1. zordur. türkiye'de insan olmanın getirdiği zorluklar yetmezmiş gibi cins cins sorunlarla uğraşmaktır belki de uğraşamamak. ((?))
  2. insanlar tarafından yanlış bilindiği için zordur. biri hastalık der mesela, biri de tercih der. ülkeyle ilgili de değildir, zihniyetle ilgilidir. ha bizim ülkenin çoğu cahil ve araştırmaya, öğrenmeye, işine geleni öğrenmeye o kadar meyillidir ki... neyse.
  3. bir kere hastalık değildir bunda hemfikir olalım. sonra bu durum, kişinin kendisinden başka kimseyi ilgilendirmez. anlamsız yorumlarla kınamak veya eleştirmek yerine saygı duyulmalı.

    insan, cinsel kimliğini kendi belirleyebilir bu gayet olağan bir durumdur. azıcık araştıranlar eşcinselliğin insanlık tarihinde hep var olduğunu görecektir. kaldı ki hayvanlar aleminde de bu durum gözlemlenmiş ve var olduğu bilinir hale getirilmiştir. ayrıca zamanında osmanlı'da ecdadımız soğuk kış gecelerinde kadın yerine hareminde bulunan erkekleri yatağına almıştır. bir fesatalık arayacak olan çomarlar hayran oldukları ecdadın yaptıklarını göz önüne alsın derim.

    kısaca 'onun bedeni onun kararı' saygı duyalım.
  4. afedersiniz bir eşcinsel olarak, eşcinsellik nasıl "yüzsüzce ve hayasızca" yapılıyor gerçekten merak ediyorum. bir kere hangi sebeple yüzsüzlük oluyor sanki yapılan ya da hissedilen yanlış bir şeymiş gibi. bir de şu veya bu sebepten ötürü tercih edilirmiş. ne tarafa güleceğimi bilemedim. bence sizlerin bu tavırla söyledikleri asıl yüzsüzlükten başka bir şey değil. sanırsam kastedilen bunu ulu orta ve alenen yaşayan "ibneler" eh, heteroseksist bakış açınızla ancak bu kadar görebilirsiniz. biraz insan gözüyle bakın. ya da hiç bakmayın.
  5. insan olmakla aynı şey.
  6. hastalık mıdır tercih midir vs. gibi "eşcinselliğe giriş 101" dersinin tartışmalarını geçiyorum.

    toplumumuzdaki eşcinselliğe çarpık bakış açısının yanlış tanımlardan kaynaklandığını düşünüyorum. ne diyordu wittgenstein? tanımlar üzerinde anlaşabilseydik hiçbir sorun yaşamazdık (ya da bunun gibi bir şeydi mealen böyle yani)

    toplumumuz eşcinselliğin ne olduğunu bilmiyor çünkü üç temel tanımdan habersiz. bu tanımların farklarını çözmüş olsak kafamız rahatlar. nedir o üç tanım?:

    1) biyolojik cinsiyet: kişinin doğuştan edindiği ve sahip olduğu cinsel organa göre tanımlanır. yani penisle doğduysan biyolojik olarak erkeksin, vajinan varsa biyolojik olarak kadınsın.

    2) cinsel kimlik: kişinin biyolojik cinsiyetinden, yani penisinden veya vajinasından bağımsız olarak kendini kadın veya erkek cinsine ait hissetmesidir. yani vajinayla doğan biri kendini erkek olarak tanımlaması, erkek gibi hissetmesidir. cinsel kimliğin tek ölçütü kişinin beyanıdır.

    3) cinsel yönelim: yukarıdaki iki tanımdan bağımsız olarak (ki burası çok önemli), kişinin cinsel olarak arzuladığı cinstir( ya da cinslerdir)

    şimdi bir örnek verelim: bir insan düşünelim, penisle doğmuş, (biyolojik cinsiyet), feminen, kadınsı tavırları vardır ve kendini kadın olarak tanımlar, (cinsel kimlik) ve erkeklerden hoşlanır. (cinsel yönelim) bu örnek eşcinsel dendiğinde toplumumuzda kafalarda patlayan ilk görüntüdür.

