• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
Yazar edgar morin
geleceğin eğitimi için gerekli yedi bilgi - edgar morin
ünümüzün yaşayan en önemli düşün adamlarından biri olan edgar morin, unesco'nun isteği üzerine kaleme aldığı bu kitapta, "geleceğin eğitimi" için temel alınacak yedi ana temayı ortaya koyarak, tartışıyor. morin, daha güzel daha yaşanabilir bir dünyada eğitimin hedefi ve ana ilkeleri ne olmalıdır, sorusuna yanıt ararken, insanın hem fiziksel, hem biyolojik, hem psişik, hem kültürel ve tarihsel, hem de toplumsal bir varlık olmasından yola çıkarak, gerekli yedi bilgiyi şöyle sıralıyor: bilmenin körlükleri: hata ve yanılsama, akla uygun bir bilginin ilkeleri, insanlık durumunu öğretmek, dünyalı kimliği öğretmek, belirsizlikleri göğüslemek, anlamayı öğretmek, insan türünün etiği.

edgar morin'in bu çok önemli eserine sunuş yazan değerli bilim insanı ioanna kuçuradi'nin değerlendirdiği gibi, bu "yedi bilgi", çok temel bir eğitim öğesi olan "değerlendirme eğitimi"nin farklı noktalarında yer alırken, diğer "bilgiler"le olan bağlantıları daha kolay görmemizi sağlıyor.
(tanıtım bülteninden)
  1. edgar morin’in yazdığı pedagojik üçlemenin sonuncu kitabıdır. morin’in bu kitabını dar bir alanda değerlendirmenin doğru olmayacağı kanısındayım. kitabın adını görünce akıllara hemen okul eğitimi geliyor. ben de bu yanılsamayla başladım okumaya. okudukça gördüğüm şey şu oldu, yazar insanın eğitiminin çok çok temelinde yer alması gereken ilkelerden bahsetmiş aslında. ve bunu yaparken uzun uzun anlatmayı seçmemiş. kavramların sınırlarını zorlamamış. 80-85 sayfa yanılmıyorsam. sayfa sayısının az olmasına aldırmadan okuyunuz. çok şey anlatıyor.

    kitapta en çok hoşuma giden nokta şu oldu. morin kitabın adında bahsedilen 7 bilgiyi her birine iki paragraf açıklama koyarak en başa koymuş. sonrasında tek tek her birini açıklamış. böylece siz kitap hakkında genel bir tutuma sahip olarak okumaya başlıyorsunuz. ve bu anlamayı bir nebze rahatlatarak okuyucuya kolaylık sağlıyor. en azından bende böyle olmuştu.

    !---- spoiler ----!

    1)bilmenin körlükleri : hata ve yanılsama

    “bilgi, şeylerin ya da dış dünyanın bir aynası değildir.”
    edgar morin bu bölümde bilme, bilgi kavramları üzerinde durmuş. mesela şöyle bir şey söylüyor “bilmenin ne olduğunu öğretmekten yana tavır almayışımız.”
    ben de ek olarak diyorum ki, öğretmekten yana tavır almıyoruz çünkü biz bilmenin ne demek olduğunu bilmiyoruz. bilmediğimiz için de öğretemiyoruz. aslında iş dönüp dolaşıp eğitimcilere geliyor.
    morin’in bu başlıkta savunduğu şey çok net aslında. bilme yetisi düşünceden gelir. onunla varolur. insanın bilme yetisini geliştirecek olan şey, hata yapmasına yol açacak olan ruhsal ve kültürel özelliklerini ve eğilimlerini inceleyerek eğitim ve öğretime dahil etmektir.
    yani bireyin öğrenimini ve yanılsamalarını etkileyen kültürel ve zihinsel faktörler ,eğitim sürecinde göz ardı edilmemelidir.

    2)akla uygun bir bilginin ilkeleri

    dikkatimi çeken ve en beğendiğim bölümlerin başında gelir. çünkü morin burda çok kibar bir şekilde “zeki ama kullanmıyor” minvalinde şeyler söylemiş. (*:swh) şaka bir yana aslında söylediği şey çok mantıklı. insan zihni zaten var olan tüm bilgileri sistematik olarak bütünleştirmeye yatkın bir varlık. eğitime düşen görevse bu yatkınlığı karmaşık bilgileri anlamayı sağlayan yöntemler üretip geliştirmek.
    “dünyaya ilişkin bilgilere erişim nasıl sağlanır ? ve bunları birbirine eklemleme ve düzenleme olanağı nasıl elde edilir ?”
    eğitimciler bilgiyi bireyin önüne hazır bir biçimde getirmek yerine bilgiye nasıl ulaşmaları ve bilgileri nasıl kullanmaları gerektiğini öğretmelidir. yoksa yoldan geçen sıradan bir insanda internetten çıktı alıp öğrenen kişiye al bunu oku diyebilir. eğitim bu değildir.

    3)insanlık durumunu öğretmek

    iki farklı kavramla karşılaşıyoruz bu bölümde. birlik ve çeşitlilik. bilimler arasında dağılan bilgileri toplayalım, düzenleyelim diyor kısaca. insanlara insanların birliğini ve karmaşıklığını göstererek bu birlik ve çeşitliliğin insanlar arasında kopmaz bir bağ oluşturduğunu ve bu bağı nasıl görebileceğimizi anlatıyor.
    sevmedim bu bölümü demek biraz çocukça olacak sanırım. anlayamadım belki de. kavram birliğinden bahsediyor zannımca. bakın aslında her şey aynı ama bir o kadar farklı. ve bunlar birbirine ölesiye bağlı diyor sanırım. ya da öyle bir şey.

