• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (4.17)
exodus; gods and kings - ridley scott
ünlü yönetmen ridley scott'ın yönetmenliğini yaptığı film, hz. musa'nın hayatının önemli dönüm noktalarını konu ediniyor. tevrat'ın bazı bölümlerinden esinlenerek yazılan hikaye, musa'nın doğumu ve mısır kraliyet ailesi tarafından evlat edilişiyle başlıyor. sonrasında ise firavuna baş kaldırıp mısır'da köle olarak çalıştırılan ibraniler'i serbest bırakılmasını sağlamasıyla başlayan ve ölümüne kadar geçen sürece odaklanıyor.

senaryosunu bill collage, adam cooper ve steven zaillian'ın senaryosunu kaleme aldığı filmin başrollerini christian bale, aaron paul ve ben kingsley paylaşıyor. (divxplanet'ten)
  1. film, şu açıdan ilginç bir özellik taşıyor:
    tarih boyunca anlatılanlar, yazılanlar hatta modern çağda
    bu kaynaklarla çekilen filmler "doğaüstü olaylara" hiç bir biçimde
    rasyonel açıklamalar getirmeye çabalamadı.

    bir günde kırmızıya dönen nil nehri, gökten düşen kurbağalar...

    oysa bilim ilerliyor, bilim ışığını yaydıkça, insanlar inandıkları
    hatta uğruna ölüp, öldürüldükleri bir olguda bir nebze olsun
    gerçeğe yakınlık arıyor ya da arayabilir.

    scott, senaryo ekibinde teolog kadar bilim insanına yer vermiş olmalı ki
    tüm bu olaylara rasyonel bir bakış açısı getirmeye çalışmış.
    bu yaklaşım da tahmin edileceği gibi ortodoks yahudilerin pek hoşuna gitmemiş.

    aslında toptan ele alındığında en uzağı 15 bin , en yakını 1500 yıllık
    kutsal kitaplar ve kaynağı olan söylenceler günümüz gençliğini
    gerçeklik anlamında pek de tatmin etmiyor.
    ya, olduğu gibi inanacaksınız, ya da ömer çelakıl gibi "dahilerin" kutsal kitabın
    içinden zorlama alt metinler/şifreler'le çağdaşlaştırma çabasını izleyeceksiniz...

    filme gelince; mekanlar müthiş, firavun rolünde joel edgerton usta işi çıkarmış,
    tarihe meraklı olanlar önce cecil b. de mille'in 1956 yapımı on emir'ini,
    ardından bunu izlesin derim..
  2. bazi kosullar altinda insanlarin sizofrenlerden dahi medet umacak kadar acizlesebilecegini gostermesi acisindan enteresan bir film. spoiler vermek gibi olmasin ama filmde birine kirk kere deli dersen gercekten delirir durumu vuku bulmakta. kitlelerin kurtulus icin bir secilmis kisinin cikacagina dair umutlari once kendilerini sonra da sectikleri kisiyi buna inandirmalarinin ardindan nihayetinde kendini gerceklestiren kehanete evriliyor.

    boyle bir durumda batil; gerceklik haline geliyor. soylentiler; realitenin, inanc; benligin*, korku; umudun tepesine tepesine vuruyor. al sana yuzyillar boyu kirilamayacak bir inanc sistemi.

    bu yonuyle aslinda filmde belki kasitli belki farkinda olmadan, izleyiciler icin din, tanri, ibadet, kutsal gibi kavramlarin ortaya cikisina dair dusuncelerin kapisi aralaniyor. filmin anlatimindaki basitligin dozu da bu dusuncenin kasitli oldugu, hatta az biraz ileri gidiyorum filmin esas mesajinin inanc sistemlerine getirilen bir elestiri oldugu fikrini guclendiriyor. zira boyle bir amacin varsa anlatimin dozunu tam da boyle ayarlamalisin ki, bir yerlerde birseylerin tam oturmadiginin farkinda olan ama korkudan sorgulama asamasina gecemeyen, hatta belki de inanc tazelemek icin bu tarz filmlere yonelen bunyelere sorgulamanin ferahligini rahatlikla aktarabilesin. eger ust perdeden fikir catismalariyla bezersen bir bakmissin ki film bir the man from earth olmus cikmis. belli bir seviyenin altindaki kitleye ulasman mumkun olmaz. cok da basite indirgememesi sayesinde de daha -entel- kesim icin artik bir 300 spartali veya thor benzeri bir urun sunmus olursun ki, adam olana cok bile. daha tutucu izleyici kitlesi icin verebilecegi cok az sey var. hatta filmdeki denizden gecis sahnesi kafalarindaki sahneyle uyusmadigindan sacmalik olarak dahi degerlendirilebilir. keza tanrilar ve insanlar filminin fas ve misirda yasaklanmasi da onlarin da pek bir sey almak niyetinde olmadigini gosteriyor zaten.

    long story short, bir cagri, bir hz. rabia tarzi ajitasyon filmi bekliyordum fakat tahmin ettigimden farkli bir kurguyla karsilastim. benim icin 1.4gblik data kullaniminin hakkini veren bir film oldu. baskalari yuceltirse de yerin dibine de gomse itiraz edemem zira izleyicinin konuya yaklasimina gore mukemmel ile çöp arasinda gidip gelebilecek bir esneklige sahip.
  3. ramses' in yüzündeki yaraların her sahnede farklılık gösterdiği , çekim hatalarının ve kaliteli oyuncuların bol olduğu film.