• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.65)
gazap üzümleri - john steinbeck
john steinbeck, gazap üzümlerim 1930'larda abd'de yaşanan büyük göç'ün bir anlamda destanı olarak kaleme aldı.

genç yaşlı, kadın erkek, binlerce emekçinin verimli topraklara yolculuğunu ve bir ulusun yaşadığı dönüşümü işleyen bu roman, aynı zamanda iyi bir yaşam düşüyle oklahoma'dan kalkıp kaliforniya'ya doğru yola çıkan joad ailesinin öyküsüdür.

steinbeck'in büyük bunalım dönemi sırasında amerika'da var olma savaşı veren insanların yaşamından yarattığı bu dram, toplumsal içeriği ve etik bakışıyla görkemli bir
atmosfer yaratırken, getirdiği insani boyutları ve yalınlığıyla da içten bir yapıta dönüşüyor.
  1. okumayı sevdiren kitaptır. hala 2-3 senede bir okurum.
  2. bağlılık, acı, sevinç, emek ve emeğin değeri, çaresizlik, paylaşmak, kanaat etmek, umut.
    hiç bitmeyen, sayfaları bittiğinde insanın içinde yaşamaya devam eden kitaplardan.
  3. sıkıntılarla dolu bir hayatı anlatmasına rağmen çok güzel bir kitaptır. özellikle açlık konusu o kadar iyi işlenmiş ki geceleri kitabı okurken canınız domuz eti çekebilir. bana öyle oldu biraz.
  4. oldukça eskilerde, gayet keyif alarak bir çırpıda okuduğum kitap. betimlemeler oldukça iyiydi. buram buram dram , yoksullluk ve kapitalizm eleştiri mevcut.aklımda portakal tarlaları, kamyonla taşınan işçiler, işçilerin toplu yaşadığı yerler ve sürekli aç insanlar kalmış. ayrıca 1940 yılında filmi çevrilmiştir.(bkz: the grapes of wrath - john ford)
    yoda
  5. okumak için çok geç kaldığımı anladım.
    o kadar etkilendim o kadar beğendim ki hemen arkasından okumaya başladığımbilinmeyen bir tanrıya - john steinbeckkitabı hafif geldi. daha sonrasındaki steinbecklerim; yukarı mahalle ve kısa süren saltanat ise baştan sarmadı ve şu an için kenarda bıraktım.

    ben hep amerika yolculuğunu beat kuşağı çılgınlığında okuyup öğrendim. new yorktan denvera, ordan batı sahiline, friscoya kadar uzanan, parasız geçen ama çılgınlıklarla dolu "on the road" tarzlarından.
    ama beat kuşağından önceki gerçek hayat öyle değilmiş.

    portakal renkli bir el ilanına inanan tüm orta ve doğu amerika çiftçileriı ellerinde satılabilcek neleri varsa satıyor ve altına hücum dönemine benzer bir "meyve bahçelerine hücum" eylemini başlatıyor. ancak sonu hüsran hayal kırıklığı. yolda verilen kayıplar, aç geçen günler, dayanmaya, güçlü kalmaya çalışan insanlar, perişan çocuklar, yakıp yıkılan kamplar ve insan gibi görülmeyen "oki"ler.

    okudukça aslında ne kadar da günümüze benzediğini fark ettim.türkiye californianın meyve bahçeleri, suriye- ırak halkı ise kötü bir yaşamdan, insan gibi yaşam hayaline koşarak buraya hücum eden yoksul "oki"ler. sokakta dileniyor, iş arıyor, parkta yatıp iftar çadırlarında beslenmeye çalışıyorlar. ama yürürken kimse dönüp bakmıyor artık. çünkü bunlar artık "normalleşti" vasıfsız işçi ücretleri düşmüş olabilir. emin değilim. çünkü iş arayan, yoksul, belki ekmeğe muhtaç insan çok ama iş az.

    umarım onlar biz ayrımı yapmadan; karşılıklı nefret oluşmaz ve sonumuz gazap üzümleri gibi olmaz.
  6. açlıktan ölmek üzere olan adama göğüslerinden süt emziren kadının anlatıldığı bölümü düşündükçe hala tüylerim diken diken olur.ayrıca yayıncı yazardan bu bölümü çıkarmasını istemiş ancak steinbeck eğer bu bölüm yayınlamazsa kitabıda yayımlamamasını söylemiş.
  7. yayınlandığı dönemde kaliforniyada, tarım şirketlerinin baskısıyla; kaliforniya insanını küçük düşürdüğü gerekçesiyle yasaklanmıştır.

    seni haklı olarak yerin dibine sokan kitabı sen de istemezsin. her kelimesini haketmişssin ama.*
  8. açlık, yoksulluk sefaletle yollarda geçen bir aile hikayesi. hep bir üzüntü barındırıyor kitap, tam mutlu olacaklar derken yeniden bir sorun, yeniden işsizlik, yeniden yollar... bütün bunlara ölümler, terkedilmeler de ekleniyor. bir ailenin başına gelebilecek bütün olsumsuzluklar anlatılıyor kitapta.

    kitap aynı zamanda bütünüyle bir eleştiri kitabı. yola düşmelerine yol açan kuraklık, küçük tarlaların birleşmesine sebep olan şirketleşme, bankacılık sistemi, vardıkları yerdeki vahşi kapitalizm, grev kırıcılık, komisyonculuk gibi herşey gizlice de değil açık açık anlatılıyor. 1930'lar amerikasında basılabilmesi şaşırtıcı, zira kitabın bir bölümünün sosyalizm propagandası olduğu dahi söylenebilir.