• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (7.83)
Yazar mary shelly
frankenstein - mary shelly
frankenstein bizlere, bu dünyaya ait olmayan, insanlar tarafından reddedilip sevgiden yoksun bırakılınca şiddete sarılan kimsesiz bir varlığın portresini sunar.ancak yaratıcısı dr. victor frankenstein, bilimsel kibrinin, tanrı'nın yerine geçme arzusunun, kadının rolüne soyunmak ve canlı bir varlık "doğurmak" istemesinin bedelini ödeyecektir. ucube ve yaratıcısının mont blanc'ın gölgesinde karşı karşıya gelmeleri ve kutbun ıssız ve vahşi arazilerinde birbirlerini kovalamaları, bir karabasanın sarsıcı etkisi içinde aktarılır. mary shelley frankenstein'ı tamamladığında hamileydi, daha önce bir çocuğunu bebek yaşta ölüme teslim etmişti ve yine hastalıklı bir bebek olan küçük oğluna annelik etmekteydi. shelley, kendi duygularının derinliklerinden çekip çıkardığı bir duyarlıkla yorgun gotik dehşete yepyeni bir soluk kazandırmış, bu sürükleyici ve tüyler ürpertici klasiği yaratmıştır.bu kitapta yer alan metin, 1818'de yayınlanan orijinal baskıya aittir. kitapta ayrıca, mary shelley'nin yaşamının ve zamanın olaylarının bir kronolojisini, kapsamlı bir giriş bölümü ve mary shelley üzerine yapılmış eleştirilerden bir derleme bulacaksınız. (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. kitap edebi açıdan çok güçlü değildir ki mary shelley kitabı, yanlış değilsem, 19-21 yaş civarında yazmıştır. lakin kitap fikirsel açıdan çok güçlüdür. analizi yapılırken ana temalar "sempati" (o dönemlerde henüz empati kelimesi bulunmadığından sempati kelimesi empatiyi de kapsamaktadır.) ve "öteki" çok önemli iki kavramdır. robert walton'ın victor franskenstein ile "sempatik" bir ilişkiye geçişi başlangıçta önemli bir noktadır. yaratık ile de "öteki" kavramı incelenir ve yaratığın neredeyse herkesle sempati kurabiliyorken kimsenin onunla kuramaması, hatta yaratıcısı victor frankenstein'ın bile kuramıyor olması nasıl bir "öteki" kavramı çizildiği konusunda çok önemli bir noktadır.
  2. bildiğim kadarıyla ilk gotik romanlardandır.

    edit: kurban uyardı. ilk gotik roman demiştim ama değilmiş. horace walpole'un otranto şatosu (1764) ilk gotik roman olarak kabul edilir.
  3. frenkenstain yaratık değil yaratığın yaratıcısı olan bilim adamının adıdır.
  4. arion yayınevi tarafından basılan ve elif özsayar tarafından yapılan çevirisini çok başarılı bulduğum mary shelley romanıdır. kitabın orjinal diline hakim olan gotik ruh söz konusu çeviride çok iyi yansıtılmıştır ve saçma sapan çevirileri yapılan birçok eserin aksine orjinaliyle aynı tadı vermektedir. ayrıca mary shelley yine ünlü bir romantik şair olan percy shelley'in eşidir ve aslında bir romancı ya da edebiyatçı değildir. eşiyle birlikte sık sık dahil oldukları entellektüel toplantı esnasında korku romanı yazma üzerine girileni bir iddia sonucunda frankenstein'ı yazmıştır; buna rağmen roman gotik edebiyatının en iyi temsilcilerindendir.
  5. dikkat, spoiler içerir! (peh, spoilerı mı kalmış?)

    marry shelley'e yazarlığı sayesinde şöhret ve yaratıcının yaratıcısı ünvanı kazandıran kitap. shelley ölmüş, kitabında frankenstein'ı da öldürmüş ancak canavarı yaşamaya mahkum bırakmıştır. hala aramızda dolaşan canavar, belki de ara ara sözlüğün yalnızlık temalı sayfalarında paylaşımda bulunan bir youserımızdır. *

    bizzat yazar tarafından hikayenin oluşturulma süreci kaleme alınmış, bazı baskılarda önsözden önce kitaba yerleştirilmiştir. shelley'in yaşadıklarına ve yazdıklarına bakacak olursak anlarız ki gotik bir eser yaratma gayesiyle kaleme alınmıştır. eşi percy shelley ve komşuları lord byron'la korku hikayeleri okudukları zamanlarda, lord byron'ın önerisiyle üç arkadaş birer korku hikayesi yazmaya başlar. diğerlerininki sönük kalsa da shelley'inki özgün temasıyla aralarında beğenilir, daha sonra basılır. canavarın yaratılma anı sahnesini hayal ettiği ilk andan beri görünütüye birçok hislerini katan shelley, korkunun üzerine bir gregor samsa hissiyatı da boyamıştır.

