1. ekşi'yle burayı ayırmamaya çalışıyorum. bu ara oraya da yazıyorum ama buradaki girdi sayım iki katı :) orada paragraf paragraf yazdım bu başlığa. boşa gitmesin diye kopyalamak istedim fakat başlığı yok diye burada da ben açmış olayım :) gerçek kesit gibi anlattım valla :)

    arkadaşımın bugün başına geleni anlatayım da belki bir, ikiniz akıllanırsınız.
    öncelikle bunu yapan her kimse zayıf karakterli, iradesiz insandır bana göre. sizi istemeyen insanla işiniz ne yani. gurur önemli şey. milletin elinde oyuncak olmayın. dünyada bir sürü insan var. arkadaşım da olsa zayıf karakterli olduğunu düşünürüm. tabii karşınızdakini üzmemek için böyle çat çat diye suratına sen zayıf karakterlisin, kendini kullandırma diyemiyorsun :) nickimi demediğimden okuyamayacaklarını bildiğimden rahat rahat yazabilirim. sözlüğün bu yönünü seviyorum işte :) yumuşatarak defalarca söylemiştim gerçi de neyse. burada daha rahat anlatıyorum.

    şimdi ben ikisiyle de liseden arkadaştım. aynı sınıftaydık. gerçi sonra bir tanesi alan değiştirince başka sınıfa geçti de neyse bunlar detay. okuldan tanışıyoruz yani. normalde lisedeyken arkadaşlardı. öyle hoşlanma falan yoktu. sonra üniversite zamanlarında aynı şehirdelerdi ve birden sevgili oldular. ben de uyumlu bulurdum onları zaten o yüzden sevinmiştim başta. ikisini de severdim çünkü. neyse bunlar tahmini iki yıl sonra falan ayrıldılar. e tabii kurabiye kaldı arada :) ikisiyle de aramı bozmadım. onların problemi çünkü arada aldatma falan yoktu. anlaşamadılarsa da benimle ilgisi yok diye ikisiyle de arkadaşlığımı sürdürdüm ama ikisiyle aynı anda, birlikte görüşmedim ayrıldıklarından sonra. samimiyetsiz bulduğum şeylerin içinde olamam. tek tek arkadaşlığımı sürdürdüm.

    sonra bunlar normalde de görüşmeye devam ettiler. terk eden taraf kızdı. e madem terk ediyorsun çocuğu ne görüşüyorsun çünkü çocuk aşıktı hala. e ilgi görme isteği biraz da bu. bizim milletimiz insan kullanmayı, ilgi görmeyi sever. bazen karşımızdaki insanların da bir kalbi olduğunu, incinebileceğini unutuyoruz. dedim ona da zaten kullanmış oluyorsun onun duygularını görüşerek diye. yok işte biz liseden beri arkadaşız da bilmem ne. bırak da hayatına devam etsin o da çünkü görüşerek insan mı unutulur. habire aklına gelir. kız hisleri bitince terk etti tamam ve bu sebepten rahat rahat konuşuyor sıradan biri gibi ama o garibimin durumu öyle değildi işte. ayrılmak istememişti o. bir umut diye konuşmaya devam etti. hani belki sonra olur yine bir şeyler belki diye geçirdi bence içinden. olsa da hayır mı gelirdi o da ayrı konu. işte en son kız bir çocuktan hoşlanmaya başladı. hoşlandığı çocuk da tipi falan düzgün çocuk. sonra yavaş yavaş bizim çocuğu başından atmaya çalıştı. yani kötü davranmadı ama aradığında pek konuşmak istemiyordu ama ters bir şey de diyemiyordu üzülmesin diye. zoraki konuşuyordu ayıp olmasın diye anlayacağınız. e niye? şimdi aşık olduğu kişi zaten ilgili davranırken diğerine duyduğu ihtiyaç bitti. acı ama gerçek. sonra o hoşlandı dediğim çocuk da ondan hoşlanıyormuş meğerse. çok belli etmiş hareketleriyle. bunlar sevgili gibi bir şey oldular bu hafta. e çocuk kabul eder mi eski sevgilisiyle görüşmesini? etmez. kız beni aradı anlatıyor ne yapacağım ben şimdi, sen haklıymışsın diye. geldin mi lafıma dedim. şaka maka olan diğer çocuğa olacak. sevgilisi olduğunda kendisini kandırılmış gibi hisseder diye düşünüyorum çünkü kızdan sonra sevgilisi olmadı. zaten olsa onun sevgilisi de kabul etmezdi böyle bir şeyi. gerçi çocuğun bozulmaya hakkı da yok. kendi kendini o durumlara düşürdü ama ben yine de çok üzülüyorum. şimdilik haberi yok.

