1. hayatımdaki en beğenmediğim özelliğim, tam bir hastalık. alarm, çalışma, yazma, açılma vb. eylemsizliğime çomak sokacak ne varsa hepsini erteledim erteliyorum. sahip olamadığım birçok şeyin sebebi.
    a
  2. çoğunlukla eş anlamlısı hayat olarak kullanılır.
  3. geleceği planlarken başımızdan geçenlerdir demiş ya birisi, ötelemeyi de bir tür planlama görüp ertelerken başımızdan geçen ertelenmemişler desek de olur heralde...
    mutlu
  4. bazen hayatı daha yaşanılabilir kılar.
    abi
  5. kendime kızdığım, küfürler ettiğim, en sevmediğim 2 özelliğimden biri. ders çalışmam gerek, boşver konuyu zaten biliyorum. buluşmaya gitmem lazım, yetişirsin oturmaya devam et.
    havaalanına kalkıştan 1 saat önce gitmem gerek, 1 sa. 15 dk önce evden çıkıp uçağa yetişmeye çalışıyorum(bir çok kez uçağı kaçırdım). bi insan diplomayı almayı erterle mi, bu benim. okul bitmiş, gidip diplamayı alabilirim ama yine erteledim. birçok kez başıma bela açmışlığı da var.

    tembellik, üşengeçlik ve ertelemek... bu genlere, özelliklere lanet olsun.
  6. mnb
  7. ertelemek, tembelliğe çok yakın ama bir o kadar uzak olan eylem. tembellik daha çok bir karar, bir duruş olarak yorumlanabilir. hayatın bize dayattıklarına karşı bir duruş olarak sergilenebilir. hatta bu konu hakkında paul lafarguenın tembellik hakkı tavsiye edilebilir.

    fakat ertelemek ise, geri dönüşü olmayan bir yol gibi geliyor bana. ertelenen eylemin, domino taşları misali sizin başka konuları da erteleme zincirine sokacaktır. ertelemek zamanın bir sonucu olduğu için, ertelememeli hatta yetişmeye çalışmalı. neye yetişmeye çalışacağınız da siz belirleyeceksiniz, zira ömür bir kelebek ömrü misali.
  8. daha vakit var denilip ötelenen eylem.
    sürekli ertelediklerimizi bir düşünürsek, daha zamanımız var, ileride bakarız, sonra söylerim, sonra yaparım, bugün olmazsa yarın diyerek buharlaşan günler.
    dile gelmeyen sözcükler.
    yüreğimizi yakan duygular.
    beynimizi kurt gibi kemiren sorular.
    henüz vakit var diyerek ya bir süre, ya süresiz bekliyoruz. belki cesaret edemiyoruz, belki korkuyoruz ya da tembellik işimize geliyor.

    oysa yeterince vakit var mı? hayat bize sonsuz bir vakit vermiyor ki. yaşam denilen olgu kum saati gibi değil mi? ve ne kadar kum kaldığını hiç birimiz bilmiyoruz.

    ölü ozanlar derneği filminde bir replik vardır. filmin kahramanlarından biri olan pitts bir sahnede şöyle der.
    “henüz vaktin varken tomurcukları topla. zaman hala uçup gidiyor. ve bugün gülümseyen bu çiçek, yarın ölüyor olabilir.”
    henüz vakit varken evet henüz vakit varken ertelemek niye?
  9. hayatım boyunca üşenmeden yapacağım tek eylem, hatta bazen üşenmeyi bile erteliyorum.