1. benim bu youserlardan birisi. akşam akşam 10 km yol yürüdüm, varlığından haberdar olmadığım sokaklar keşfettim pokemon go sayesinde.
  2. "bu benim" yazacak youser'ları takibe almak için sinsi gibi beklediğim başlık. ama bakın lütfen rica edeceğim sadece gezmeyin, gezi yazılarınızı bizimle de paylaşın. ben okumak için sabırsızlanıyorum zira.
  3. benim bu diyemiyorum çünkü o kadar çok insan gördüm ki bu tanıma dolu dolu sığan, kendime gezgin demekten utanırım. yolculukları seviyorum diyelim, yeni hikayelerle karşılaşmayı. bu arada haftaya gaziantep'e gidiyor olacağım, varsa güzel hikayeler ya da lahmacun ısmarlamak isteyen eheheh kırmızıyı yaksın lütfen.
  4. gezgin olmak hep hayalim. fakat yapacak cesaretim yok. gidebileceğim son noktaya kadar gitmek istiyorum. tüm hayatları görmek, yaşamak, yiyeceği, gülümsemeyi, acıyı, sevgiyi paylaşmak, sıcaklığı hissetmek, sadece yürümek, uzaklarda olmak, kendimi bulmak ve nefes almak istiyorum. insanlardan kaçmak kolay. ama o 50 yıldır tanıyormuşum diyebileceğim insanları tanımayı istiyorum. doğanın tek evim olmasını istiyorum. nasıl başlayabilirim ? tüm bu düzenden nasıl kurtulabilirim? insanları nasıl geride bırakabilirim? bilmiyorum.
    tek istediğim tümümünü görmek.
  5. henüz olmayan ama olmak için yaşam planını o şekilde çizen biri olarak umarım bir gün dolu dolu yazacağım ya da belki de tamamen teknolojiden uzaklaşıp o gezgin olma eylemini hücrelerime kadar hissedeceğim.

    kendi yolumu aşağı yukarı çizdim. her ne kadar planlardan ve tasarılardan nefret etsem de buna ulaşmam için belli krokiye sahip olmam gerekiyordu. 3/4'ünü tamamlamak üzere olduğum okulumu bitirip 2-3 sene de çalışarak para biriktirimi yaptığımda sanıyorum önümde engel kalmayacak. hayalini kurduğum en güzel şey özgürlük. bağımsız olma. yurttan, kendimden, toplumdan, öğretilerden...
    bazen ciddi anlamda sıkışıp boğulduğumu hissediyorum. sanki denize dalmışım da yüzeyine çıkmama izin vermiyorlarmış gibi. boğuluyorum ama yaşıyorum. kendimi nerede kaybettiğimi bulmak yerine başka bir nefes ile yeniden filizlenirim belki. cesaret edebileceğim en güzel şey bu! sınırlara sıkışan insanlar düşüncelerini de o sınırlar dahilinde ve belki bir fanus içinde kapalı tutmak durumunda kalıyor. sığmıyor ütopya. açılmak gerek, keşfe önce benlikten başlayıp sonrasında düşünceleri ferahlatmak gerek. doğan güneş bizi çağırıyor, peşine takılıp gitmek, belki de olanca gücümle kaçmak istiyorum. ihtiyacım olan çok şey yok, bir harita, bir bisiklet, biraz da yaşamak için gereken materyaller. mesela su! hepsi bu.
  6. benim bu, hayatımda gezmekten öteye bir anlam yok. mesela şu an evdeyim ancak içimdeki gezgin ruh beni birazdan alıp okula götürebilir. hem de bunu tam bir anlamıyla özgür olarak yapacağım. oradan yemek yemeye, kahve içmeye, spor yapmaya... artık ayaklarım nereye götürürse. tabi ki gecenin sonunda, tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıdır.
  7. gezgin olabilmek için paraya ihtiyacınız yok en azından çok paraya. üniversitedeyken otostop ile anadolu turuna çıkmıştık 1 arkadaşım ile beraber kastamonu başlangıç olmakla birlikte ardından bartın amasra safranbolu trabzon trabzon'dan dönüş direk istanbul ve istanbul dan sakarya izmit bolu karabük ve kastamonu. max. harcadığımız tutar 500tl 2 ay öğrenim kredisinin yarısını kenara atarak bulduğumuz para sadece. inanılmaz eğlence oluyor tatilllerinizi bu şekilde değerlendirin
  8. aşağıdaki şehirlerle ilgili isteyen youserlara bildiklerimi aktarabilirim,ancak gidip geldikten sonra "yok sen şöyle demiştin de ,bura şöyleymiş " " yahu biz 1 € daha ucuza bulduk ama onuuu" olmasın

    amsterdam
    bologna
    sevilla
    granada
    paris*
    phuket*
    venedik
    lizbon
    porto
    barselona
    roma
    viyana
    prag
    varşova
    krakow
    belgrad
    brugge
    berlin


    ayrıca aşağıdaki şehirlere de panoromik ve/veya yarım gün - bir kaç saat uğramışlığım var bazı bazı işe yarar bilgiler verebilirim.

    malaga (picasso müzesi var başka da bir şey yok)
    milano (müthiş katedral + müthiş bi pizzacı tavsiye edilebilir)
    parma (parmesanın anavatanı san secondo parmense kasabası bu şehirde,kasabaya nasıl gidilir,nerde ne yenir,nasıl gözlemlenir,üretim saati kaç hepsi burda)
    basel
    verona (romeo ve juliette'ın meşhur terası ve çok iyi korunmuş bir arena )

    *edit ; bir kaç mesaj aldım,her başlığa ayrı ayrı yazmaya çalışacağım.:)
    amsterdam,granada,bologna ve milano editleri geldi :)
  9. daha önce hiç sultanbeyli ye gitmedim. oralara gidip paşa dönerde bir hovardalık yapma niyetim var. bağcıların cazibe merkezi semtlerine gidip bilardo da oynayabilirim. beylikdüzü tarafındaki plastik parklarda sigara içmekte kulağa fena gelmiyor.