fil


  1. hakkında çok şey yazılabilecek bir hayvan. hem ne de sevimli ne de güzel bir devdir o. sürü halinde yaşayan fillerin en büyük özelliklerinden biridir dokunarak iletişim kurmak. uzun hortumlu burunları bunun için biçilmiş kaftandır, yani sadece su püskürtmeye yaramıyor o hortum. oldukça zeki ve duygusal olan bu hayvanlar için aile kavramı çok önemli. yavrularına çok bağlıdırlar, asla sürüden ayrılmasına müsade etmezler. bu arada fil yavrusu demişken; hayatım da görüp görebileceğim en sevimli yavrulardan..

    pek çok hayvanda olduğu gibi nesli tükenmekte olan bu hayvanın dişleri için avlandığını da bilmeyinimiz yoktur. asya ve afrika kendilerine yer bulan bu sevimli devler; bazı yaşadıkları yörelerde taşıma ve ulaşım işlerine bakarlar.

    2011 yapımlı film olan aşkın büyüsü orijinal adıyla water for elephants , bu arkadaşlarımızı anlatan bir filmdi; eklemeden geçemedim. filmi izlerken oturup ağlamışlığım vardır insanın zalimliğine..

    haa unutmadan bu arada son bir notum ise; neredeyse hiç kanser olmayan canlıların başında gelir filler.fillerde yirmide birken kanser olma oranı, insanlarda beşte birdir ve fillerde bir insandan 100 katı fazla hücre bulunmasına rağmen.. ömürleri de hafızaları da belki bu yüzden uzundur, kim bilir..
  2. canlıların yaşam uzunluğu kalp atışlarına bağlıdır. fillerin kalpleri diğer canlılara oranla gerçekten yavaş atar. buda filleri diğer canlılardan daha uzun yaşamasını sağlar.

    kalp atışlarına değinmişken aynı zaman kalbi yavaş atanlar hayatı biraz daha ağır çekimde görür. keza kalbi hızlı atanlar da hayatı diğer canlılara göre hızlı çekimde görür. bir örnek vermek gerekirse: sivrisinekleri yakalamaya çalıştığınızda eliniz sivrisineklere göre daha yavaş hareket eder ve sivrisinekleri yakalamanız zorlaşır.

    asıl konu fillere gelelim. ilk yorumdaki gibi fillerin sadece dişleri için avlandığı söylenmiş. bu konuda yaşamın bize cevabı dişsiz fil doğurtmak olmuş. biraz daha açıklayıcı davranırsak evrim geçirdiler. ve bu çok kısa sürede insan yüzünden oldu. insanlar filleri dişleri için avlayınca yaşam bu sorunu ortadan kaldırmak için dişsiz filleri doğurmaya başladı. eskiden çok nadir olan dişsiz filler artık çok sık görülüyor.

    dişler haricinde diğer bir konu sirkler. her sirkte vardır filler. sirke bizim insanımız gitmediği için genel de filmlerden görmüştür. filleri eğitmek biraz zordur. sirk sahiplerinin filleri eğitme biçmi ise işkence. sizden ricam ülkemiz de az da olsa sirklere gitmeyin bu tür yerlere prim vermeyin.

    yazıyı akıllı bir fil olan ressam filin resmi ile bitirelim.
  3. hindistan'da filleri evcilleştirmek için ilginç bir yöntem kullanılır.

    ormanda yere filin içine düşebileceği büyüklükte bir çukur kazılır ve üzeri dallarla örtülür. yavru fil gelip dallara bastığında çukurun içine düşer. ama şanssızlığı bununla bitmez. fil avcıları yüzlerini de kapatan tümüyle simsiyah giysiler içinde, ellerinde sopalarla gelip fili bir de eşek sudan gelinceye kadar döverler.

    hayvan yediği sopalardan, çukura düşmesi nedeniyle yaşadığı acıdan ve korkudan hayatında görmediği bir bunalım yaşar birkaç saat içinde.

    sonra aynı avcılar ağaçların arkasına gider ve üzerlerindeki siyah elbiseleri tümüyle çıkarıp, baştan aşağı beyaz elbiselerle, ellerinde çeşit çeşit meyve sepetleriyle geri gelirler. fili besler, yaralarına pansuman yaparlar, onu düştüğü çukurdan çıkarırlar.

    fil bu beyaz giysili kurtarıcılarının ona gösterdiği karşılıksız sevgi ve ilgiden dolayı o kadar minnettar kalır ki o andan itibaren her istediklerini yapar ve sözlerinden çıkmaz. onların kendisini az önce döven siyah giysili adamlar olabileceği aklına dahi gelmez. filimiz artık evcilleştirilmiştir.

    kaynak
  4. cüssesiyle ters orantılı olarak nevi şahsına münhasır, naiftir hafizasını yediğimin heyvanı.
  5. çocukken çizgi filmlerden aklımıza kazınan filin fareden korkmasını biliriz hepimiz. çoğumuzun bilmediği şey fillerin arılardan çok ama çok korkması. sürüdeki bir filin arı sesi işitmesi durumunda gümbürtü benzeri sesler çıkarıp kafalarını sallayarak birbirlerine arılardan haber verdiği ve arkalarına bakmadan kaçtıkları gözlemlenmiş.

    ayrıca arı sokmasını deneyimlemiş filin de bu acıyı hiç unutmaması, arılardan neden korktuklarına mantıklı bir açıklama gibi görünüyor.
    düşünsenize arının, hortumdan girip soktuğunu?

    filin yerinde olmak istemezdim.
  6. bir şeyi deli gibi seven, bir şeye meraklı insanlara takılan lakapların sonuna gelir.

    (bkz: sinefil)

    (bkz: odyofil) yahut orijinali (bkz: audiophile)
  7. "fil şirindir amma onca sineğin başını ezendir bil! " sözünü anımsattı fil hakkında yazılanları gördükten sonra. şirin olmasına itirazım yok elbette :)