• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.47)
gattaca - andrew niccol
21. yüzyılda genetik mühendisliği çok gelişmiş ve bilimsel olarak kusursuz insanlar yaratılmaktadır. özel pozisyonlar için yetiştirilen bu yeni süper insan ırkı yüzünden, normal yollardan dünyaya gelmiş insanlar işsiz kalmakta ve ikinci plana itilmektedir. onlardan biri olan astronot adayı vincent, gattaca şirketinde ancak temizlikçi olarak iş bulabilecekken, komadaki bir atletin kan örneklerini ve kimliğini alarak iyi bir pozisyonda işe girer. fakat şirkette işlenen bir cinayet, olayı araştıran dedektifin dikkatini vincent'ın üzerinde yoğunlaştırmasına sebep olacaktır.
  1. gelecekte muhakkak yaşanacak olan genetik etik tartışmalara şimdiden çok güzel atmış, harika bir film. bilimkurgu demeye dilim varmıyor, bilimden çok kurgu içeriyor ve bunun dozu çok iyi ayarlanmış. hani bazı filmlerde inatla mantık hatası ararsın, bazılarında ise iyi niyetin üstündedir, olası bilimsel yanlışlara takılmazsın. gattaca ikinci türden bir film.

    ayrıca 97 model uma thurman ve son derece ingiliz aksanlı jude law içerir, aman dikkat.
  2. anlatılan ile anlaşılan hiçbir zaman aynı değildir. ben kısaca filmden anladıklarımı anlatmak istiyorum.

    ağır mı ağır !---- spoiler ----! içerir...

    filmde karanlık bir atmosfer hakim ve bu karanlık atmosfer tanrı iradesinin değil bilim iradesinin ürünü, kusursuz ve muhteşem yeteneklere sahip insanlar yaratan bilim, aynı zamanda yarattığı insanların mutsuz olmasını engelleyememekte. mutsuzluğun nedeni ise tutkuların tükenmişliği, tutkularının olmayışının bir kanıtı belkide... ileri bir çağda yaşayan insanların otomobillerinin modern estetikten yoksun oluşu. otomobillerin teknolojik donanımı ziyadesiyle ihtiyacı karşılamasına rağmen estetikten uzak...

    filmin başkarakteri vincent ise tanrı iradesinin bir ürünüdür diyebiliriz. bir nevi aşk ve tutkuyla meydana gelen bir oğuldur. kardeşiyse bilimi temsil etmekte ve birçok konuda tanrı iradesinden üstün konumda olduğunu gözler önüne sermektedir. yanılmıyorsam üç veya dört kez gördüğümüz deniz sahnesi kaosu temsil etmektedir. ve bu sahnelerin üçünde, bilim tanrı iradesine mağlup olmaktadır. çünkü bilim, yeni nesil insanın elinden şiddeti, aşkı, öfkeyi, tutkuyu söküp almaktadır. bilimin ürünü insanoğlu kaosa alışık değildir... bundan dolayıdır ki teknolojik gelişmelere rağmen suç mahallinde güvenlik kamerası bulunmaz.

    tekerlekli sandalyeleri incelediğimizde, ilkel olduklarını görürüz. çünkü sakat kalma, hastalanma riski çok azdır. bunun dışında final sahnesi düşündürücüdür. bilim, tanrı iradesini saf dışı etme inisiyatifini eline geçirdiği halde tanrı iradesinin galibiyetini engellemez...

    başarılı bulduğum bir film, bir de andrew niccol'un ilk filmidir.

    !---- spoiler ----!
  3. divxforever çeviri grubu (dftg) sayesinde tanıştığım, altyazılarında minik de olsa katkım olan 1997 yapımı başarılı bir film.


    bilimsel olduğu kadar duygusal da bir film.
    !---- spoiler ----!
    çok uzak gelecekte sipariş usülü, neredeyse kusursuz bebeklerin dünyaya geldiği bir dünyada normal doğum ile dünyaya gelenlerin gördüğü muamele ile sipariş insanların kusursuzluğunun anlatıldığı, insanların hayata karşı nasıl bir adalet içinde bırakıldığı gibi derin mevzular...


    !---- spoiler ----!
    izlerken insan ister istemez düşünüyor; bugünün dünyası da pek farklı değil sanki.
  4. muhakkak izlenmesi gereken filmlerden biri listemde üst sıraları zorlar.bilimsel ve insanı düşünmeye sevk eden tavsiye film
    arkhe