1. herkesin bıçağı yok bir esnada
    eşyanın devamı
    senin tamamın olduğum bir evde
    sana en uzun yarımlardan bahsediyorum
    ben açıkçası seni yanımda hep siyah bir huy gibi taşıdım
    kendi masalından düşene biz denir bir vakitte
    insan durup kuyusunu beğenmeye gelir bir dünyada
    birkaç kişiydik güya
    birkaç iş vardı
    birkaç ev
    iki ömür üç defa eşyanın asıl yerini aradım

    aramak eşyanın en kötü yeridir, bu bıçak başka
    ruhumu kestim ruhumu kestiğim bir zaman biçimidir esna
    siyah huylu adamlar var bir dünyada
    bak sen sustukça kalbime kaçıyor sesim
    bak kendimin devamı değilim ben
    yüzümün devamı değil gövdem
    yazık ki terbiye eşyaya mahsus insan unutkan
    eskinin eski kıymetiyle utan dedim
    utan ve güle kırmızı davran
    eski seslerin aşkıyla ilgilendiğim o vakit
    elimde alnın elimde ağız tadın
    elimde seni sevme tehlikesi geçirdim diye bir ilân
    gül'e sabır et sabr'a bıçakla katlan
    başka hayâl girince aşkın girmediği evlerde
    kapının sesine inanmak feci
    biz demek korkunç
    zaman yok, esna yalan
    eşyanın asıl yeri kimin haddi
    kimin hesabı sevişmeyi artık unuttum sanmak

    bu sefer suyuma saplandı masalını yazdığım bıçak
    bu yüzden ruhumu kesti masalını olduğum insan
    işte bütün bütün suları daha iyi düşündüm
    sesimin kara devamıdır sesin
    insan aslen fazlasıdır bir dünyanın
    her şeyi suyla düşünecek kadar pişmanıdır bıçak
    burada hep iki kişiyiz ama üç ağız tadım var
    hep üç cümlem var üçü de aynı:
    insan bizzat fazlası olur bir dünyada
    dersi tarih olanların en önce ellerini yıkaması içinmiş su
    en uzun yarımlarla unutanmış insan
    araf