1. gözünüzü sevem petshoptan almayın barınakta ya da sokakta çok zor durumda hayvanlar var inanın onlar için umut ışığı olunca gözlerindeki minnettarlık her şeye bedel oluyor ve eve alıştırdığınız hayvanı sokağa salmayın adapte olamıyor sonları ölüm oluyor yapmayın.
  2. -sabır
    -vefa
    - bir günde tuvalet terbiyesi verilemeyeceği
    -hayvanların da bir psikolojisi olduğu ve sokağa atılmanın acı verdiğini
    -eğer ölene kadar yanında durmaya niyetli değilseniz bu işe hiç karışmamanız gerektiği gerçeği.

    bunları bilirseniz ve hala daha istekliyseniz geriye kalan her şey çözülür.

    - hah bir de, yıkanmaktan çok korkuyorsa onu kucağınıza alıp yavaş yavaş ıslatabilirsiniz. sizin de onunla beraber suda olmanızın verdiği güvenle, gıkı bile çıkmaz.
    ( köpekler için geçerli, kedi her zaman çizmeyi sever)
  3. mümkünse eğer evinizde biraz zaman geçirip alerjiniz olup olmadığını görün. hayvanların bir çoğu ailede birinin alerjisinin çıkması yüzünden atılıyor.

    eğer yalnız yaşıyorsanız ve şehir dışına sık çıkıyorsanız hayvan sahiplenmeyi bir daha düşünün. veterinere bıraksanız bile kediler mekan değişikliğinden ve uzun süre yalnız kalmaktan hoşlanmazlar. depresyona girebilir ya da davranış bozuklukları gösterebilirler.

    eşyalarınıza çok düşkünseniz lütfen bu işe hiç kalkışmayın. o koltuklar, halılar tırmıklanacak, biblolar kırılacak, etrafa kusacak ya da tuvaletlerini yapacaklar.

    muhtemelen canınızı yakacaklar. özellikle oyuncu bir kediniz varsa bunu göze almalısınız.

    hayvanlardan korkan/tiksinen arkadaşlarınız ve akrabalarınız evinize gelmek istemeyecekler, geldiklerinde "ayy kapatsana şunu", "üff tüy düşmüş bunun içine, ben yemem" gibi tepkiler verip sinirinize dokunacaklar.

    bunun haricinde evcil hayvan beslemek bir lükstür. mama, kum, veteriner masrafları, gerekli eşya ve oyuncaklar için bütçenizin yeteceğinden emin olun.

    son olarak lütfen hayvanlarınızı kız tavlamak için kullanmayın.
  4. sevgilinizin ya da eşiniz olması muhtemel olan insanın hayvan besleme konusundaki samimi düşüncelerini iyi bilmek.
    siz hayvan yoldaşınızı edinirken size laf etmeyip, daha sonra bunu bahane olarak kullanması mümkün olabiliyor bazı zamanlar... bu noktada sizin yoldaşınız ile alakalı kesin ve net konuşmanız ise "hayvanı bana tercih ediyorsun." gibi bir söyleme gidebiliyor. o yüzden eşinizin hayvan besleme konusundaki düşüncelerini net bir şekilde öğrenmeden bu işe girişmeyin. baktınız u dönüşü geldi, o zaman da hayvandan vazgeçmeyiniz. biraz lafınızın arkasında durun. hayvanlar sizin duruma göre alıp duruma göre vereceğiniz mallar değil. onların da bir canı, bir hafızası, duyguları var. unutmayın.

    eğer hayatınız çok doluysa, kendinize dahi zor vakit ayırabiliyorsanız o zaman bir hayvan yoldaş edinmeyiniz. bir önceki paragrafta da dediğim gibi onlar sizin tapulu malınız değil. köşede sizin eve gelmenizi beklemekten mutsuz olacaklardır.
    misal, benim kedim ben ne zaman gitsem, kapının yanındaki saldalyede oturur ve beni bekler. ben gelene kadar. her defasında kapıda karşılar beni. hoş geldin der. normal saatimden geç kaldıysam, sitemlice miyavlar. nerede kaldın bu saate kadar der. özler. geldiğimde ben neredeysem o da oradadır. bir heyecan beni izler. baktı ki evdeyim, sıkıntı yok. uyuklar yanıbaşımda. bir gözü hep açık, hep ne yapıyorum onu izler.

