1. türkiye'nin en büyük 6.şehriydi.en azından ilkokuldayken öyle öğretilirdi.
    2 milyon nüfusa sahip ve son 3-4 yılda buna eklenen 300-400 bin suriyeli bu sayıya dahil değil.

    bir sanayi şehri.
    yemek kültürü dünyaca ünlü. unesco tarafondan gastronomi alanında ödüllü şehri.
  2. unlu'de beyran uzeri katmer ye sabahtan, oglen huseyin usta'da kusleme, aksam imam cagdasta patlıcan kebabı, 1 kilo baklava 1 kilo havuc dilimi paket, sonra ucakta uyumaca
  3. güneydoğu anadolu bölgesinde yer alan, türkiye'nin en kalabalık sekizinci şehri.

    sadece bir kez ve bir haftalığına gittim ancak son olmayacak benim için. o kadar hayıflandım ki ben buradayken. 'neden burada yaşamıyorum?, burada çok mutlu olurdum ben' diye diye gezdim bütün şehri.

    çok ama çok güzel bir mekan olan, ısrarla her akşam gidip oturduğumuz tahmis kahvesi'nde içtiğimiz zahter çayı, taze antep fıstığı, imam çağdaş'ın lahmacun ve kebabı, halil usta'nın küşlemesi, koçak'ın baklavası, aşina'nın yöresel yemekleri, özellikle gavurdağı salatası muhteşemdi. yemek konusunda çıtamız öyle yükseğe çıktı ki geri nasıl iner bilmem.

    bakırcılar çarşısını gezmek, buradan alışveriş yapmak, almacı pazarı ve çeşit çeşit ürünleri, gaziantep kalesini, bey mahallesini görmek, mağara kafesinde oturmak çok keyifliydi.

    zeugma mozaik müzesi'nde ise bildiğiniz ağlamak istedim. bu kadar güzel olmamalıydı, nasıl hayallerimin kat kat üstünde olabilirdi? içimden sürekli 'beni buradan almayın, ömrümü bu mozaiklere bakarak geçirebilirim ben' dedim durdum. o kadar uzun kaldık, o kadar inceledik ki görevlilerden birkaçı 'tarihçiler geldiğinde çıkamıyor zaten bu müzeden' dedi ki tarihçi değiliz ikimiz de. müze konusunda türkiye'nin yüz akı, herkesin görmesini isterim.

    suriyelilerden sonra nasıldır bilemiyorum ama öncesinde muhteşem bir şehirdi. tekrar görüşeceğiz antep.