    şimdi bir de şöyle örnek verelim: penisle doğan biri (biyolojik cinsiyet) erkek tavırları sergiliyor, kendini erkek olarak tanımlıyor, adam gibi adam!! (cinsel kimlik) gelgelelim ki erkeklerden hoşlanıyor (cinsel yönelim)

    "haydaaa nassı yani aabi?" işte bu ikinci örneği duyan adam bu tanım farklarından haberi yoksa böyle diyor

    erkek eşcinsellerin duymaktan bıktığı bazı sorular ve cevapları:

    -neden kadınsı değilsin? -ben biyolojik olarak da mental olarak da erkeğim, kendimi kadın gibi görmüyor ve hissetmiyorum, kadınlıkla bir ilgim yok.

    -ameliyat olmayı düşünüyor musun? -hayır gerizekalı. ben erkeğim, erkek olmaktan mutluyum ve erkekleri arzuluyorum. bunun cinsiyet değiştirmekle bir ilgisi yok.

    -küçükken bir şey mi yaşadın? -hayır sağlıklı ve mutlu bir çocukluk geçirdim, taciz veya tecavüze uğramadım.

    -kadınlarla hiç yatmadıysan nasıl emin olabilirsin -kadınları hiç arzulamadığım için yatmadım

    bu tanımlar oturursa sorunları daha kolay çözeriz ama daha kırk fırın ekmek yememiz lazım toplum olarak.
  7. 1950'lerdeki argumanlar ile escinsellige hastalik diyen ve tedavi yontemi siralayan arkadaslar olmasi uzdu acikcasi. nereden kopyalanip yapistirildiysa artik cumleler bile kaymis gitmis dayanamamis bu rezalete.

    bilmediginiz konularda fikir beyan etmeyin gulunc oluyorsunuz. escinselligi tedavi ettigini iddia eden bir doktor varsa eger diplomasi iptal edilir. cunku bu tarz tedavi yontemleri etik degildir. bilginize

    edit: gereksiz tartismaya girmek istemiyorum. literaturde nasil tanimlaniyorsa ondan bahsediyorum. escinsellik tedavisi diye bir sey modern tipta yoktur. acip dsm kitapcigindan bakilabilir tanimlara. mahalle agzi ile yorum yapmiyorum sadece bu konularda tip dunyasinin ortak fikrini soyluyorum. sapkinliga kilif aramak ne demek tam anlamadim ama asil sapkinlik bilmedigimiz konularda uzman gibi atlamaktir ki cagimizin hastaligidir bu. bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak. adacayi dedi ya ;)
  8. psikolojinin ve tıbbın amacı kişinin topluma göre normal olması değil sağlıklı olmasıdır. bu amaç, toplumun normali ile çakışabilir veya örtüşebilir. cinsel yönelimin iki ana cinsiyetten farkli gelişmesi herhangi bir sekonder tıbbi rahatsızliğa yol açmıyor, kişiyi mutsuz yapmıyor, bir başkasının özel alanına müdahale etmeye sevk edecek politik baskıya neden olmuyor, tıbbı ve psikolojik rahatsızlıkları toplumla aynı oranda gelişiyorsa "bu kişiler hastadır" diyemez kimse. toplumda erkek ve kadın olmaktan kaynaklanan rahatsızlıklar eşcinsellere göre daha fazla, çünkü eşcinseller ezilen bir kesim olarak empati konusunda daha başarılı ve empati sağlıkli bireyin direklerinden biridir.

    eşcinselliği topluma aykırı hastalikli bulmak uygarlıgın başindan beri gelişen bir tepki, fakat bu tepkinin yersizliği, ana iki cinsin baskın davranışlarıyla yasadıgı problemlerle toplumda yarattıgı baskının ortadan kalkması sonucu görüldü. cinsellik beyni en çok yoran seydir, eşcinselliğin ateşli karşıtlarının derininde de homofobinin yatması, dindar birinin icindeki ateistten korkmasindan farklı değildir.

    toplumun asıl sorunu; bebek yetiştirmenin bilinmemesi sonucu topluma ve kendine kizgin, sevgiyle büyütülmemiş, sorunlu anne baba aile iliskileriyle yetişmiş hosgörüsüz, empatisiz, narsisistik, kendi ilkel dogrusunu dayatan ve tedaviyi reddeden bireylerdir