    hayvan güzel şey.
    aşılarına da özen gösterin. damlalarına özen gösterin. sıkıntı çıkmasın.

    unutmayın ki sizin saçınız, bacağınızdaki kolunuzdaki kıllar nasıl dökülüyor, hayvanların da kılları dökülüyor. gerçekten başedemeyecek duruma gelirseniz kestirin. ama bu sebepten onu bırakmayı dahi düşünmeyin.

    özetle, alıyorsan bırakma. bırakacaksan alma.
    petshoptan hayvana para verip satın alma.

    kamu spotu: hayvanat bahçeleri de hayvan hapisaneleridir. gitme.
  5. hiçbir zaman bir tanesiyle yetinemiyorsunuz bir süre sonra. "gözleri körmüş, hemen sahiplenmeliyim, bacağı kırıkmış ona çok iyi bakabilirim, çok tatlı, bu da diğerlerine kardeş olsun" diye diye, sokak hayvanları da dahil kocaman bir aileniz olur. eğer maymun iştahlıysanız hemen vazgeçin zira kedi, köpek, tavşan gibi bilimum "evcil" hayvanlara bitki muamelesi yapamıyorsunuz. evden çıktığınız her an aklınızda kalıyor, belki tavşan değil ama köpekler siz gittikten sonra arkanızdan ağlıyor. bir an önce eve dönmek için zamanla yarışıyorsunuz. yediğinizden içtiğinizden sohbetten keyif alamıyorsunuz çünkü "ya şu an bana ihtiyacı varsa?"

    ama mükafatı ayrı bir haz. eve girince tavşan zıp zıp karşılıyor sizi, heyecandan masadan kanepeden falan düşüyor, köpüş kuyruğunu koparırcasına sallıyor, elini ayağını yalıyor. hiçbir şeye değişmeyeceğiniz karşılıksız bir sevgi bu.

    o yüzden pet değil, resmen bir çocuk sahiplendiğinizin bilincinde olun, hiçbir zaman büyümeyen ve her an size ihtiyaç duyan bir çocuk.
    izumi
  6. açlığın, susuzluğun, kötü davranışın nelere sebep olduğunu iyi bilmiyorsanız almayın lütfen.
    evcil hayvan sahibi olacakken, evcil hayvan hayvanı olmayın.

    evcil hayvan sahiplenmek; evlenmek, çocuk yapmak gibidir. artık kendi canınız dışında bir canın daha sorumluluğunu sahiplenmişsiniz demektir. üstelik konuşamaz, derdini bilmeyene anlatamaz bir can. atacağınız her adımı, yapacağınız her planı iki kişiyi düşünerek yapmanız gereklidir. aksi halde, her daim aynı canı tehlikeye atan sonuçlar doğurur.
    yani, senin sorumsuzluğun belki eşinin, çocuğunun sağlığına etki etmez. fakat hayvanın direkt canına etki eder.

    sağda solda görüp, bir hevesle hayvan almayın. tüyleri, bakışı, duruşu, sadakati, havası, sesi, görüntüsü ya da sizde çizeceği imajı bilip düşünerek almayın.
    hayvanın bokunu, çişini, tüy döküşünü, hastalığını, piresini, kokusunu, dağınıklığını, sizi sokabileceği zor durumları, gezmenizi engelleyebileceğini düşünün, araştırın, tecrübeleyin ve öyle edinecekseniz edinin.

    "çok tatlı ama ben dokunamam ona!" diyen küçük tatlı ruh hastaları; bazen "çok tatlı ama ölmesi ya da zelil olması gerekli!" diyor olabilir.

    lütfen insan olun.