• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (0.00)
gargantua - françois rabelais
françois rabelais fransa'nın gelmiş geçmiş en büyük yazarlarından biridir. hayatı boyunca yazara kıral i.inci françois ve kıral ii.nci henri'nin himayelerini sağlayan, onu çağdaşlarının arasında ayrıcalıklı kılan bu eseri, aynı zamanda günümüze kadar onu izleyen en iyi filozofların zihnini beslemiştir. zaman zaman incelikli ve derin, her zaman neşeli, kendine özgü özellikleri olan fransız insanını dünya insanıyla bütünlemektedir. rabelais fransa'nın gelmiş geçmiş en büyük yazarlarındandır. gargantua ise onun dünya ölçüsünde bilinen başeseridir. açıkçası, yaba yayınları olarak şimdiye dek bu sevimli devin, aykırı, neşeli, şakayla karışık bol bol hayat dersi veren serüvenini genç kuşaklara sunamamaktan hayıflanıyorduk. ama sonuçta bu işi başardık. böylece 'genç kuşak kitapları' dizisinde yepyeni bir kitap daha sunmuş oluyoruz. dr. a. cengiz büker'in fransızca aslından türkçeye çevirdiği gargantua'yı elinizden bırakamayacağınızdan eminiz.
(tanıtım bülteninden)
  1. "hughette eyüboğlu'nun anılarından:
    kurtuluşundan kısa süre sonra sabahattin amcanın ağzından şimdiye kadar işittiğim en sert ve şiddetli cümleyi duydum.
    masa başında sert bir sesle bizlere; "beni tutuklatanlardan intikamımı alacağım!" dedi
    bu sös üzerine yıldırm çarpmışa dönerek ona ne kastettiğini sordum.
    "rabelais'nin gargantua'sını türkçeye çevireceğim" cevabını aldım.
    sonra büyük bir coşkuyla bize theleme manastırının kapısının üzerindeki kitabede yazılanları okudu.
    bu ne muazzam seviye farkıydı.
    bir yanda incir çekirdeğin doldurmayan ithamlarla bir insanın hürriyetini elinden alanlar,
    öte yanda elindeki tek silahı, edebi bilgeliği ile karşı koymaya çalışan bir insan!"

    ve kitabın başında şöyle bir şiir yazmıştır rebalais:

    bu kitabı okuyan okur dostlar
    atın içinizden her türlü kuşkuyu
    okurken de irkilmeyin sakın
    ne kötültük var içinde ne muzurluk
    doğrusu güldürmeden başka da
    bir hüner bulamayacaksınız pek
    başka yola gidemiyor gönlüm
    sizleri dertler içinde görürken
    gülen kitap yeğdir ağlayan kitaptan
    gülmektir çünkü insanı insan eden"

    kitap çok iyi diyebilirim. biraz ağır ilerliyor ama kitabın sonunda istediğinizi alacağınızdan kuşkunuz olmasın.
    not: ilerleyen günlerde o kitabede yazanı ekleyeceğim çünkü birazcık uzun. :)

    işte o kitabe de yazanlar:

    theleme tekkesinin büyük kapısı üstündeki yazıt:

    girmeyin buraya, ikiyüzlüler, yobazlar,
    kartlamış maymunlar, kalleşler, yağ tulumları,
    yampiri çarpık boyunlular, odun kafalılar
    got'lardan, ostrogot'lardan beter hödükler,
    sahte çilekeşler, takunyalı kara böcekler,
    kürklü dilenciler,safa pezevenkleri,
    kayış suratlı, şiş göbekli fitne tellalları,
    gidin başka yerde satın dolaplarınızı.

    iğrenç dolaplarınız
    kötülüklere boğar
    çayır çimenimi
    yalan dolanlarıyla
    türkülerimi bozar
    iğrenç dolaplarınız

    girmeyin buraya, doymak bilmez hukukçular, avukatlar,
    katipler, mübaşirleri halk kemiricileri,
    fetvacılar, evrakçılar, yalancı sofular,
    ve siz yargıç eskileri, siz ki tasmaya
    vurursunuz namuslu yurttaşları itler gibi,
    darağacıdır sizin hak ettiğiniz makan,
    gidin anırın orada! burada işlenmez
    sizin mahkemelerde işlenen haksızlıklar.

    davalar duruşmalar
    bizim burada ne arar
    burada yalnız keyif var
    sizin olsun bolundan
    dolambaçlı karmaşık
    davalar duruşmalar.

    girmeyin buraya,siz ey pinti simsarlar,
    oburlar, sömürgenler, durmadan toplayanlar
    dolandırıcılar, sinekten yağ çıkaranlar,
    kamburu çıkmışlar, yassı burunlar, sizler ki
    tıka basa altın doldurursunuz küplere,
    tıkanır tıkanır, doymak nedir bilmezsiniz,
    sizi gidi pis suratlı namert herifler sizi
    ölümlerin en beteri alsın hepinizi.

    insanlıksız suratlar
    gitsinler başka yerde
    saç sakal kestirmeye
    buraya yakışmazlar
    savulun bu tekkeden
    insanlıksız suratlar.

    girmeyin buraya, havlayıp duran köpekler,
    sabah akşam asık suratlı, kıskanç moruklar,
    siz de girmeyin hır çıkaran dırdırcılar,
    karısını hapsedip cinlere başvuranlar,
    yunan olsun latin olsun kurttan beter kişiler,
    ne de siz uyuzlar, frengiden çürümüşler,
    gidin başka yerde dökün kurtlarınızı,
    her yanları kabuk bağlamış yüzü karalar.

    yüz akı, ışık, oyun
    burada onlar var yalnız
    sevinçli türkülerle
    tüm bedenler sağlamdır
    yarar onlara çünkü
    yüz akı, ışık, oyun.

    siz girin buraya, baş üzre yeriniz var,
    buyurun sizler, soylu yiğitler, kahramanlar,
    kazancı, geliri bol yerdir bizim burası,
    gelin, büyük küçük yüzlerce, binlerce gelin,
    konuklanırsınız, ağırlanırsınız burada
    hele sizler, en yakın dostlarım olursunuz,
    siz güler yüzlü, şakacı, şen şakrak insanlar,
    siz bütün sözü sohbeti yerinde olanlar.

    sohbet ehli olanlar
    kötülükten arınmış
    bilge, ince insanlar
    insanca yaşamanın
    yolunu burada bulur
    sohbeti ehli olanlar.

    girin buraya sizler de, ki, kutsal incil'i
    açık dille sunarsınız, yılmayıp kimseden
    burası bir sığınak, bir kaledir sizlere
    sahte dilleriyle dünyayı zehirlemekten
    bıkmak bilmeyen o şirret sapıklara karşı.
    gelin ki kuralım burada yürekten inancı
    ve gelelim haklarından sözle ve yazıyla
    tanrı sözünün özüne düşman olanların.

    tanrı sözünün özü
    hiç kararmak bilmesin
    bu tertemiz tekkede
    her yüreği kuşatsın
    her ruh içine dolsun
    tanrı sözünün özü.

    girin buraya sizler, üstün soylu bayanlar,
    girina apaçık yürekle, ferah gönüllerle
    siz yüzleri nur saçan güzellik çiçekleri,
    girin baş eğmeden edepli vakarınızla
    şerefli insanların sarayıdır burası,
    özel buyruk verdi sizin ağırlanmanız için
    burasını bizlere cömertçe bağışlayan
    her şey için bol bol altın veren yüce kişi.

    bol bol verilen altın
    hayrına olur yarın
    altın verenin bol bol
    her ölümlü insanın
    olur derdine dermen
    bol bol verilen altın.