    en etkileyici bölümü, doğa bilimlerinin heyecanlı sorular sorduğu, elektriğe, galvanizme korkan gözlerle yüksek işlevler yüklendiği zamanın atmosferinin etkisiyle yazılmış yaratılış sürecidir. yaşamın fiziksel sınırlarını büyük bir hırsla araştıran dr frankenstein'nın ölü bedenlerden aldığı kemik ve kaslarla mezarlıkta çalışması, çalışmalarına tanıklık eden ay ışığı, okuyucuya heyecan vermektedir.
    "bu amaca hizmet etmenin dışındaki tüm aklımı ve ruhumu yitirmiş gibiydim."

    bazen dışardaki tüm güzelliğe, sonsuzmuş gibi toprağa, üzerinde sarı parlayan güneş ışığına rağmen, içeride soğuk odanızda çalışırsınız ya, o hissi derince yaşatır.
  6. bu kitabı üniversite 1. sınıfta türk edebiyatı gibi bir dersimizde sunumunu yaparken, filmlerden de kesitler koymuştum tabiki sunuma, edebiyat hocam sunumu durdurup kitabı fırlatarak bana " böyle edebiyat mı olur, bu nasıl bişey, her klasik edebiyat mıdır!!' diyip yerime oturtup bütünlemeye bırakmıştı beni.

    bundan ötürü unutamam bu kitabı. halbuki yaratılanın yaratıcıya baş kaldırması, beni bi hayli etkilemişti.
  7. her zaman kalbimde ayrı bir yeri olan kitaptır. benim için gothicten çok science fiction kategorisine girer.
    marry shelley galvanism'den etkilenerek yazdığını unutmamak lazım. hatta eşi tarafından editlenen kitabından bir çok bilimsel terimin çıkarılması aslında mary shelley'nin daha bilime ve o döneme ait yenilikçi bilimsel gelişmelere dayanan bir kitap yazma isteğini gösteriyor. 72,000 kelimelik bir romanda 5000 kelimenin değiştirilmesi çok fark yaratabilir.
    linktede görüldüğü üzere, bilimsel açıklamalar sadeleştirilmiş veya tamamen değiştirilmiştir.

    beni en çok etkileyen kısmı dr. frankenstein'ın bilgiyle kafayı bozmuş olmasıdır. canavarı yarattıktan sonra da tamamen bilimden soğuması ve cehaletin mutluluk getirdiğini savunarak kendi karakterine ters düşmesidir. frankenstein karakterinin çok gri bir bölgede yer alması hem sempatimizi hemde nefretimizi kazanmasını kaçınılmaz görüyorum.

    mary shelley yarattığı efsanevi karakterden dolayı her zaman kıskanacağım bir yazar olarak kalacaktır.
  8. mary wollstonecraft shelley'nin eşi ve lord byron ile girdikleri iddia sonucu ortaya çıkan ilk bilim kurgu romanı. gotik yanına rağmen bilim kurgu olarak sınıflandırılması dönemin deneylerinden ilham aldığı içindir. öncü kitaplardan biridir ve kesinlikle şeytan değildir doktor frankenstein'ın yaratığı. hayatı algılamaya başladığı ve okuma öğrendiği kısımlar bana hep bir dram gibi gelir. tam bir insandır burada. çeşitli klasikleri ve plutarkhos'u okur. dünyayı tanımaya başlar. kendini ve varlıkları sorgular. prototip bile denebilir. tanrı formunu algılayışımızla alakalı bir adımdır onun için de doktoru tanıması. ama tanrısı onu duygulardan mahrum bırakır ve canavara dönüştürür tam keşfetmeye adım atacakken. döneminden bağımsız da güzel bir romandır.
    sezgi