• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
ficciones hayaller ve hikayeler - jorge luis borges
borges okumaya başlamak için en iyi eser olarak kabul edilen ficciones, yazarın en sevilen kısa hikâye derlemelerinden biridir.

borges'in en verimli döneminde yazdığı hikâyelerden oluşan ficciones'te gerçeküstü ve büyülü âlemler gizlidir. sınırsızlık ve sarmal düzenler teması üzerine kurulu bu metinlerde, yazar okurunu cervantes'ten baudelaire'e, james joyce'tan louis-ferdinand céline'e uzanan bir yelpazede edebiyat tarihi gezintisine çıkarır. her biri yüzlerce sayfa okumuşuz, evrenler içinde gezinmişiz izlenimi veren öykülerde, iç içe geçmiş dünyalardan oluşan düşsel bir evren anlatılır. borges bozulma ve yıkılmanın izini sürerken, bize dünyanın inanılmaz karmaşık doğasını kavramak için ipuçları sunar.

"borges, ispanyol dilindeki en yüksek sanatsal değerlerin yazarıdır."
-gabriel garcía márquez-
(tanıtım bülteninden)
  1. türkçeye ficciones 'hayaller ve hikayeler' alt başlığıyla çevrilen bu borges şaheserinde belki de edebiyat tarihinde yazılmış olan en güzel öykü bulunmaktadır. 'yolları çatallanan bahçe'. labirentlerin piri borges bir labirent kitap, kitap içinde kitap, zaman, paralel evrenler gibi ayrıntıyla incelenmesi gereken kavramları tek ve kısacık bir öyküye öyle yedirmiştir ki edebiyat dünyasının pek çok dehası daha sonra borges'in nihai hedefi 'kitap içinde kitap' labirent temasını canlandırmışlardır. (bkz: rayuela - julio cortazar)

    kendi fikrime göre okunmazı elzemdir. en iyi öyküsünü barındırmasına karşın, içerdiği karmaşık imgeleri takip etmenin zorluğu nedeniyle alef'in bir adım gerisinde kalmaktadır.
  2. borges'in kitaptaki bir hikayesi de, belki de en önemli alt metni barındıranı bellek funes'dur.

    nedendir bunun önemi? çünkü hatırlamak ve dolayısıyla unutmak ile ilgili olduğu için.

    ireneo funes bir gün attan düştükten sonra felç kalır ve birdenbire gördüğü her şeyi, düşündüğü her imgeyi bütün halleriyle, tastamam görür, özümser halde olduğuna ayar. borges şöyle tasvir eder bu durumu;

    '' biz bir bakışta, bir masa üzerinde üç kadehi algılarız; funes ise, asmayı, onu meydana getiren bütün yaprakları,filizleri ve üzüm tanelerini görürdü. 30 nisan 1882 gününün şafağında güney yönündeki bulutların biçimlerini ezbere biliyor ve onları akıldan, yalnızca bir kere gördüğü ispanyol işi ciltli bir kitabın kabartma ebru desenini ya da quebracho ayaklanmasından önceki gece rio negro'da bir küreğin çıkardığı köpüğün çizgileriyle karşılaştırabiliyordu. bu
    anılar sıradan anılar değillerdi; her görsel imge kas titreşimlerine, ısı duyumlarına vb. bağlıydı. bütün rüyalarını ,yarı rüyalarını yeniden canlandırabiliyordu. iki ya da üç kere bütün bir günü yeniden canlandırmıştı; her bir yeniden canlandırma, hiç kesintisiz, tüm bir gün sürmüştü. ''

    ayrıca funes'in bir diğer özelliği, gördüğü her an'ın, her resmedişin bir diğeriyle aynılığını sorgulamasıdır;

    ' funes, saat üç ondörtte yandan gördüğü köpeğin üçü çeyrek geçe önden gördüğü köpekle aynı adı taşıması fikrinden rahatsızlık duyuyordu. '

    yani havsalanın ve kavramanın bunca kuvvetli oluşunu imleyerek, normal insanın bağlantılar dominosallığını kuruşunun unutma'yla gerçekleştiğinden dem vurur, borges. her an'ı her ayrıntısıyla yaşayanlık, boşluksuzluğundan dolayı bu boşluksuzluğu olduğu gibi bırakır ama 'boşlukları' olan, momentin her pikselini kavrayamayan bellek, bu boşluğu bir sonraki pikseldeki yine en çok odaklandığı şey ile ilişkilendirir. nedensellik yaratır, yaratamazsa olurlamaları yerle yeksan olur. dolayısıyla da logosu.

    kuvvetli belleğin karşıtı olan 'unutuşta' ise bundan aşkın, üstün bir şey yaşanır. çünkü kuvvetli bellek, her ne kadar momentte boşluksuzluk bırakmıyorsa da 'boşluk' momentin dinamiğine yayılmıştır. yani her şey birbirine gönderimselliklerin ürünüdür. boşluğun yaratısı boşluksuzluktur, yaşanan.

    blanchot'nun bir sözü üzerinden devam edelim;

    ' eğer unutuş için yaratılan kelimelerin bizi her an muaf tuttuğu unutuşa en azından bir defa kendimizi bırakabilseydik ancak böylece unutabi­lirdik. '

    funes, bunu yapamayışın biçâreliğini taşır. momentte kendibeslek değildir. 'dışarısının' içeriğine mahkumdur.
    ve bu kendibesleksizlik, insansal kendiliğindenliğin düşününe nail olamaz.
    halbuki unutuş'ta 'dışarısı' da 'içerisi' de yıkılır. katlanamaz kendiliğindenliğe.