğeri diz altından. üzerinden bir araba geçmiş olmalıydı ya da birisi sopayla vurmuştu. eve kadar tüm yolu diğer yandaki sağlam ayaklarıyla gelmişti. kemikler çok yerden kırılmış, yaranın içinde dağılmıştı ve bazı parçalar dışarı fırlamıştı. ama o yine de mırıldıyor ve onu iyileştirebileceğimden emin görünüyordu.

    rené’den onun için bir şişe süt getirmesini istedim, rené onu kucağına aldı ve okşamaya başladı. ve biraz sonra willie sütünü içerken ben onu başından vurdum. çok acı çektiğini sanmıyorum, sinirleri ezilmişti, bu yüzden bacakları gerçekten acımaya başlamamıştı henüz. monstruo benim yerime ateş etmek istedi ama bu sorumluluğu kimsenin üstüne yıkamazdım, willie’nin bir gün kendisini bir başkasının vurduğunu bilme ihtimaline müsaade edemezdim.

    seni gerçekten özledim. kedim uncle willie’yi şimdiden özledim. daha önce de birilerini vurduğum olmuştu ama tanıdığım ve 11 yıldır sevdiğim birisini değil. hele iki kırık ayağıyla mırıldayan birini hiç değil.

    (…)”

    22 şubat 1953
    küba

    http://i.hizliresim.com/gVgnab.jpg
  3. bir rivayete göre dostoyevski'nin "karamazov kardeşler" adlı romanını okuyunca bunalımı artmış. kendisi dahil hiçbir yazarın bir daha böyle bir roman oluşturamayacağını kabullenip intihara bir adım daha yaklaşmış.