    bu insanların ilişkileri, hayatları beni çok yoruyor. istemesen de mecburen dahil oluyorsun etrafındaki insanlar olunca. ne garip garip şeyler. benim kafam almıyor böyle çarpık ilişkileri. tünelin ucu iyi yerlere çıkmıyor yani.
  2. kıyısından döndüğüm ve iyi ki yapmamışım dediğim olay. ağlamıştı görüşmek için yalan bile söylemişti ama hayır demiştim. ilk defa hayır dedim.
  3. efendim bu iş her zaman irade zayıflığına, zayıf karaktere işaret etmez. hayat bazen bazı şeylere öylesine mecbur bırakır ki sizi, hayatta yapmam dediğiniz şeyleri yaparsınız. eski sevgiliyle görüşmek de bazen bu durumun örneği olur.

    her şey bitmiştir, unutmaya başlarsınız. zaten unutma konusunda sıkıntısı olan biri değilsinizdir ama o mesaj gelir işte bir şekilde size. 5 tane dram filmi çıkacak hayatı bizzat yaşamıştır kendileri ve yine döner dolanır size mesaj atar. ne yapacaksın? "ilkelerim var benim görüşmem artık seninle mi diyeceksin; yoksa ne olduysa oldu önemi yok, unutma süremi uzatıp beni yoracaksa bile canı sağ olsun kan kusup kızılcık şerbeti bile içerim görüşsem ne olacak ki?" mi dersin? ikisi de tamamen kişiye göre değişen bir tercihtir ama ikisi de karakter zayıflığı anlamına gelmez. zaten onun derdi, çilesi eskiye nazaran azalıp daha normal birisine dönüştüğünde görüşmenizin uygun olmadığını söyleyip artık görüşmeyelim der ve güzelce vedalaşılır.

    hayat bazen ilkelerimizden, yargılarımızdan ve algılarımızdan o kadar farklı ilerliyor ki hemen her hususta bizi sarsıp kendimize getiriyor. yeter ki akıllar başta olsun, gerisi önemli değil. pişman olmakla bile bile lades demek arasında çok fark var. çünkü o bile bile lades denilen anlarda bazen diğerkamlık vardır. işte insanı toplum gözünde sokacağı bütün durumlardan veya yaşatacağı bütün olumsuzluklardan öte bir güç katar, ufuk açar o diğerkâmlık.

    sonunda pişman olmam veya sonu ne olursa olsun katlanırım, o insan bunlara değer diyorsanız her şeyi yapın. ilkeler, değerler, yargılar hep geneldir. hususiyet arz eden olaylar ise onları yıkmak için vardır. kendi zincirlerinizi de toplumun zincirlerini de kırın. hak eden insanlar için de her şeyi sonuna kadar yapın ve sonunda "acaba" demeyin. çünkü "acaba"lar pişmanlık getirir sonunda. fedakarlık ise pişmanlığa yer bırakmaz. bırakıyorsa zaten o fedakarlık değil, muhtemelen aptallıktır.
    ae
  4. hangisiyle?
  5. bir milyon düşüncenin aynı anda beyninin içinde dönmesidir. geçmişe dair hatalar, yaşanmışlıklar , yerler , mekanlar , olaylar, dokunuşlar, sesler, kokular, pişmanlıklar, acılar ve bunlar gibi bir ton şeyin bir anlık duygu seli ile beraber tüm hücrelerini tokatlarcasına tüm vücudunda hissetmektir.
  6. böyle şeylerin genellenmesine ayar olan biri olarak açılın, hepsiyle görüşüyorum.
    biri hariç, ona da ulaşamadığım için görüşemiyorum zaten. ulaşabilseydim eğer, onunla da görüşür halini hatırını sorardım.
    bu benim hayatıma çok fazla insan almamamla alakalı bir durum da olabilir. fakat yine de hayatınıza aldığınız insanlar normal bireylerse, ayrıldıktan sonra arkadaş kalmayı kaldırabilecek olgunluğa sahiplerse neden sorun olsun ki?

    karşı taraf seviyor olabilir ama ben açık ve net bir biçimde kendimi doğru ifade eder ve duygusal anlamda tüm kapıları kapatırsam bence bir problem kalmaz. ki kalmadığını da defaatle denedim, onayladım.
    yeni sevgilinin eski sevgiliyle görüşmeye karışması olayına hiç değinmiyorum bile, bu da sizin iradesizliğinizle alakalı bir durum çünkü.

    kim olduğunu hatırlamıyorum ama aranızdan biri şunu söylemişti bir yazısında, bir insanın kişiliğini hayatına aldığı insanların kalitesi belirler. altına imza atılır bunun.

    hemcinslerimin ilgi manyağı olduğunu göz ardı ederek söylüyorum, hayatınıza iradeli insanlar alın. siz de rahat edin onlar da.