    4)dünyalı kimliği öğretmek

    “şayet modernliğin adı ilerlemeye, tekniğe, bilime, ekonomik gelişmeye koşulsuz iman ise bu modernlik ölmüştür.”

    morin’in hepimiz aynı şeyleri yaşıyoruz, aynı şeylere ölüyoruz dediği bir bölüme geldik. çok güzel bir noktaya parmak basmış aslında. aynı kaderi paylaşıyoruz. aynı sorunları yaşıyoruz. ama yine de birbirimize düşman kesiliyoruz. ortak paydada buluşamıyoruz. bu kabullenemeyiş bireylerin psikolojisine yansıdığı kadar doğrudan eğitimi de etkiliyor. evvela bu dünyalı kimliği tanıtmalıyız insanlara. gerisi gelir diyor yazar.

    5)belirsizlikleri göğüslemek

    heh en sevdiğim bölüm.
    “yunanlı şair euripides’in, yirmi beş yüzyıllık formülü bugün her zamankinden daha günceldir. 'beklenen gerçekleşmez ve beklenmeyene yolu bir tanrı açar.'”

    bölümün özeti euripides’in bu sözü aslında. yaşamda ne tür şeylerin bizi beklediğini biliyor ve kendimizi buna hazırlıyoruz. ancak kaçırdığımız bir nokta var. beklenmeyenler. tarihe dönün bir bakın. kim derdi ki şu olay şöyle sonuçlanacak diyebileceğiniz bir dünya olay sıralarsınız. morin örneklerle destelemiş zaten. bir suikast vakasının dünya savaşına dönüşeceğini kim bilebilirdi ki ? kim beklerdi ? tanrı aşkına, hep olabileceklerden bahsediyoruz. kendimizi bunlara hazırlıyoruz. öyle bir şey geliyor ki başımıza apışıp kalıyoruz. doğru kararlar vermekten aciz kalıyoruz. niye ? beklenmeyeni beklemeyi öğrenemediğimiz için.

    “geçmiş için geçerli olan gelecek için de geçerlidir. patocka’nın dediği gibi : ‘oluş artık sorunsal bir nitelik kazanmıştır ve daima da öyle olacaktır.’ geleceğin adı belirsizliktir.”

    “öğretme yükümlülüğündeki herkesin, içinde yaşadığımız zamanın belirsizliğinin ön saflarında yer alması gereklidir.”

    6)anlamayı öğretmek

    morin geleceğin eğitiminin ürünü anlamayı öğretmek olmalıdır der. çünkü bireyler arasındaki iletişimin en temel ilkesi karşılıklı anlaşmadır. anlamanın olmadığı bir yerde iletişimin olmayacağı gibi eğitim de söz konusu olamaz.
    biz anlamayı, anlaşmayı çok gerilere attık. bu yüzden iletişim temel problemimiz. bu yüzden şiddet bu kadar yaygın. insanlar birbirlerini anlamadıkları için katil olmayı seçiyorlar. halbuki anlamayı öğrenmek, her yaştaki insanın temel sorumluluğudur. bu, önce kendisi sonra çevresindeki insanlar için bir gerekliliktir. yine kaçırılan noktaysa işi başka bir boyuta taşıyor. insanlar birbirlerini kendilerini anlamadıkları için anlamıyorlar. yani bireyin karşısındakini anlayabilmesinin temel şartı kendi benliğini anlamasından geçiyor. işte bu yüzden eğitimde anlama ve anlamayı öğretmek tahmin ettiğimizden çok daha önemli.

    “soyut düşünce, katilde bu soyut nitelikten başka bir şey görmez ve sadece bu nitelik yardımıyla onun insanlığının geri kalanını yok eder.” hegel

    anlayış etiğine değinmeden geçmeyeyim. morin bu etiğin çıkar beklemeden anlamamızı isteyen bir yaşama sanatı olduğunu söylüyor.
    "anlayış etiği bizden, anlayışsızlığı anlamamızı ister.
    anlama ne bağışlar ne de suçlar.
    mahkum etmeden önce anlamasını öğrendiğimizde insani ilişkileri insancıllaştırma yoluna girmiş olacağız."

    okurken ne kadar basit değil mi ? keşke hayatımıza da yansıtabilsek kolayca. hiç değilse dünya yaşanılabilir bir gezegen haline gelirdi.

    7)insan türünün etiği

    birey-tür-toplum arasındaki etikten bahsederken bireyin tür için türün toplum için yaşadığını söylüyor morin.

    öğretim iradesinin vatandaşlık sınırlarından çıkıp dünya yurttaşlığına yayılması gerektiğini savunuyor. öğretim amacı bu olmalıdır diyor. ki doğru söylüyor. eğitim, ırkçılığı değil birlikte yaşamayı öğretmelidir.

    “elimizde daha iyi bir geleceğin kapılarını açabilecek anahtarlar yok. önceden çizilmiş bir yol bilmiyoruz. “el camino se hâce al andar” (antonio machado) ‘yol yürüyerek alınır.’ ama kendi amaçlarımızı ortaya koyabiliriz: insanımsallaşmanın, bir dünya topluluğu içinde dünya yurttaşlığına erişme yoluyla insallaşmaya geçişin sürdürülmesiyle.”
    !---- spoiler ----!

    kısaca diyor ki, biz dünya vatandaşları olarak kendi amaçlarımız doğrultusunda bir eğitim öğretim sistemi gerçekleştirirsek insanileşiriz.
    yani yine eğitim diyor yine öğretim diyor.
    çünkü bunlar olmadan insan bir hiç.