• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (5.00)
ertuğrul 1890 - mitsutoshi tanaka
film, iki ülkenin, japonya-türkiye, dostluğunu pekiştiren iki tarihi olayı anlatır. 1887 yılında japon heyetinin istanbul’u ziyaret etmesinin ardından osmanlı firkateyni olan ertuğrul japonya’ya gider. ertuğrul japonya’dan geri dönmek için yola çıktığında ise kayalıklara çarpar ve 681 kişiyle sulara gömülür. firkateynden yalnızca 69 kişi sağ kalır, yaralılar sahile ulaştığında japon köylüler tarafından misafir edilirler. ilerleyen yıllarda türk-japon dostluğuna atfen kazanın yaşandığı bölgeye anıt dikilir. 1985 yılında iran-irak savaşı esnasında ise; saddam’ın emriyle tahran havaalanının 24 saat içinde kapatılacağı duyurur. bunun üzerine japonya dışında bütün ülkeler uçaklarını göndererek kendi vatandaşlarını tahran’dan çıkarır. bu durumu öğrenen dönemin başbakanı turgut özal’ın talimatıyla, tahran’dan tanınan sürenin bitimine yakın pilot ali özdemir’in yönettiği türk uçağı tahrandaki 215 japon yolcuyu kurtarır.

(filimadami.com)
  1. ertuğrul fırkateyni faciasının 125. yılı adına çekilen bir film olduğunu, vizyona girişinin ilk günü öğrenmemle izlemem bir oldu. filmin kalitesi hakkında en ufak bir bilgi almadan arkadaşla biletlerimizi aldık ve izlemeye koyulduk. en azından bir dram filmi izleyeceğimizi biliyorduk. filmin ilk yarısında salonda bazı homurtular duyduk. tarih bilgisi istanbul'un fethi ile sınırlı bazı tarih fukaraları filmi, savaş filmi sanarak gelmişler. acınacak haldeydiler ama yine de şikayetlerini sesli bir şekilde duyurabiliyorlardı. buna cahil cesareti mi denir? ne denir? tam kestiremedim...

    neyse filme dönecek olursak anlatacaklarım yer yer **** spoiler**** içerebilir.

    filmin ilk yarısı vasatı geçemiyor olsa da, en azından film niteliğine sahipti. görsel olarak gayet tatmin edici, oyunculuklar yerindeydi. göze batan bariz bir kusuru yoktu. keşkelerde yok değildi tabi... keşke japonya yolculuğu daha uzun tutulsaydı. yolculuk esnasında çekilen zorluklar, en azından ''kon tiki'' filmindeki gibi olsaydı... heyetin japon imparatoru ile görüşmesi, japon halkının hiç görmedikleri bir milletin askerlerini gördüklerindeki tepkileri, heyeti karşılamaları vs.

    japonyaya gidiş çok oldu bitti ye getirilmiş.

    geminin batışı, yaşanan hengame çok iyi aktarılmış, kullanılan efektler çok gerçekçi, gecenin karanlığında ölen askerlerimizi ve enkazı kayalıklardan düşerek aydınlatan gaz lambası sahnesi çok iyi bir sahneydi. her şey buraya kadar güzeldi.

    ne zaman işin işin içine iran ırak savaşındaki rehine krizi ve uçuş yasağı girdi, orada film benim için bitti. sanıyorum ki thy kendini filme zorla dahil etti. futbol topu olup, yeteneği sıfır olan mahalle arkadaşı gibi kendini zorla filme sokmuş diyebilirim. o noktadan sonra oyunculuklar kifayetsiz, inandırıcılıktan uzak, öfkeli kalabalık flash tv gerçek kesitten hallice olup, thy viraline dönmüş bir hale büründü.

    levent kırca parodisine dönmüş makyaj çalışmasıyla turgut özal da cabası

    şahsi kanaatim sanatın içerisine ister yandaş, ister muhalif olsun, siyaset sirayet ettiğinde sanat, sanat olmaktan çıkıp propagandaya dönüşür.

    yönetmenin japon olmasından sebep umutluydum. olmadı ne yazık ki... siyaset uğruna piç edilen bir dramla daha karşı karşıyayız.