• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.29)
genç bir doktorun anıları - mihail bulgakov
devrim zamanı rusya… karakışı aratmayacak kadar soğuk, kasvetli bir eylül günü, tıp fakültesinden yeni mezun olmuş bir doktor, şehirde çoktan unutulmuş geleneklerin ve boş inançların hüküm sürdüğü uzak bir kasabaya gelir. devrim, büyük şehirlerin merkezlerinde hayatı ve zihniyetleri altüst ederken, bu genç doktor ülkenin ücra bir bölgesinde kadercilikle ve batıl inançlarla zorlu bir mücadeleye girişir. zor bir doğum, hassas bir cerrahi müdahale, uzaktaki bir hastaya ulaşabilmek için şiddetli bir kar fırtınasına rağmen göze alınan bir yolculuk, ağrılarını dindirmeye çalışırken morfinman olan bir meslektaş… genç doktorun gündelik hayatında karşılaştığı bütün zorlu sınavlar, bulgakov'un elinde olağanüstü güçlü bir anlatımla, dram sınırlarında gezinen bir dokunaklılıkta öykülere dönüşür(tanıtım bülteninden) (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. yeni mezun bir doktorun kar, buz fırtınadan başka bir şey olmayan, en yakın meslektaşının kmlerce uzak olduğu bir yerde mesleğinin tecrübesiz zamanlarını geçirmesini, morfin bağımlılığını, devrimi bulgakov'dan başkası anlatamazdı sanırım.
  2. leopold leopoldoviç, leopold leopoldoviç,leopold leopoldoviç,leopold leopoldoviç...
  3. hasta öyküleri okumayı severim, farklı hayatlar, tecrübeler...
    bu kitapta da bir doktorun kaleminden hastaların ve doktorun yaşadıkları anlatılıyor ve en güzel olanı da 1900lerin başında olması... o zamanki sağlık olanaklarını da öğrenmiş oluyoruz böylece.

    en etkileyici bölüm bence "ters vaftiz"di. ters doğum hikayesi çok korkunç rahatsız edici ama güzeldi. oldukça etkilendim.

    ayrıca bir doktorun günlüğünden morfin bağımlılığı ve bağımlılığın kişiyi çöküşe sürüklemesi çok güzel anlatılmış. öykü değil roman olsaydı da aynı hevesle, heyecanla okurdum.

    ekleme: kitaptan alıntı:
    "susuzluktan ölmek morfine susayarak ölmekle karşılaştırılınca cennetten inme, kutsal bir ölüm gibi.... bu diri diri gömülüp de, tabutun içinde kalan son hava zerreciklerini yakalamak istercesine göğsünü tırmalamak gibi veya yakılan bir kafirin alevin dilleri bacaklarını ilk yaladığında inlemesi, debelenmesi gibi bir his olsa gerek."

    o ne güzel bir anlatımdır o...
  4. 6 aralık 2012 de başrolde daniel radcliffe'in oynadığı 2 sezonluk dizisi çekilmiş kitap. dizi de bence çok eğlenceliydi. sanayi ile beraber tıp biliminin ne kadar sıradışı bir hızda geliştiğini görüp, şaşırmamı sağlamıştı. mesela o yıllarda ameliyatları çıplak elle yapıyorlarmış. oysa derideki basit bir rahatsızlık, ameliyat olan hasta için ölümcül olabilir. latex eldiven bile bir devrim..
  5. bulgakovla ilerleyecek dostluğumuzun başlaması bu kitapla oldu..bir tıp fakültesi öğrencisi olarak heyecanlarımı,endişelerimi,korkularımı kısacası duygularımı birebir yaşayan bir karakter(bkz: dr.bomgard) olduğunu gördüm kitapta ve bu durum bu kitabı vazgeçilmezlerim arasına koydu.onlarca hasta kurtardıktan sonra tek bir hastanın kaybedilmesinin bile bir hasta yakını tarafından kafanıza doğru uçurulacak bir sandalyeye sebep olduğu durumların kitabın yazıldığı dönemlerde de var olduğunu üzülerek gördüm.(bkz: sağlıkta şiddet) tecrübesiz bir doktorun zorlu köy koşullarında ilk deneyimlerini,bir doktorun nasıl morfin bağımlısı olabileceğini,bolşevikleri okudum..

    ve..

    hepsini cok begendim..okunası bir kitap..
  6. özellikle hekimlige ilgi duyanların, tıp öğrencilerinin okurken büyük keyif duyacaklari bir kitap. yazarın olaylari anlatımı oldukca özgün. tabii çevirmenin de hakkını yememek lazim.
  7. bulgakov kişiliği diye bir tanım gerek. zira ölümcül yumurtalar kitabıyla bu kitabın yazarı aynı kişiler olamaz. olması demek tüm edebiyat kavramlarının şah damarına dayanan keskin bir bıçak demek.


    bu kitapta gözler önüne serilen nice karakterde hasta, nice farklı düşünüş, nice yaşama nedeni...

    ama tüm farklılıkların içinde bir ortak nokta: yaşamak isteği...